Haz
09

Güneşı içenlerın türküsü

bu bır turku:-
toprak canaklarda
gunesı ıcenlerın turkusu!
bu bir örgü:-
alev bir sac örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir mesale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları cıplak kahramanların!
ben de gordum o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
günese gıden
köprüden
gectım!
ben de ictim toprak canaklarda günesi.
ben de söyledim o türküyü!

yüregımız topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların agzını
yırtarak
gerindik!
sıcradık;
simsekli rüzgâra bindik!.
kayalardan
kayalarla kopan kartallar
cırpıyor ısıkta yaldızlanan kanatlarını.
alev bilekli süvariler kamçılıyor
saha kalkan atlarını!

akın var
günese akın!
günesı zaptedecegız
günesın zaptı yakın!

düsmesın bızımle yola:
evinde aglayanların
göz yaslarını
boynunda agır bir
zincir
gibi tasıyanlar!
bıraksın pesımızı
kendi yüreginin kabugunda yasayanlar!

İste:
su günesten
düsen
ateste
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

sen de cıkar
gögsünün kafesinden yüregını;
su günesten
dusen
atese fırlat;
yüregını yüreklerimizin yanına at!

akın var
günese akın!
günesi zaptedecegız
günesin zaptı yakın!

biz topraktan, atesten, sudan, demirden dogduk!
günesi emziriyor cocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
nesemiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
merdivenlerimizin cengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin baslarına basarak
yukselıyoruz
günese dogru!

Ölenler
dögüserek öldüler;
günese gömüldüler.
vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

akın var
günese akın!
günesı zaaaptedecegız
günesin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı baglar tütüyor!
kalın tugla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
haykırdı en önde giden,
emreden!
bu ses!
bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı ac kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölelim
emret!
günesı iciyoruz sesinde!
cosuyoruz,
cosuyor!..
yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları gögü yırtan atlılar kosuyor!

akın var
günese akın!
günesı zaaaaptedecegız
günesın zaptı yakın!

toprak bakır
gök bakır.
haykır günesı icenlerin türküsünü,
hay-kır
haykıralım!

Haz
09

Göçebe

birbirinde arınan iki nehir gibi
birbirimizden geçerek
Çıktığımız açıklık
ruhlarımızı yeniden bölüştürüyordu bedenlerimize
uçurum içini çekiyordu
orman fısıldıyordu
kumlarını silkeleyen göçebe bedenin
yeniden düşüyordu yola
görönmezin atlarıyla uzaklaşıyordun
erkekliğin sütünü bıraktığın
tuzlu dudaklarım
ardından bi şiiri mırıldanıyordu sana

uçurum, orman, ay ve bedenindeki birkaç işaretle
zamana geçirilen dayanıklı söz, o gece
ardından mırıldandığım şiir
Şimdi başkalarının dudaklarında göçebe

Haz
09

Hatırlatma

mektup derken siir oldu bak gene
darilirsan ben ölürüm unutma…
taze sarmasigim hoyrat bedene…
sarilirsan ben ölürüm unutma

bir gün günes olur göle dogarsin
bir gün yagmur olup yola yagarsin
bir gün ciçeklerden koku sagarsin
yorulursan ben ölürüm, unutma

kiliç agzi yoldur ok ucu meydan
dikkat et;sen benim canimsin ey can
koyakta kekliksin kayada ceylan
vurulursan ben ölürüm unutma…

ask denince akli birak deli ol
isik isik gökten inen dolu ol
boz-bulanik akan yagmur seli ol
durulursan ben ölürüm unutma

dinlemek zor, anlatmak zor yar beni
göreceksin dertte gamda gör beni
gönül topragima yaptim türbeni
dirilirsen ben ölürüm, unutma

Haz
09

Yolların sonu

bilir misin hancı bugüne kadar
hanından kaç yolcu çıktı bu yola?
sıladan gurbete giden yolcular
kaç damla gözyaşı döktü bu yola?

getirmeden bu yolların sonunu
kaç yolcu durak yaptı hanını
kacçyolcu bu yolda verdi canını
ecel kaç yolcuyu çekti bu yola

akar bir oluktan beş dağın karı
demişler adına hasret pınarı
Şu mezarı gölgeleyen çınarı
kimin için kimler dikti bu yola?

kaç aşık bu yolda zaman eritti
kaç yorgun hanında terin kuruttu
bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü
kaç topuğun kanı aktı bu yola?

yollar kıvrım kıvrım dağlar sıralı
düşünürüm yollar beni yoralı
kaç ceylan iniyor böğrü yaralı
her gecenin seher vakti bu yola?

ben bilmedim gitti nolur sen söyle
bu yollar kararsız uzar mı böyle?
yar için çekip karşıki köyde
hangi göz kaç sene baktı bu yola?

Haz
09

Göç

göç oldu bir acıdan öbür acıya
oysa sağrısı kurumamıştı atımızın
daha dün sürüp gelmiştik buralara
bugün göründü yine yolların ucu

devrildi kıl çadırlar seher vakti
usulca uyandırıldı çocuklar
ve kadınlar bohçası çözülmemiş
bir keder gibi gibi düştüler yola

turnalar gitti biz gittik
bitmedi peşimizdeki nal sesleri
nerde konaklasak tedirgindik
kuruyordu ırmaklar ve göller

bir yangın gibi taşıyıp durduk
kederi ve acıyı göğsümüzde
yer gök duman içindeydi sanki
genzimizi yakıyordu ayrılıklar

zulüm bırakmadı peşimizi hiç
biz gittik o buldu izimizi
konar göçer olduk yedi iklimde
tanığımızdır dağlar taşlar

yalnız bir öfke ışıltısı kaldı
gözlerimizin yorgun sularında
yaşamak bir inat oldu artık
yaşamak bir direnme oldu zulme

ve işte devrildi yine kıl çadırlar
göç başladı bir acıdan bin acıya
geride akşamın küllenen ateşi
ve susturulmuş çocuk sevinçleri kaldı

Haz
09

Suçlama Beni

suçlama beni
böyle bırakıp
gidiyorum diye
bağrımı yakan
bir yaradır
bu ayrılık şimdi

bil ki kanımdadır
sevişmelerin yangını
Öylece girerken
gecenin bağrına
taşıyorum sımsıcak gülümseyişini

yaşanan günler
hayatı oyarak
gedikler açıyor
durulur mu artık
durgun sularda
bekleyerek seheri

talan ediliyor
bahar ve aşk
Öyle bir soyun ki
duracak gibi değil
vurmazsak eğer
kendimizi yola

yaşamak zorunlu
kurtarılırsa eğer
bahar ve aşk
ve simdi hayat
acı yeşil
bir kader renginde

hayatın ve sevincin
kaderinin altettiği yer
kavganın ortasıdır
ki umudun çiçeklenişi
aşkın
yengisidir bu

söylenecek bütün sözler
sevincin ve sevdanın
savunulmasına dairdir
ve şimdi onlar
yaralarını saracak
birilerini beklemektedirler

ey anısıyla
kalbimi yakan
kederlenme hemen
ve suçlama beni
böyle bırakıp
gidiyorum diye

Haz
09

Selam Olsun

bu dünyadan gider olduk
kalanlara selam olsun
bizim için hayır dua
kılanlara selam olsun
sela verin kastımıza
gider olduk dostumuza
namaz için üstümüze
duranlara selam olsun

ecel büke belimizi
söyletmiye dilimizi
hasta iken halimizi
soranlara selam olsun

eceli gelenler gider
hepsi gelmez yola gider
bizim halimizden haber
soranlara selam olsun

tenim ortaya açıla
yakasız gömlek biçile
bizi bir asan vechile
yuyanlara selam olsun

derviş yunus söyler sözün
yaş doludur iki gözün
bilmeyen ne bilsin bizi
bilenlere selam olsun


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini