Tag Archives: bir

Açların Gözbebekleri

değil birkaç değil beş on otuz milyon aç bizim! onlar bizim! biz onların! dalgalar denizin! deniz dalgaların! değil birkaç değil be on 30.000.000 30.000.000! açlar dizilmiş açlar! ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız sıska cılız eğri büğrü dallarıyla eğri büğrü ağaçlar! ne erkek, ne kadın, ne oğlan, ne kız açlar dizilmiş açlar! bunlar!… Read More: Açların Gözbebekleri »

Saat 21-22 Şiirleri

ne güzel şey hatırlamak seni:ölüm ve zafer haberleri içinden,hapisteve yaşım kırkı geçmiş iken.. ne güzel şey hatırlamak seni:bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elinve saçlarındavakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının..İçimdeki ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti..parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,güneşi bir rahatlıkve etin daveti: kıpkızıl çizgilerle bölünmüş sıcak koyu bir karanlık..ne güzel şey… Read More: Saat 21-22 Şiirleri »

Salkımsöğüt

akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! ah ne yazık! ne yazık ki ona dörtnal giden atların… Read More: Salkımsöğüt »

Gövdemdeki Kurt

sen benim minare boyunda çam gövdeme, yumuşak beyaz bir kurt gibi girdin, kemirdin! ben barsaklarında solucan makdonaldı besleyen İngiliz amelesi gibi taşıyorum seni içimde! biliyorum kabahat kimde! ey ruhu lordlar kamarası kadın! ey uzun entarili tüysüz puankare! karşımda: demirleri kıpkızıl bir şimendifer ocağı gibi yanmak senin en basit hünerin; yine en basit hünerin senin buzun… Read More: Gövdemdeki Kurt »

İntizar

(bir müteverrimenin başucunda) Ölecek anladık artık iyicekalbimiz şimdiden hicrile dolu“her günün ufkunu sarınca gece”“diyoruz belki son akşamıdır bu” hayata gözleri yorgun hümmalıher yeni sabahtan ümit arayanbu kadının ruhu çok muammalıgülüyor ağzından boşandıkça kan biz bugün en acı yarayı deştikelemle inlerken şimdi kalbimizbilmem ki neden hiç düşünmemiştikaynı uzun yolların yolcusuyuz biz

Ölüme Dair

buyrun, oturun dostlar, hoş gelip sefalar getirdiniz. biliyorum, ben uyurken hücreme pencereden girdiniz. ne ince boyunlu ilâç şişesini ne kırmızı kutuyu devirdiniz. yüzünüzde yıldızların aydınlığı başucumda durup el ele verdiniz. buyrun, oturun dostlar hoş gelip sefalar getirdiniz. neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor? osman oğlu hâşim. ne tuhaf şey, hani siz ölmüştünüz kardeşim. İstanbul limanında… Read More: Ölüme Dair »