Category Archives: Nazım Hikmet

Gözlerin

gözlerin gözlerin gözlerin ister hapisaneme, ister hastaname gel, gözlerin göozlerin gözlerin hep güneşte, şu mayıs ay sonlarında öyledir işte antalya tarafında ekinler seher vakti. gözlerin gözlerin gölzerin kaç defa karşımda ağladılar çırılçıplak kaldı gözlerin altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve cırılçıplak, fakat bir gün bile güneşsiz kalmadılar. gözlerin gözlerin gözlerin, gözlerin bir mahmurlaşmaya görsün… Read More »

Büyük İnsanlık

büyük insanlık gemide güverte yolcusu tirende üçüncü mevki şosede yayan büyük insanlık. büyük insanlık sekizinde işe gider yirmisinde evlenir kırkında ölür büyük insanlık. ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter pirinç de öyle şeker de öyle kumaş da öyle kitap da öyle büyük insanlıktan başka herkese yeter. büyük insanlığın toprağında gölge yok sokağında fener penceresinde cam… Read More »

Saat 21-22 Şiirleri

ne güzel şey hatırlamak seni:ölüm ve zafer haberleri içinden,hapisteve yaşım kırkı geçmiş iken.. ne güzel şey hatırlamak seni:bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elinve saçlarındavakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının..İçimdeki ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti..parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,güneşi bir rahatlıkve etin daveti: kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık..ne güzel şey… Read More »

Yürümek

yürümek; yürümeyenleri arkasında boş sokaklar gibi bırakarak, havaları boydan boya yarıp ikiye karanlığın gözüne bakarak yürümek.. yürümek; dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup, kelleni orta yere yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek .. yürümek; yolunda pusuya yattıklarını, arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek .. yürümek; yürekten gülerekten yürümek …

Merhaba Çocuklar

nâzım, ne mutlu sana cân ü gönülden, ferah ve emin, «merhaba,» diyebildin. sene 940. aylardan temmuz. ayın ilk perşembesi günlerden. saat : 9. mektuplarınıza böyle mufassal tarih atın. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki en kalın kitaptan çok yazısı var : ayın, günün ve saatın. merhaba, çocuklar. bir geniş bir büyük «merhaba» demek, sonra bitirmeden sözümü… Read More »

Gövdemdeki Kurt

sen benim minare boyunda çam gövdeme, yumuşak beyaz bir kurt gibi girdin, kemirdin! ben barsaklarında solucan makdonaldı besleyen İngiliz amelesi gibi taşıyorum seni içimde! biliyorum kabahat kimde! ey ruhu lordlar kamarası kadın! ey uzun entarili tüysüz puankare! karşımda: demirleri kıpkızıl bir şimendifer ocağı gibi yanmak senin en basit hünerin; yine en basit hünerin senin buzun… Read More »