Biraraya
eşit olmadığı söylenir insanların aynı boyda olmayan beş parmağı gibi bir elin oysa uzanır nice yorgun emekçinin dudağı su dolu avucuma elimin eşit olmayan beş parmağının ucunu getirince biraraya
eşit olmadığı söylenir insanların aynı boyda olmayan beş parmağı gibi bir elin oysa uzanır nice yorgun emekçinin dudağı su dolu avucuma elimin eşit olmayan beş parmağının ucunu getirince biraraya
o siyahtı kurşuna dizenler beyaz silah sesinden ürkerek gökyüzüne uçuşan kuşlar bembeyaz
ekmek kırıntıları serpiyorum cephede kumtorbaları üstünde su verirken evinde generalim kuşkonmaz çiceğine
tozlu bir şemsiye durur çatı katındaki odanın kuytu bir köşesinde kumaşındaki eski yağmurların hüzünlü kokusuyla anımsar mısın bilmem yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı o günü hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza dudaklarımla hesaplamıştım yüz ölçümünü nicedir sokağa çıkarmıyorum şemsiyeyi korkuyorum çünkü kapısı açık kafesinden uçan bir kanarya gibi beni ikinci kez terk etmenden yanıt alamayacağımı bilsem de… Read More »
birdostun sıcaklığın Öylesine yaslamak istiyorumki başımı ya omzunu uzat sevgilim ya da telleri kopuk bir kemanı kanadının altına sığınacak bir kuş arayan eskimiş saçak gibiyim sensiz yada bütün balinalarının kıyıya vurup intahar ettiği bir deniz bir hitit çanağıyım toprağa gömülü ve sen İlk kazısını yapan bir arkeolog ürkekliğiyle ellerinin arasına al beni tek dileğimdir çünkü… Read More »
eksik olan bir yanı vardı askımızın bir filminde üç beş figüran dövüp ata binmemesi gibi cüneyt arkının haberin olsun vermedim eskiciye yrtık ayakkabılarımı nasıl ayrılırım ki onlardan kapınızın önünde az mı cıkarıp giymistim naftalinledim bende kalan yün kazagını söylemiş miydim size naftalin ki güvelere karsı kullandığı kimyasal silahıdır anıların…….