Category Archives: Nazım Hikmet

Şehit dayıma

İntikamım alın diyeŞehit dayım inlemerahat oturbana bakıp beni öyle titretmeİntikamın alınacak sen eyŞehitlerin evladıİntikamın alınacak sen eyoğuzların ahfadı

Salkımsöğüt

akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! ah ne yazık! ne yazık ki ona dörtnal giden atların… Read More »

Hürriyet Kavgası

yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, dalga dalga aydınlık oldular, yürüdüler karanlığın üstüne. meydanları zaptettiler yine. beyazıtta şehit düşen silkinip kalktı kabrinden, ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını yıktı Şahmeranın mağarasını. daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. safları sıklaştırın çocuklar, bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

Bir Hazin Hürriyet

satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan yoğurursun bütün nimetlerin hamurunu. büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı karun etmek hürriyetiyle hürsün! sen doğar doğmaz dikilirler tepene, işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan değirmenleri, büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan hürriyetiyle hürsün! başın ensenden kesik gibi düşük, kolların iki yanında upuzun, büyük hürriyetinle… Read More »

Vatana

ey zavallı vatanımneden böyle ağlıyorneden midir, çünkü onaevlatları bakmıyor……….. oğul– bakmaz isem ben sanaharam olsun türklük banaİşte ana gidiyoruzvatan için ölmeyegidiyorum öleceğimdönmeyeceğim geriye … ana– git oğlum gitvatanına hizmet etvatan için kanınıher şeyini feda etnişanlına köyüneher şeyine veda et … oğul– gidiyorum ben anaselam söyle babamayavukluma söyle kiağlamasın hiç bana 23 Şubat 1330 (8 mart… Read More »

Ölüme Dair

buyrun, oturun dostlar, hoş gelip sefalar getirdiniz. biliyorum, ben uyurken hücreme pencereden girdiniz. ne ince boyunlu ilâç şişesini ne kırmızı kutuyu devirdiniz. yüzünüzde yıldızların aydınlığı başucumda durup el ele verdiniz. buyrun, oturun dostlar hoş gelip sefalar getirdiniz. neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor? osman oğlu hâşim. ne tuhaf şey, hani siz ölmüştünüz kardeşim. İstanbul limanında… Read More »