Gecekondu
umut dolu tarlakuşları kentin kıyısına hep gece kondu
umut dolu tarlakuşları kentin kıyısına hep gece kondu
Ödünsüz bir sobanın yanında titreyen çocuğu görse yağmur gözyaşlarını odaya tavanarasındaki delikten usulca bırakır
ne zaman elektrik verilse bedenimin tek bir hücresine aydınlanıyor yurdumun lambasız bütün evleri
yalnızca ben bilirim diktatör heykellerine pislemek için göç ettiğini dünyadaki bütün kuşların
virgül hiç susmayan bir davulun tokmağı çağırır kelimeleri kağıtlardaki düğüne nokta tepeden inme sonradan görme son verir yazının özgürlüğüne biraraya geldiklerinde hemen çıkar üste acımasız nokta virgül ise gariban boynu bükük ezilir altta
tutsak olacağını bilerek yine bu sabah demirparmaklıktan içeri usulca sızdı güneş yasaklanınca görüş gününde çiçek getirilmesi arka duvarın dibinde sarmaşık tohumu dikmiş annem oysa el bile sallayamamıştım ona kuyrukta saatlerce bekleyip doldurduğu içme suyunu dökerken ardıma