Tag Archives: ya

Şeyh Said Gerçeği Bölüm-2: Şeyh Said

ŞEYH SAİD Şeyh Said’in kökleri üç kuşak ötede, dedesi Şeyh Ali ile bölgede din sahnesine çıkıyordu.Şeyh Ali, Mevlana Halid’in öğrencilerindendi. Bağdatlı lakabıyla da tanınan Mevlana Halid, 1776-1827 yılları arasında yaşadı. Nakşibendî şeyhi ve Nakşibendî tarikatını Kürtlere aşılayan kişiydi. Şam’da oturuyordu. Ama Kürtler arasında ve İstanbul’da etkin bir taraftarı vardı. Mevlana Halid şairdi. Şiirlerinden derlenen Divanı,… Read More: Şeyh Said Gerçeği Bölüm-2: Şeyh Said »

Şeyh Said Gerçeği Bölüm-2: Seyid Abdulkadir

Seyid Abdulkadir “Kürdistan Teali Cemiyeti”, İstanbul’da Cağaloğlu’nda Sıhhat ve İçtimai Muavenet Umum Müdürü Dr. Abdullah Cevdet Bey’in apartmanında Seyit Abdülkadir ve arkadaşlarınca kuruldu. 6 “Hüseyin Şükrü (Baban) Bey, Dr. Şükrü Mehmet (Sekban) Bey, Muhittin Nami Bey, Baban zade Hikmet ve Aziz Beylerce 1918 yılı Eylül ayında İstanbul’da kurulan Cemiyet Başkanlığına Seyit Abdülkadir’i, başkan yardımcılıklarına Mehmet… Read More: Şeyh Said Gerçeği Bölüm-2: Seyid Abdulkadir »

Şeyh Said Gerçeği Bölüm-1: Önsöz – Giriş

BİRİNCİ BÖLÜM ÖNSÖZ Kürt isyanları hakkında, bugüne kadar; sayısız makale, röportaj, araştırma yazısı ve pek çok da kitap yayımlandı. Yazdıklarına karşılık hayatının yarısını cezaevinde geçirerek bedelini ödeyen İsmail Beşikçi, Mehmet Bayrak ve benzeri birkaç kalemi hariç tutarsak öteki çalışmalar birbirinin tekrarı ve benzeridir.

Ölüme Dair

buyrun, oturun dostlar, hoş gelip sefalar getirdiniz. biliyorum, ben uyurken hücreme pencereden girdiniz. ne ince boyunlu ilâç şişesini ne kırmızı kutuyu devirdiniz. yüzünüzde yıldızların aydınlığı başucumda durup el ele verdiniz. buyrun, oturun dostlar hoş gelip sefalar getirdiniz. neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor? osman oğlu hâşim. ne tuhaf şey, hani siz ölmüştünüz kardeşim. İstanbul limanında… Read More: Ölüme Dair »

Karıma Mektup

bir tanem! son mektubunda: -başım sızlıyor yüreğim sersem!- diyorsun. -seni asarlarsa seni kaybedersem,- diyorsun, -yaşayamam!- yaşarsın, karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yol sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. fakat emin ol ki,… Read More: Karıma Mektup »

Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-4

sıcaklar bildiğin gibi değil ve ben ki yalı uşağıyım, deniz ne kadar uzak… İkiyle beş arası cibinliğin altına uzanarak ter içinde kımıldanmadan gözlerim açık dinliyorum sineklerin uğultusunu. biliyorum : şimdi avluda duvarlara çarpıyorlardır suyu, kızgın, kırmızı taşlar tütüyordur. ve dışarda, otları yanmış kalenin eteğinde bir kezzap aydınlığı içindedir simsiyah kiremitleriyle şehir… geceleri birdenbire rüzgâr çıkıyor.… Read More: Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-4 »