Tag Archives: bu

Berdan.. Geriye kalan biraz umut, biraz da hüsran…

Berdan.. Geriye kalan biraz umut, biraz da hüsran… Biliyorum bu gün doğum günün.. işlenmemiş duygularımın ayazında solan gülleremi, yeşeren karanfilleremi uzansam, yoksa usulca oturup dokunmasam mı tedirginliğindeyim… bu gün yaşım ömrümün yarısı… bu gün senin hala doğum günün… işlenmemiş duygular dedim ya hani..! işte onlar var, içimde patlamaya hazır, içimde donmaya hazır işlenmemiş duygular.. yazsam… Read More: Berdan.. Geriye kalan biraz umut, biraz da hüsran… »

Karıma Mektup

bir tanem! son mektubunda: -başım sızlıyor yüreğim sersem!- diyorsun. -seni asarlarsa seni kaybedersem,- diyorsun, -yaşayamam!- yaşarsın, karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yol sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. fakat emin ol ki,… Read More: Karıma Mektup »

Japon Balıkçısı

– denizde bir bulutun öldürdüğü japon balıkçısı genç bir adamdı. dostlarından dinledim bu türküyü pasifikte sapsarı bir akşamdı.- balık tuttuk yiyen ölür. elimize değen ölür. bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. balık tuttuk yiyen ölür, birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. balık tuttuk yiyen ölür. elimize değen ölür. tuzla, güneşle yıkanan bu… Read More: Japon Balıkçısı »

İyimserlik

Şiirler yazarım basılmaz basılacaklar ama bir mektup beklerim müjdeli belki de öldüğüm gün gelir mutlaka gelir ama ne devlet ne para insanın emrinde dünya belki yüz yıl sonra olsun mutlaka bu böyle olacak ama

Hürriyet Kavgası

yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler, dalga dalga aydınlık oldular, yürüdüler karanlığın üstüne. meydanları zaptettiler yine. beyazıtta şehit düşen silkinip kalktı kabrinden, ve elinde bir güneş gibi taşıyıp yarasını yıktı Şahmeranın mağarasını. daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar. dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır. safları sıklaştırın çocuklar, bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.

Gövdemdeki Kurt

sen benim minare boyunda çam gövdeme, yumuşak beyaz bir kurt gibi girdin, kemirdin! ben barsaklarında solucan makdonaldı besleyen İngiliz amelesi gibi taşıyorum seni içimde! biliyorum kabahat kimde! ey ruhu lordlar kamarası kadın! ey uzun entarili tüysüz puankare! karşımda: demirleri kıpkızıl bir şimendifer ocağı gibi yanmak senin en basit hünerin; yine en basit hünerin senin buzun… Read More: Gövdemdeki Kurt »