Haz
10

Berdan’dan izdüşümü

Düşsel bir evrimin dönüşsel gerçekleri ile geride kalan, uzun namlulu silahların namlusundan çıkan ateÅŸ gibi kısa ve sert.. Düşüşlere düşense buÄŸulu izlenimlerde uzun soluklu terkediÅŸler…

Ayrılığa Dair Terkedişler. .

Not: Bundan sonra dilimin ucunda dönen, ÅŸiirimsi duygulara dönüşen kelimeleri toparlayım elimden geldiÄŸi kadar ÅŸiir tadinda, berdan’a dair cümlelerle buradan yayınlayacağım… Tüm sevdiklerimi çok içten seviyorum… umut’la kalın.

Tem
09

Vista Service Pack 2

Vista Service Pack 2 Türkçe Sürümü Download a sunuldu;

Sürümü katılımsız kurulmuş olan vista Service Pack 1 yüklü bilgisayarlarınıza sorunsuz kurabilirsiniz..
Kurulum aşaması Service Pack1 kadar uzun olmasada ona yakın sürüyor..

Download Linki; Vista SP2 indir

Haz
09

İntizar

(bir müteverrimenin başucunda)

Ölecek anladık artık iyice
kalbimiz ÅŸimdiden hicrile dolu
“her günün ufkunu sarınca gece”
“diyoruz belki son akÅŸamıdır bu”

hayata gözleri yorgun hümmalı
her yeni sabahtan ümit arayan
bu kadının ruhu çok muammalı
gülüyor ağzından boşandıkça kan

biz bugün en acı yarayı deştik
elemle inlerken ÅŸimdi kalbimiz
bilmem ki neden hiç düşünmemiştik
aynı uzun yolların yolcusuyuz biz

Haz
09

Kemal Tahire Mektup

«malatya» diyorum,
senin çatık kaşlarından başka bir şey gelmiyor aklıma.
bursada kaplıcalar
amasyada elma
diyarbakırda karpuz ve akrep.
fakat senin oranın,
malatyanın
nesi meÅŸhurdur,
yemişlerinden ve böceklerinden hangisi,
suyu mu, havası mı?
düşün ki hapisanesi hakkında bile fikrim yok.
yalnız :
bir oda,
bir tek penceresi var :
çok yüksek olan tavana yakın.
sen ordasın
dar ve uzun bir kavanozda
küçük bir balık gibi…
teÅŸbihim hoÅŸuna gitmeyebilir.
hele bu günlerde
kendini kafeste arslana benzetiyorsundur.
haklısın kemal tahir,
emin ol ben de öyle,
muhakkak ki arslanız,
ÅŸaka etmiyorum
hattâ daha dehşetli bir şey :
insanız…
hem de hangi tarihte, hangi sınıftan,
malum…
lâkin demir kafesle kavanoz bahsinde iş değişmiyor,
ikisi de bir,
hele bu günlerde…
- bunu içerde rahat ve masun
yatan bilir – …
hele bu günlerde,
sarıyerli emin beyin fıkralarına gülmek,
sevgili kitapların ve domatesin lezzeti,
tahtakurularına rağmen uyku
– günde üç tatlı kaşığı adonille de olsa –
ve tahirin oÄŸlu kemal
hattâ mektup gelmesi senden
ve hattâ ses duymak, dokunmak, görebilmek havanın ışığını,
karıma olan aşkımdan başka
nefsimin herhangi bir rahatlığını
affedemiyorum…

fartı-hassasiyet?
deÄŸil.
döğüşememek,
bir mavzer kurÅŸunu kadar olsun
bilfiil
doÄŸrudan doÄŸruya…
ancak kavgada vurulan acı duymaz
ve kavga edebilmek hürriyetidir
en mühimi hürriyetlerin.
İçerim yanıyor, kemal,
dışarım serin…

anlıyorsun ya,
zaten ettiğim lâf
bizim lâflarımızın herhangi biri :
çok konuşulmuş,
ve konuÅŸulmakta olan…
Şimdi kim bilir kaç yerde, kaç insan,
dizlerinde âtıl ve çaresiz yatan ellerine küfredip acıyarak
bu lâfları ediyor…

anlıyorsun ya,
zarar yok,
ben anlatacağım yine!…
elden hiçbir şey gelmediği zaman
konuşup anlatmanın alçak tesellisi?

belki evet,
belki hayır…
hayır öyle değil.
hangi teselli bırak be dinini seversen bırak…
bu, düpedüz,
başın önde, olduğun yerde dolanarak
kükremek, böğürüp bağırmak, kemal…

Haz
09

Görü

bundan önceki hayatımın içinden geçiyorum
önceki hayatımdaki çölden geçiyorum
şimdi iki yanında yükselen uzun binalara aldırmadan
burası çöldü biliyorum
o zamanda çöldü
bu zaman da
binaların örtemediği çölü görüyorum
eski bedenimde aldığım öldürücü yaralar
yalnızca birer leke şimdiki bedenimde
yatağan,saldırma,ok,mızrak
fal gibi saklı duruyor derinimde
kutsal kitaplara dilini veren ÅŸiir
birer leke dilimde
bir zamanlar gördüğüm bir rüya bu
şimdi içinden geçiyorum
görmüştüm görmüştüm görüyorum

Haz
09

Avare

anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: vahşi siyah atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
ve bir gün gideceğimiz bir amerika vardı
herkesin bir amerikası vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi amerikasını aradı

kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dunyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı

biterdi plak, disk boşa dönerdi.
düşlerimiz çarpıp geri dönen sulardı şimdi
böyle zamanlarda ilk sözü söylemekten
kaçınırdı herkes
sonra bir usulca kalkar, herkese çay koyardı
anımsıyor musun?

vahşi siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyuyamayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık

uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzalıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün pencersinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiceklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduÄŸunu bile bilmediÄŸimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?

ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terk edenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi amerikaya
kendi amerikası da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüya da kaldı

çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldukleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki sen anımsıyor musun?

Haz
09

Mare Nostrum

en uzun koşuysa elbet türkiyede de devrim,
o, onun en güzel yüz metresini koştu
en sekmez lüverin namlusundan fırlayarak …
en hızlısıydı hepimizin,
en önce göğüsledi ipi…
acıyorsam sana anam avradım olsun,
ama aşk olsun sana çocuk, aŞk olsun!


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini