Category Archives: Nazım Hikmet

Yürümek

yürümek; yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak, havaları boydan boya yarıp ikiye karanlığın gözüne bakarak yürümek.. yürümek; dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup, kelleni orta yere yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek .. yürümek; yolunda pusuya yattıklarını, arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek .. yürümek; yürekten gülerekten yürümek …

Merhaba Çocuklar

nâzım, ne mutlu sana cân ü gönülden, ferah ve emin, «merhaba,» diyebildin. sene 940. aylardan temmuz. ayın ilk perşembesi günlerden. saat : 9. mektuplarınıza böyle mufassal tarih atın. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki en kalın kitaptan çok yazısı var : ayın, günün ve saatın. merhaba, çocuklar. bir geniş bir büyük «merhaba» demek, sonra bitirmeden sözümü… Read More: Merhaba Çocuklar »

Gövdemdeki Kurt

sen benim minare boyunda çam gövdeme, yumuşak beyaz bir kurt gibi girdin, kemirdin! ben barsaklarında solucan makdonaldı besleyen İngiliz amelesi gibi taşıyorum seni içimde! biliyorum kabahat kimde! ey ruhu lordlar kamarası kadın! ey uzun entarili tüysüz puankare! karşımda: demirleri kıpkızıl bir şimendifer ocağı gibi yanmak senin en basit hünerin; yine en basit hünerin senin buzun… Read More: Gövdemdeki Kurt »

Ceviz Ağacı

başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz, ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında, budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz. ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında. ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında, yapraklarım suda balık gibi kıvıl kıvıl. yapraklarım ipek mendil gibi tiril tiril. koparıver, gözlerinin, gülüm, yaşını sil yapraklarım ellerimdir tam yüz bin… Read More: Ceviz Ağacı »

İntizar

(bir müteverrimenin başucunda) Ölecek anladık artık iyicekalbimiz şimdiden hicrile dolu“her günün ufkunu sarınca gece”“diyoruz belki son akşamıdır bu” hayata gözleri yorgun hümmalıher yeni sabahtan ümit arayanbu kadının ruhu çok muammalıgülüyor ağzından boşandıkça kan biz bugün en acı yarayı deştikelemle inlerken şimdi kalbimizbilmem ki neden hiç düşünmemiştikaynı uzun yolların yolcusuyuz biz

Yol Türküsü

alnımızda yanar gençliğin tacı yorgunluğun anasını satarız elimizde neşemizin kırbacı ufukları önümüze katarız göğsümüz kuvvetli , gönlümüz temiz tükenmez yolları tüketiriz biz ne saray,ne hamam,ne han isteriz nerde gün batarsa orda yatarız sabah burdaysak,akşam ordayız günlerin peşinde bir hovardayız bazı mısra gibi dudaklardayız bazı “kimsin” diye soran bulunmaz hey anam hey!yolcu yolunda gerek bazı altımızda… Read More: Yol Türküsü »