Tem
11

Gazlı içeceklerin vücuda ettikleri..!

Gazlı içeceklerin vücuda ettikleri..!Astım
Gazlı içeceklerde bulunan sodyum benzoat maddesi, hazır gıda sektöründe koruyucu antimikrobiyal madde olarak kullanılan ve ürünün raf ömrünü uzatan kimyasal bir tuzdur. Bu madde potasyumun kullanabilirliğini düşürür. Araştırmalara göre vücudun sodyum benzoata gösterdiği reaksiyonlar egzama, astım ve kurdeşene neden olabilir… Okumaya devam et »

Oca
11

Yol

YolGrup Özgürlük – Onların Sesi – YolSedat  SARIBUDAK

YOL

kokularını sürünmüştüm giderken sensizliklere
alınmış güller
damlarında yattım bir karıştı gökyüzü
ağlayanını sen sandım
yıldızını çaldım gecenin
dağlar pusuya kalkmış
bilmedim
yolu uzundu türkülerin
Okumaya devam et »

Ara
09

Deli Deli Olma Filmi

Deli Deli Olma FilmiKars’ın bir köyünde geçen sıcacık bir hikaye… sanki başka bir dil konuşurmuşçasına bir an uzak ama o kadar da bizim insanlarımız… Adı Alma ve Tavşan olan iki sevimli köy çocuğu… Çocukken ailesiyle Rusya’dan göçen bir Malakan: Mişka… Mişka’nın gençlik aşkı olan ama hiç kavuşamadığı sinirli mi sinirli yaşlı kadın Popuç… Mişka’nın yapayalnızlığına rağmen Popuç’un kalabalık, neşeli, hareketli ailesi… Saz aşıklarının bol atışmalı, çekişmeli, dudak değmezli kış geceleri.. fakirlik ve çetin kış koşullarıyla mücadele eden, ekin eken, kaz otaran, koyun güden köy insanları…

Rus kültürü ile yoğrulmuş Mişka ve onun köy yaşamına sessizce kattığı piyanonun ayağına bağlanmış ineklerin görünümü kadar komik… çok sevmesine rağmen kendi yemeyip mendil içinde sakladığı kaz etini hasta Mişka’ya ikram eden küçük Alma gibi umut dolu bir hikaye Deli Deli Olma… Mişka’nın ailesinden kalan ve Mişka’nın borcu yüzünden köyün nerdeyse bütün ahırlarını gezen piyanoyu çalabilmek için yanıp tutuşan Karslı köy kızı Alma’nın üzerinden köydeki tüm hikayeleri anlatan Deli Deli Olma, sinemamızın uzun zamandır özlediği komik, naif, içten, geçmişimizden ve bizden bir film.

DELİ DELİ OLMA*” Filmi 17 Nisan 2009′da Vizyona Girmişti
Başrollerini Tarık Akan ve Şerif Sezer’in paylaştığı “DELİ DELİ OLMA” filminin yönetmenliğini Murat Saraçoğlu üstlenmişti. Çekimleri Aralık 2008 – Ocak 2009 döneminde Kars’ta beş haftalık sürede tamamlanan film 17 Nisan 2009′da vizyona girmişti.

Tarık Akan ve Şerif Sezer Çocuklarıyla Aynı Filmde
Sinemamızın usta ve emektar oyuncuları arasında başı çeken, canlandırdığı onlarca unutulmaz karakterle hafızalara kazınan Tarık Akan, birkaç yıllık aradan sonra sinemaseverlerle “DELİ DELİ OLMA” filmiyle buluşmuştu. Son yıllarda canlandırdığı başarılı karakterlerle adından sıkça söz ettiren değerli oyuncu Şerif Sezer, bir kez daha Tarık Akan’la aynı filmde rol aldı. Filmin sinemaseverlere bir de sürprizi var. “YOL” filminden seneler sonra tekrar birlikte kamera karşısına geçen Tarık Akan ve Şerif Sezer’in filmdeki gençlik sahnelerini kendi çocukları Barış Üregül ve Deniz Arna canlandırdı.

İzlemeyenler için kısaca spoiler ve film hakkında bilgi vermek istedik.
_________________________________________________________

“İçimizden çoğu kişinin birer parçasımı bulduğu, bir gece yarısı izlediğim, ve sıcacık yatağımda buz gibi suya düşmüşcesine beni etkilemiş bir film. geçmişimden bir kesit..” (Berdan)

Haz
09

Karıma Mektup

bir tanem!
son mektubunda:
-başım sızlıyor
yüreğim sersem!-
diyorsun.
-seni asarlarsa
seni kaybedersem,-
diyorsun,
-yaşayamam!-

yaşarsın, karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı,
en fazla bir yol sürer
yirminci asırlılarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
fakat
emin ol ki, sevgili,
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
nazım?a!

ben,
alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim…
karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
haydi bunlara boş ver.
bunlar uzak bir ihtimal!
paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.

Haz
09

Asya-Afrika Yazarlarına

kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben afrikalıyım
ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
sizin ordakiler gibi tıpkı
benim orda arslanın ağzındadır ekmek
ejderler yatar başında çeşmelerin
ve ölünür benim orda ellisine basılmadan
sizin ordaki gibi tıpkı
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben afrikalıyım
okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin
şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek
şiirler bayraklaşabilir benim orda
sizin ordaki gibi
kardeşlerim
sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz
toprağı sürebilmeli
pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli
dizlerine kadar
bütün soruları sorabilmeli
bütün ışıkları derebilmeli
yol başlarında durabilmeli
kilometre taşları gibi şiirlerimiz
yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
cengelde tamtamlara vurabilmeli
ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli
büyük hürriyete şiirlerimiz

Haz
09

Türk Köylüsü

topraktan öğrenip
kitapsız bilendir,
hoca nasreddin gibi ağlayan
bayburtlu zihni gibi gülendir.
ferhad?dır,
kerem?dir,
ve keloğlan?dır.
yol görünür onun garip serine,
analar, babalar umudu keser,
kahbe felek ona eder oyunu.
Çarşambayı sel alır,
bir yar sever
el alır,
kanadı kırılır
çöllerde kalır,
ölmeden mezara koyarlar onu.
o, -yunusu biçaredir,
baştan ayağa yaredir.-
ağu içer su yerine.
fakat bir kerre bir derd anlayan düşmesin önlerine
ve bir kerre vakterişip:
-gayrık, yeter!…-
demesinler.
ve bir kerre dediler mi:
-İsrafil surunu urur
mahlukat yerinden durur-
toprağın nabzı başlar
onun nabızlarında atmaya.
ne kendi nefsini korur
ne düşmanı kayırır,
-dağları yırtıp ayırır,
kayalar kesip yol eyler abıhayat akıtmaya…-

Haz
09

Avare

anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: vahşi siyah atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
ve bir gün gideceğimiz bir amerika vardı
herkesin bir amerikası vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi amerikasını aradı

kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dunyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı

biterdi plak, disk boşa dönerdi.
düşlerimiz çarpıp geri dönen sulardı şimdi
böyle zamanlarda ilk sözü söylemekten
kaçınırdı herkes
sonra bir usulca kalkar, herkese çay koyardı
anımsıyor musun?

vahşi siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyuyamayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık

uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzalıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün pencersinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiceklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduğunu bile bilmediğimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?

ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terk edenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi amerikaya
kendi amerikası da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüya da kaldı

çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldukleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki sen anımsıyor musun?


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini
bu site sistemden silinmistir lutfen kodu kaldiriniz | backlink.r10.net