Category Archives: Nazım Hikmet

Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-5

saat beşte akşam oluyor : insanın üstüne doğru yürüyen bulutlarla. yağmur taşıdıkları belli. birçoğu elle tutulacak kadar alçaktan geçiyorlar… bizim odanın yüz mumluğu, terzilerin gaz lambası yandı. terziler ıhlamur içiyorlar… kış geldi demektir… Üşüyorum. fakat kederli değilim. yalnız bize mahsus bir imtiyazdır : kış günleri hapisanede, sade hapisanede değil, bu kocaman bu ısınası bu ısınacak… Read More: Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-5 »

Ölümün sırrı

Ölümün sırrını sordum bir gencegüldü de bu ani suale önceÖlüm dedi, ölüm bir hiçtir bencegençliğimi yalnız aşk ile ördüm rast geldim ak saçlı bir ihtiyaralanetler ederdi bir eski yaresorunca ölümü dedi bir çareÇünkü rüya gibi bir hayat sürdüm bu sırrı sormağa karar verdim benhayatı hicranla dolu ölüdenbaktı boş gözlerle ayet okurkendedi ben hayatı ölümde gördüm

Yaşamaya Dair-1

yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesala, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani, bütün işin gücün yaşamak olacak. yaşamayı ciddiye alacaksın, yani, o derece, öylesine ki, mesala, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut, kocaman gözlüklerin, bembeyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar… Read More: Yaşamaya Dair-1 »

Karlı Kayın Ormanında

karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin. efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin? ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır. İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır? memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak. ben ordan geçerken biri : “amca, dese, gir içeri.” girip yerden selâmlasam hane içindekileri. eski takvim hesabıyle bu… Read More: Karlı Kayın Ormanında »

Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-4

sıcaklar bildiğin gibi değil ve ben ki yalı uşağıyım, deniz ne kadar uzak… İkiyle beş arası cibinliğin altına uzanarak ter içinde kımıldanmadan gözlerim açık dinliyorum sineklerin uğultusunu. biliyorum : şimdi avluda duvarlara çarpıyorlardır suyu, kızgın, kırmızı taşlar tütüyordur. ve dışarda, otları yanmış kalenin eteğinde bir kezzap aydınlığı içindedir simsiyah kiremitleriyle şehir… geceleri birdenbire rüzgâr çıkıyor.… Read More: Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-4 »

O gece deniz

birden rüzgar hayat gibi esincekaranlıklar ağır ağır gerindidenizdeki içli hayat bu gecesonu gelmez ölümden de derindi bu ilahi büyüklüğün nefesidoldurmuştu nihayetsiz boşluğuandırırdı hayattaki son sesidalgaların sahildeki soluğu