Tag Archives: bir

Gövdemdeki Kurt

sen benim minare boyunda çam gövdeme, yumuşak beyaz bir kurt gibi girdin, kemirdin! ben barsaklarında solucan makdonaldı besleyen İngiliz amelesi gibi taşıyorum seni içimde! biliyorum kabahat kimde! ey ruhu lordlar kamarası kadın! ey uzun entarili tüysüz puankare! karşımda: demirleri kıpkızıl bir şimendifer ocağı gibi yanmak senin en basit hünerin; yine en basit hünerin senin buzun… Read More: Gövdemdeki Kurt »

İntizar

(bir müteverrimenin başucunda) Ölecek anladık artık iyicekalbimiz şimdiden hicrile dolu“her günün ufkunu sarınca gece”“diyoruz belki son akşamıdır bu” hayata gözleri yorgun hümmalıher yeni sabahtan ümit arayanbu kadının ruhu çok muammalıgülüyor ağzından boşandıkça kan biz bugün en acı yarayı deştikelemle inlerken şimdi kalbimizbilmem ki neden hiç düşünmemiştikaynı uzun yolların yolcusuyuz biz

Ölüme Dair

buyrun, oturun dostlar, hoş gelip sefalar getirdiniz. biliyorum, ben uyurken hücreme pencereden girdiniz. ne ince boyunlu ilâç şişesini ne kırmızı kutuyu devirdiniz. yüzünüzde yıldızların aydınlığı başucumda durup el ele verdiniz. buyrun, oturun dostlar hoş gelip sefalar getirdiniz. neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor? osman oğlu hâşim. ne tuhaf şey, hani siz ölmüştünüz kardeşim. İstanbul limanında… Read More: Ölüme Dair »

Giderayak

giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak. ceylanı kurtardım avcının elinden ama daha baygın yatar ayılamadı. kopardım portakalı dalından ama kabuğu soyulamadı. oldum yıldızlarla haşır neşir ama sayısı bir tamam sayılamadı. kuyudan çektim suyu ama bardaklara konulamadı. güller dizildi tepsiye ama taştan fincan oyulamadı. sevdalara doyulamadı. giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak

Rübap

uzakta inleyen şu rübap neden?böyle gecelerden teselli ararruhuma aşina bu titremedenanladım onun da bir hicranı var her name bir hayal yaşatıyorduŞarkın efsaneli köşelerindengeçenler durup bu kim diye sordugecenin koynuna füsun serperken ruhları uyutan bir şuh sihirbazbu içli kadının nermin ellerielinde inleyen o esiri sazyasla mı uyuttu şen sahilleri?

Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası

demirhane bacası ki yağmurda ümitsiz ve müntekim dururdu. ve rüzgâr ki kendini kaldırıp kaldırıp demirhane bacasına vururdu. ve siyah bir yelken gibi gece rüzgârdayken, sahip değilken ağaçlar dallarına, kuşlar kanatlarına, ve çekerken karanlıktan yıldırımları toprak, insanlar ve âletler bırakıp kaldırımları derin uykulardayken bir zemin katında bir çocuk doğdu. yıldızlar teker teker deste deste yandılar. yıldızlar,… Read More: Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası »