Category Archives: Yılmaz Erdoğan

Başkalaşan aşk

adını anmak güzeldi dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması.. adını anmak. yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına sırt çevirip senden söz açmak. biraz gülünç, biraz sitemkar.. güzeldi… adının türkçedeki yankısı özeldi… seninle yoğurt yemek, kendi kanlıcanlı, sülalesi kandilli yoğurtçunun mekanında. denize amors durup, yüzüne cepheden bakmak güneşli bir mavilikle…. güzeldi.. ipe sapa konuşlanmaz bahanelerle elini… Read More »

Aşk hayatı

sevmek gibi geliyordu her şey, sevmek gibi gidiyordu kadın adının anlattığı, canın teni yakmasıydı, bir bulut evet ama aslolan bulutun suyu yağmasaydı… “bir insanı sevmekle başlıyordu her şey” ve boşanmak için en az iki şahit gerekiyordu!

Alkol ikindisi

biz ne zaman içsek köfte geç gelir ve oturur muhabbetin terkisine çıplak bir efkar sözcüğü biz ne zaman içsek sabah akar meycinin cebine günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan biz ne zaman içsek iç değilizdir aslında dışımızda bronz bir akşam sözcüğü çırıl bir efkar sözcüğü eften püften bir kar beklentisi delikanlı kıvamında sevda… Read More »

Fire veren coğrafyada

o düğün gecesi mardin?de çektirdiğimiz resim benden söz eder. yüzüm, bu öksüz ülkenin bütün sabrını kuşanmış Örtülmüş perdeleri gülümsemenin demek mardin?de biraz akşammış… o kent hala albümlerden, kadir?den ve lütfü?den birisi sevgilisi tutuklu bir genç kız kederinden birisi gidilemeyen kentlerden nar mevsiminden söz eder. ve yürürüz, yürümek her bahar papatya kokularıyla sarhoş sonra merakla açtığım… Read More »

İşsiz Şiir

bu imkansızlıklar bu yaralar hepsi, hepsi insan işi sevda diye bağıran yüzün, bir kitabın en sır satırını okuyan sesin, beni bana düşman eden, ağlamaklı gecelerimin tek temsilcisi ve hiçbir yerde şubesi olmayan yüzün yani baştan ayağa sen… bu bakışlar bu bakır tadı hepsi, hepsi insan işi ve insanın insana ettiği en yalan yemin: aşk! hepsi,… Read More »