Haz
09

Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-4

sıcaklar bildiğin gibi değil
ve ben ki yalı uşağıyım,
deniz ne kadar uzak…

İkiyle beş arası
cibinliğin altına uzanarak
ter içinde
kımıldanmadan
gözlerim açık
dinliyorum sineklerin uÄŸultusunu.
biliyorum :
ÅŸimdi avluda
duvarlara çarpıyorlardır suyu,
kızgın, kırmızı taşlar tütüyordur.
ve dışarda, otları yanmış kalenin eteğinde
bir kezzap aydınlığı içindedir
simsiyah kiremitleriyle ÅŸehir…

geceleri birdenbire rüzgâr çıkıyor.
sonra kayboluyor birdenbire.
ve karanlıkta canlı bir mahluk gibi soluyup,
yumuşak, tüylü ayaklarıyla dolaşarak
bizi bir şeylerle tehdit ediyor sıcak.
ve zaman zaman
ürpermelerle duyuyoruz derimizin üstünde
bir korku halinde tabiatı…

bir zelzele olabilir.
zaten üç günlük yere geldi,
salladı çapanoğlu yozgadı.
ve yerlilerin kavlince :
altı tekmil tuz madeni olduğundan
yıkılacak Çankırı şehri
kıyametten kırk gün önce.
yatıp bir gece
başın bir kalasla ezilmiş,
çıkmamak sabaha…
Ölümün bu kadar körü ve mendeburu…
ben yaÅŸamak istiyorum biraz daha,
daha bir hayli yaÅŸamak.
bunu birçok şey için istiyorum,
birçok
çok mühim şeyler.

Haz
09

Annem yok artık

annem yok artık. beni düşünen kalbi yok. bitti.
umutsuz olmak istemiyorum.
umutsuzlugun bir çıkar yol olmadıgını biliyorum.
annem yok artık, yeryüzü çok gördü onu,
kalabalığın arasında kuş gibi çırpınan varlığını
Çok gördü
dalgın yüregini çok gördü
bizim için çarpan, kaygılarla dolu yüreğini.
annem yok artık. bu kesin. gelinecek bir yere gitmedi.
İşte geldim çocuklar demeyecek
nasılsın yavrum demeyecek
sobanın yanında oturup uzatmayacak yorgun ayaklarını,
sabah kahvaltılarının masası olmayacak artık,
yine gel demeyecek,
Çıkarken ben kapıdan, çıkıp karanlığa karışırken
yeni bir dönemi başladı ömrümün,
annemin olmadığı dönemi,
onu yüregimin üstüne nasıl bastırmak
İstediğimi bilemeyecek artık.
gençlik dönemleri birşey anlatmıyor bana,
aklımda hep son dönemlerinin annemi
hayatım sürüp gidecek,annem olmadan,
Çocuklarım oldugunda onlara annemi anlatabileceğim
sadece.
fotoğraflarına bakacaklar,
ufarak,biraz mahsunca bir kadın
küçücük tozlu pabuçlarıyla merdivenleri tırmanıp
kapımı açıp girmeyecek
yüreği dopdolu, trafikten insanlardan şaşkın,
kocasına sıgınan biraz bütün fotograflarında
hayatım rüzgar gibi akıp geçiyor,
uÄŸultulu bir rüzgar gibi akıp geçiyor hayatım…

Haz
09

Hasana mektup -II-

göz değdi köyümün güzellerine,
elİf, yadellere göçtü be hasan
sevgİ size ömür dört kulaç önce,
ecel çorbasını içti be hasan

asalet babasız çocuk doğurdu;
hazlı hÜrrİyeti haydutlar vurdu
viraneye döndü tÜrkhanın yurdu,
köyün tadı tuzu kaçtı be hasan

adalet felç oldu, yürür değnekle,
neÅže ne haltetsin soÄŸan ekmekle…
gÖnÜl delirdi de yol beklemekle,
İsyan bayrağını açtı be hasan

saadetin adı hÜlyadır şimdi;
hergün birimizi aldatır şimdi
umutlar rüyada, faldadır şimdi
unut, eski günler geçti be hasan

fazİleti gelin ettik gurbete,
kimbilir… belki de gurbetten öte
yağlı servet garaz eder Ülfete
ara yere nifak saçar be hasan

zeynep bize küskün, İffet sürgünde;
rezalet, felaket yaÄŸar her günde…
yedi haslet verem olur bir günde,
ÜlkÜ kötü yolu seçti be hasan

burada ne düğün ne bayram kaldı…
en güzel umutlar dalda ham kaldı!
korku, hasret, isyan, keder, gam kaldı;
binalar temelden uçtu be hasan

İşte böyle… malum ola halimiz;
naçar böğrümüze düştü elimiz
güven duyduğumuz her güzelimiz,
bizlere bir kefen biçti be hasan

Haz
09

Dost Bildiklerim

sanırım gündüzdü onlarla gecem
İçimde ümitti dost bildiklerim
ne zaman yıkılıp yere düştüysem
bırakıp da gitti dost bildiklerim

hepsi varken baharımda, yazımda;
kışın bir burukluk kaldı ağzımda
seneler senesi oysa gözümde
cihana eÅŸitti dost bildiklerim

nerde o sözlere kandığım günler?
her gülen yüzü dost sandığım günler
acıdan kahrolup yandığım günler
ta canıma yetti dost bildiklerim

meydana çıkalı asıl çehreler
aydınlanmaz oldu artık geceler
yalanlar tükendi, indi maskeler
birer birer bitti dost bildiklerim

korkar oldum bana “dostum” diyenden
yoksa yok olandan, varsa yiyenden
ne onlardan eser kaldı ne benden
beni benden etti dost bildiklerim

Haz
09

İçim Sıkıldı

bugün çok aradım seni,
nedendi bilmiyorum ama
aradım durdum işte.
Çok sıkıldı içim,Şiir yazanda yok,yazdıranda
okuyanda yok bugün
bıraktım işi gücü deniz kenarına gittim
oturdum kaldım kayaların üzerinde
Öylece baktım dalgalara,oynaşıyor
bir tahta parçası binmiş dalgaya gidiyor
bende binebilseydim,o dalgaya eÄŸer
bütün her şeyi bırakıp gidecektim
dalgaların beni götürdüğü yere.


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini