Category Archives: Ümit Yaşar Oğuzcan

Güller ağlar içimde

ne zaman ayrılık saati gelse en vazgeçilmez yerinde yaşamınduysak ayak seslerini akşamınve sokaklardan elayak çekilsebir ürpertiyle duyarım o zamanseni çağıran sesi uzaklardan ne zaman ayrılık saati gelsebir gariplik çöker içime birdenkalan tek anı gibi bir devirdendurmadan çalınır o gamlı bestesanki bilir dem hazin öykümüzübulutlar ağlar, kararır gökyüzü ne zaman ayrılık saati gelsebir çaresizliğe anlatır gibibirden… Read More »

Hatırlama

ne zaman elime bir kalem alsam sana seslenmek geliyor içimden güzelliğini hatırlıyorum bir yaz günü yine gemiler geçiyor uzaklardan biz yosun kokulu rıhtımlarda el ele Şehirlerden istanbul,aylardan temmuz ne zaman elime bir kalem alsam geçmişi seninle yeniden yaşiyoruz ne zaman elime bir kitap alsam hep seni okuyorum inanır mısın istiyorum seni anlatmalı bütün romanlar sevilen… Read More »

Gün Batımı

yaklaşan ayak sesleridir akşamınŞafaktan çıkmış bu uzun yolculuğabir gelen var uzaktan soluk soluğakapkara gözleri hüzünlü ve dalgınakşam, rüyalarımıza giren o esmer kadın İşte! açılmış dipdiri göğüsleribir vuslat gecesine çagırır bizive ansızın büyüler gözlerimizisaçlarında o yıldız yıldız süsleriŞair “hoyrattır” diyor akşam üstleri hoyrattır evet, o bütün aldanmışlaryüz karası fahişeleri dünyamızınen vazgeçilmez yerinde rüyamızıngelir, gözlerinde o vahşi… Read More »

İstanbul Yoktu Sen Olmasan

ben nice İstanbul?lular gördüm sana gelinceye kadar kirli paçavralara benzerdi insanları dostluktan, vefadan yoksun. bölünmüş, dağılmış, parçalanmış ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun. yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri bir tutsam yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri evlerinde bulduğum yalnızlık sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı. günler boyunca bir başka karanlık gelirdi karanlığın biri kaybolunca güneşler… Read More »

Yoklukta Bir Adam

büyüdü gözleri büyüdü yuvarlandı boşluktan bir duvar çöktü ansızın bir ayna parçalandı bir adam çıldırdı yokluktan elleri vardı damar damar parmakları vardı ince uzun saçları vardı okşanmamış dudakları vardı öpülmemiş gözleri vardı mahzun. bir böcek girdi kafatasına kemirdi ümitlerini bütün beklemekten çatladı dudakları uzattı ellerini var olmaktan öteye duydu çağrışını ölümsüzlüğün. nasırlı ayaklarına prangalar ak… Read More »

İnsanoğlu

– i – ne tuhaftır şu insanlar kimi zincirler içinde hür kimi esir olmaktan bahtiyar kimi de benim gibi bin bir şeyi düşünür ne tuhaftır şu insanlar kimini yel alır, su götürür kiminin çilesi sürer mezara kadar kimi de gününü gün etmeyi düşünür – ii – İnsan insanın kadrini bilmezmiş meğer anlaşılamadı gitti mısralarım Çünkü;… Read More »