Yüreğim
i yüreğim ıslaktır benim kuytularda ağlamaktan ve hafif uçuktur rengi kurusun diye kaç kez günese asılmaktan ii barış yüreğimde çam kokulu bir orman varsın konsun dallarına savaş denilen yaşlı ağaçkakan iii yüreğim ilk şiirim
i yüreğim ıslaktır benim kuytularda ağlamaktan ve hafif uçuktur rengi kurusun diye kaç kez günese asılmaktan ii barış yüreğimde çam kokulu bir orman varsın konsun dallarına savaş denilen yaşlı ağaçkakan iii yüreğim ilk şiirim
virgül hiç susmayan bir davulun tokmağı çağırır kelimeleri kağıtlardaki düğüne nokta tepeden inme sonradan görme son verir yazının özgürlüğüne biraraya geldiklerinde hemen çıkar üste acımasız nokta virgül ise gariban boynu bükük ezilir altta
Ödünsüz bir sobanın yanında titreyen çocuğu görse yağmur gözyaşlarını odaya tavanarasındaki delikten usulca bırakır
Çay bardağında bırakılan dudak payı kadar bile uzak kalamam gözlerine yakın olsun isterim ellerime ellerin yanındakı beton binaya yaslanması gibi köhne bir evin seni bir çivi gibi çaktım çünkü beynime ve toplayıp bütün kerpetenleri attım denize
kuru bir ot gibi yaşıyorum gözlerden uzak patika bir yolun kıyısında tek suçum sap olmamak baltanın kanlı oyunlarına ama yine de umut dolu kalbim belki bir dişi kuş taşır beni diye daldaki yuvasına
büyüdü gözleri büyüdü yuvarlandı boşluktan bir duvar çöktü ansızın bir ayna parçalandı bir adam çıldırdı yokluktan elleri vardı damar damar parmakları vardı ince uzun saçları vardı okşanmamış dudakları vardı öpülmemiş gözleri vardı mahzun. bir böcek girdi kafatasına kemirdi ümitlerini bütün beklemekten çatladı dudakları uzattı ellerini var olmaktan öteye duydu çağrışını ölümsüzlüğün. nasırlı ayaklarına prangalar ak… Read More: Yoklukta Bir Adam »