Haz
09

Her Şeyi Birden İstemek

o kitabı da okudum bitirdim
hani o genç kızın beni unuttuğu
bir ara fena halde fikrindeydim
dudağındaki nem gözündeki buğu
durmadan hayal deÄŸiÅŸtiriyorduk
cetrefil bir hayat herkesin koktuÄŸu
kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk
yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu
erteleyip durduk suç ortaklığımızı
asıl mutluluğun içinde bulunduğu
bazı ben yanlıştım o yanlıştı bazı
Çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu
yanlızlığımız herşeyi birden istemekti
İsteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
İhtiyaç başka bir boyuta geçmekti
devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu
tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
sararmış yaprakların usulca savrulduğu
köprüler yıkıldı artik kendimleyim
parmak uçlarımda ölümün soğukluğu

Haz
09

Çığlık

bir adamı öldurmenin tam sırası kurşunlarla
Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında

ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü
birden bir çığlıkla kapatır yüzünü

ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi
boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini

kederli yağmur, usulca düşen akşama
Çığlık. bir çocuk yüzü. dayalı cama…

Haz
09

Göç

göç oldu bir acıdan öbür acıya
oysa sağrısı kurumamıştı atımızın
daha dün sürüp gelmiştik buralara
bugün göründü yine yolların ucu

devrildi kıl çadırlar seher vakti
usulca uyandırıldı çocuklar
ve kadınlar bohçası çözülmemiş
bir keder gibi gibi düştüler yola

turnalar gitti biz gittik
bitmedi peÅŸimizdeki nal sesleri
nerde konaklasak tedirgindik
kuruyordu ırmaklar ve göller

bir yangın gibi taşıyıp durduk
kederi ve acıyı göğsümüzde
yer gök duman içindeydi sanki
genzimizi yakıyordu ayrılıklar

zulüm bırakmadı peşimizi hiç
biz gittik o buldu izimizi
konar göçer olduk yedi iklimde
tanığımızdır dağlar taşlar

yalnız bir öfke ışıltısı kaldı
gözlerimizin yorgun sularında
yaşamak bir inat oldu artık
yaÅŸamak bir direnme oldu zulme

ve işte devrildi yine kıl çadırlar
göç başladı bir acıdan bin acıya
geride akşamın küllenen ateşi
ve susturulmuş çocuk sevinçleri kaldı

Haz
09

Akşamı geciktirebilirsin belki

- feride için

gün batarken sula fesleğenleri
balkonun kokusu sokağa taşsın
sokaklar kayıp çocuklar gibi
hırçındır, ürkek ve biraz şaşkın

sular bulutlanır sen susarsın
ve kent çıngıraklı bir yılan kadar
zehirlidir artık sevgilin mahpusken
üstelik kirli bir lekeye döner umutlar

acılar katlanır mendil yerine
sarışınlaşırsın bu kaçıncı güz
ellerin üşür, çiy düşer çiçeklere
beklediÄŸin mektuplar da gelmez

bomboş sayfalara dönerken aklın
tecrit?teki kitabı fareler kemiriyor
ve düşlerin sonsuz bir boşluktayken
bir sigara yakıyorsun, tutuşuyor sular

akşamı geciktirebilirsin belki
suladığın fesleğenlerle, kimbilir
ama vaktin ayırdındadır şimdi
kuşlar, çocuklar ve mahpuslar

usulca inse de koldemirleri

Haz
09

Herhangi Bir AÅŸka Dair

herhangi bir kızınkinden ayrı değildi öyküsü
hayatına ülkesini ekleyip yaşamaktan başka

usulca eğerek başını
yürürken nedense hep
birbirine dolaşır
gibi olurdu ayakları

bir fotoÄŸraf ve yeni
koparılmış bir çiçekti
ilk mektubuna eklediÄŸi
kelimelerse büsbütün yangın

durup durup iç çekişleri
sessizliği, dalgınlığı
acıyla bakışı yollara
aşkı öğrenişindendi

Çiçekli bir dal
gibi uzandı sevdiğine
ve yalnızca
ayrılıklar korkuttu onu

böylece bağladı
hayat, dünya ve kavga
ve aÅŸk
onun tarihinde milattı

temiz çamaşırlar ve bir demet çiçek
taşıyor simdi o kız, görüş günlerine

Haz
09

Güz Gelmeden

sırtında taşıdığın kıl heybe
dağ rüzgarı ve lor peyniri
gibi doluysa kır çiçekleriyle
sesler türkülere dönecektir
üzünçse ışıklı bir sevince

dudaklarında özlem türküleri
ve gözlerinin menevşesinde aşk
çağıldıyorsa çavlanlar gibi
usulca bir umudun menziline
hüznü gerilerde bırak

türküler paylaşıyorsa eğer
dağ rüzgarları paylaşıyorsa
sevinç de dahildir buna
ve o zaman bütün bir yaşam
paylaşılacak kadar güzeldir artık

heybendeki kır çiçekleri
bir yangındır güze doğru
tutuşturur yüreğinde
uzak özlemlerin külünü
hiç beklemediğin bir anda

güz gelip de yangın başlamadan
tutmalısın doğanın yelesinden
yüreğindeki sabah olmadan
gül bahçesine sevda hevengine

Haz
09

Bir Hüzün Mevsiminden Çıkarken Kalbim

ayrılıkların puslu aynasındadır
bekleyişlerin solgun yüzü
bekleyişler ki demlenişidir sabrın
damıtır sessizliği ve üzüncü
damıtır gurbetin kavruk memesinden
ve emzirir
hasretin yanık yüzlü çoçuğunu

sen ey sabrın ve üzüncün dervişi
başını zamanın göğsüne koy
ve dinle yalnızlığın iç çekişlerini
yalnızlıklar ki suskun bir akşam üstüdür
usulca örtülecektir gecenin sessiz tülünü
ve düşecektir ince bir rüzgarla
hüznün harmaniyesi

ey yenilgilerin bezgin kuÅŸu
suskunun sarı sıcağındasın bunca zaman
bataklıklardan sızan sinsi ve pis
bir kokudur içinde tortulaşan kuşku
ve bulutsu bir ağırlığın yüküdür
gittikçe ağırlaşan
gittikçe yüreğini zonklatan

sen ki şafağın göğü müsün
imbikle göğsünde göğün sütünü
ve emzir sönmekte olan yıldızları
sonra başını solgun bir demet gibi hasretin kuru dallarına koy
dinle köpüklü kıyıların çağlayanını
imbatın serin elidir yüzünü okşayan

güneşi kopar dalından ellerine al
ve durmadan canını yakan sözü
bitir ÅŸiirin kalbine
akıt artık umudun billur ırmağını
kavruk çölüne yüzümün
ve bir sevda gibi yanaÅŸ
hayatın kıyılarına

yoksa ey kalbim
tel bile olamazsın şiirin sazına


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini