Rusya’nın uzak doÄŸusunda bulunan Primorye bölgesinde yiyecek bulamayan ayı, bir okula girdi.Okumaya devam et »
Rusya’nın uzak doÄŸusunda bulunan Primorye bölgesinde yiyecek bulamayan ayı, bir okula girdi.
sıcaklar bildiğin gibi değil
ve ben ki yalı uşağıyım,
deniz ne kadar uzak…
İkiyle beş arası
cibinliğin altına uzanarak
ter içinde
kımıldanmadan
gözlerim açık
dinliyorum sineklerin uÄŸultusunu.
biliyorum :
ÅŸimdi avluda
duvarlara çarpıyorlardır suyu,
kızgın, kırmızı taşlar tütüyordur.
ve dışarda, otları yanmış kalenin eteğinde
bir kezzap aydınlığı içindedir
simsiyah kiremitleriyle ÅŸehir…
geceleri birdenbire rüzgâr çıkıyor.
sonra kayboluyor birdenbire.
ve karanlıkta canlı bir mahluk gibi soluyup,
yumuşak, tüylü ayaklarıyla dolaşarak
bizi bir şeylerle tehdit ediyor sıcak.
ve zaman zaman
ürpermelerle duyuyoruz derimizin üstünde
bir korku halinde tabiatı…
bir zelzele olabilir.
zaten üç günlük yere geldi,
salladı çapanoğlu yozgadı.
ve yerlilerin kavlince :
altı tekmil tuz madeni olduğundan
yıkılacak Çankırı şehri
kıyametten kırk gün önce.
yatıp bir gece
başın bir kalasla ezilmiş,
çıkmamak sabaha…
Ölümün bu kadar körü ve mendeburu…
ben yaÅŸamak istiyorum biraz daha,
daha bir hayli yaÅŸamak.
bunu birçok şey için istiyorum,
birçok
çok mühim şeyler.
daha az seviyorum seni
giderek daha az
unutur gibi seviyorum
azala azala
aramızdaki uzaklığın karanlığında
geceler kısalıp,gündüzler uzuyor böyle olunca
daha az seviyorum seni
kendini iyileÅŸtiren bir yara gibi
daha az
ve zamanla
sen geceyi tutuyorsun,ben nöbetini
uzak dağ kışlalarında
görmüyoruz birbirimizi
usul usul sis iniyor
kopmuÅŸ yollara
işığı hafif,uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
sevgilim sevgilim
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da
artık daha az seviyorum seni
unutur gibi,ölür gibi daha az
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini
kolay deÄŸil
yalnızca sevgilimi değil,evladımı da kaybettim ben
kaç acı birden imtihan etti beni
tek bir gece vardır insanın hayatında
Ömür boyu sürer nöbeti
bu da öyleydi,
İyi ol,sağ ol,uzak ol
ama bir daha görme beni
yaralı bayramlar geçti
mevsimler, bütün anlamlarıyla
yüreğin koyu yerinde birikenler
kendi takvimleriyle gelip geçtiler
gelip geçti şehirler ve ölüler
unutmadık
topraktan çobanyıldızına değin
hey yer
her ÅŸey
mümkündü
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralıydık
unutmadık
orada bir coğrafya yağmalanıyor
orada gazetelerin ofset baskısı
orada yeniden yazıyorlar 835 satır
ve umudunu kaybetmeyen ÅŸehirler
gökyüzünün karanlık kefeniyle örttük
yıldızların delik deşık ettiği ölüleriz
adsız ölüleriz
adları bir coğrafya ile yan yana yazılan
gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi
savaşlar ve pazarlar çağıydı
aynı silahlardı kullandığımız
aynı çarşılar aynı kandı
sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik
pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden
viran tarihten
uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven
Çocuklar gibi küsüp
kırda gelincikler gibi gülümseyen
musademe çocuklarını gördük
geçip gidiyorlardı
tarihin en uzun gecesinden
pazarlarda aynı kan
aynı paranın değiş tokuşunda
karanlık çarşılar
aynı kanlı tarih her defasında
bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın
Ölüme yakın duran
bir de on binlerin korosunda haykıran
intifada intifada intifada
İki güzelliğimiz vardı bizim
ufkumuzdan inen
ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz
birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı
otuz üç kurşun sıkıldı her birimize
kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın
doğunun gündüz ve gecelerinde
otuz üç yıldız
hala ışığınıi gönderiyor bize
birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim
birkaç karanfil
yol için ipek, uyku için maya
kalbiniz için
kara bir yemin gibi çırılçıplak
kelimeler getirdim
kaybolmuş yüzyılların vatanında
Ölümün erken takibe aldığıi çocuklar
daÄŸlarda deÄŸilim sizinle birlik
yalnızca mataranıza su vermeye geldim
nazım kadar coşkulu
aragon kadar aşık
lorca kadar yaralı
serap ile hakikat arası
Çağın aşamadığıi uçurumlarda
gider gelirim gider gelirim
efsanelerin çeşitlendiği yol ağızlarındaki büyük kamaşma
anda gizlenen zaman
ateÅŸin avesta dili
bitkiler, otlar, kökler
dağlanmış dil, narin rengi
on binlerin dönüştüğü uğuldarken
doÄŸunun yeni defteri
topraktan çobanyıldızına değin
her yer her şey karanlık bir pusuda
yazının, tekerleğin, tarihin
ilk çocuklarından
ey büyük mezopotamya
iki bin yıllık gece
dön geri bak
kardeşlerim ölüyor kalbimin doğusunda
ne olur kim olduğunu bilsem pianın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak seslenmese
ben bir ÅŸehre geldiÄŸim vakit
o baÅŸka bir ÅŸehre gitmese
otelleri bomboÅŸ bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar piayı görseler
bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldızlar basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim
ben bir ÅŸehre geldiÄŸim vakit
o baÅŸka bir ÅŸehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pianın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk
ellerini tutabilsem pianın
ölsem eksiksiz ölürdüm.
aysel git başımdan ben sana göre değilim
olümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
islığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan seni seviyorum