Category Archives: Nazım Hikmet

Hasret-2

denize dönmek istiyorum! mavi aynasında suların: boy verip görünmek istiyorum! denize dönmek istiyorum! gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider! gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder. elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter. ve madem ki bir gün ölüm mukadder; ben sularda batan bir ışık gibi sularda sönmek istiyorum! denize dönmek istiyorum! denize dönmek istiyorum!

Bu Vatana Nasıl Kıydılar

İnsan olan vatanını satar mı? suyun içip ekmeğini yediniz. dünyada vatandan aziz şey var mı? beyler bu vatana nasıl kıydınız? onu didik didik didiklediler, saçlarından tutup sürüklediler. götürüp kâfire : «buyur…» dediler. beyler bu vatana nasıl kıydınız? eli kolu zincirlere vurulmuş, vatan çırılçıplak yere serilmiş. oturmuş göğsüne teksaslı çavuş. beyler bu vatana nasıl kıydınız? günü… Read More: Bu Vatana Nasıl Kıydılar »

Yangın

yanıyor! yanıyor! müthiş terrakelerÇekiyor aguşuna o adüvv-i beşervaldeler haneler yetimlersemaya kalkmış istimdat eden ellervaldesiz pedersiz kalmış masumlargaipten halikten medet beklerbir zaman pür-gurur gezen zenginlerŞimdi hakirbakıyor bu nar-ı cehenneme gözler dalıyorağır ağırher yerde ah ü eninher yerde iftiraktalilerine isyan ediyorbütün bu halk. 6 kanun-ı evvel 1330 (19 aralık 1914)

Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası

demirhane bacası ki yağmurda ümitsiz ve müntekim dururdu. ve rüzgâr ki kendini kaldırıp kaldırıp demirhane bacasına vururdu. ve siyah bir yelken gibi gece rüzgârdayken, sahip değilken ağaçlar dallarına, kuşlar kanatlarına, ve çekerken karanlıktan yıldırımları toprak, insanlar ve âletler bırakıp kaldırımları derin uykulardayken bir zemin katında bir çocuk doğdu. yıldızlar teker teker deste deste yandılar. yıldızlar,… Read More: Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası »

Hasret-1

yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli belini sarmayalı gözünün içinde durmayalı aklının aydınlığına sorular sormayalı dokunmayalı sıcaklığına karnının. yüz yıldır bekler beni bir şehirde bir kadın. aynı daldaydık aynı daldaydık aynı daldan düşüp ayrıldık aramızda yüz yıllık zaman yol yüz yıllık. yüz yıldır alaca karanlıkta koşuyorum ardından.

Bulutlar Adam Öldürmesin

analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. sizi de bir ana doğurmadı mı? analara kıymayın efendiler. bulutlar adam öldürmesin. koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. bulutlar adam öldürmesin. gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. elbet böyle sizi de aradılar. gelinlere kıymayın efendiler.… Read More: Bulutlar Adam Öldürmesin »