Åžub
11

Güney Sudan bağımsızlık için sandığa koştu

Güney Sudan bağımsızlık için sandığa koştu
Güney Sudan bağımsızlık için sandığa koÅŸtuGüney Sudan’da bir hafta sürecek tarihî bağımsızlık referandumunda oy verme iÅŸlemi dün baÅŸladı.
Okumaya devam et »

Oca
11

Kerkük ve Kerbela’ya tarihî ziyaret hazırlığı

Kerkük ve Kerbela’ya tarihî ziyaret hazırlığı
Kerkük ve Kerbela’ya  tarihî ziyaret hazırlığıBaÅŸbakan ErdoÄŸan ve DışiÅŸleri Bakanı DavutoÄŸlu, 9 ay süren hükümet krizini geçtiÄŸimiz hafta aÅŸan Irak’a ocak ayında kritik ziyaretler gerçekleÅŸtirecek. ErdoÄŸan’ın ay sonunda yapacağı ziyaret öncesi Irak’a gidecek olan DavutoÄŸlu’nun baÅŸkent BaÄŸdat’ın dışında Türkmenlerin yoÄŸun olarak yaÅŸadığı Kerkük kenti ile Åžii nüfusun hakim olduÄŸu Necef ve Kerbela’ya gitmesi planlanıyor.
Okumaya devam et »

Haz
09

Merhaba Çocuklar

nâzım, ne mutlu sana
cân ü gönülden,
ferah ve emin,
«merhaba,» diyebildin.
sene 940.
aylardan temmuz.
ayın ilk perşembesi günlerden.
saat : 9.

mektuplarınıza böyle mufassal tarih atın.
Öyle bir dünyada yaşıyoruz
ki en kalın kitaptan çok yazısı var :
ayın, günün ve saatın.

merhaba, çocuklar.

bir geniÅŸ
bir büyük «merhaba» demek,
sonra bitirmeden sözümü
yüzünüze bakıp gülerek
? kurnaz ve bahtiyar ?
kırpmak gözümü…

biz ne mükemmel dostlarız ki
kelimesiz ve yazısız
anlaşırız…

merhaba, çocuklar,
merhaba cümleten…

Haz
09

FotoÄŸraf

resmine baktığım güzel kız, genç kız
unuttum, unuttum, unuttum seni
eski bir albümde durursun yalnız
unuttum, unuttum, unuttum seni

İki harf, bir imza, bir tarih; garip
besbelli üçü de mutsuz muzdarip
aklımı zorlama karşımda durup
unuttum, unuttum, unuttum seni

bilemem aradan geçti kaç sene
memleketin nere, kimsin adın ne ?
“hatırla” diyerek bakma yüzüme
unuttum, unuttum, unuttum seni.

Haz
09

Savrulan külleri ömrümüzün

bir kızın kocaman gözlerinde gördüm
bulutların dağlara sessizce çöküşünü
Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci
ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım
çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya
bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda

harelenen sularda bir yanık kokusu
ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi
işık zamana bağlı zamansa onun
kocaman gözleridir artık
anladım tarih de yazılmaz
bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün

yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir
deryalara savrulup çöllere düşmüştü
bir duman tütüyor yine hangi kent yandı
hangi sokakta vuruldu sevgilim
bir demet menekşe bir avuç toprak
burkulan bir yürek miyim hep

sesimde bir yanma bir kekrelik
uzayıp giden bir çöl yalnızlığı
gazeteleri okumuyorum başım dönüyor
sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler

puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı
bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum
savrulan küllerini ömrümüzün
bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum

Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin
ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor
acılar dehşetli kinlendiriyor beni
kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus
yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim
yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında

Haz
09

Dolmabahçeye taşınan bir aralık akşamı

sus pus olmuş, puslu bir İstanbul muydu yüzün, yoksa
çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne
dolmabahçede, çay tadında….
divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında,
tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
ben rehnedilmiÅŸ yelkovan gibi… hani akrepi seven ama
yüreÄŸi takvim yokuÅŸlarında….

sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı,
sesinin sesimde yankılanmasının.. sanki perdedekine
üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün
içime.. yalan! sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim
seyir defterimde.. ve ben amerikanca bir filmi kürtçe
seyrediyorum…

kadın, beyoğlunun bir kış akşamında,
üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan
muzdarip yürüyordu.. adam da.. yürümek hiçbir şeyi
çözmüyordu, bazı aralık akÅŸamlarında… parmağında
yaralı bir öyküyü taşıyordu adam.. kadının yüzünde
bir hüzün… hüzünlü aralık akÅŸamında bir yüzük…
yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti..
.. soğuğun ve karanlığın vehameti!

hayatı, bir başkasının pantolunu gibi, küçültülmüş,
daraltılmış.. İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler,
yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar
bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen
yazlar… hepsi daraltılmış.. yaÅŸananlara bir beden
büyük geliyor artık hayat!

bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık
olmak içinse erken.. beni sevda yerimden vurdu yine
zaman.. Şimdi sana söylenecek tek cümle:

bende sana yetecek kadar ben kalmadı…

Haz
09

BaÅŸkalaÅŸan aÅŸk

adını anmak güzeldi
dost ağızlarda sana dair cümlelerin ıslatılması..
adını anmak.
yüksek sesle, kimsesiz gecelerin düşsel avuntularına
sırt çevirip senden söz açmak.
biraz gülünç, biraz sitemkar..
güzeldi…
adının türkçedeki yankısı özeldi…

seninle yoğurt yemek, kendi kanlıcanlı, sülalesi
kandilli yoğurtçunun mekanında.
denize amors durup, yüzüne
cepheden bakmak güneÅŸli bir mavilikle…. güzeldi..

ipe sapa konuÅŸlanmaz bahanelerle elini tutmak,
yüzünde
yüz yıllık bir hasreti gidermek güzeldi…

güzeldili geçmiÅŸ zamanları düşünüyorum ÅŸimdi…
cümlelerimiz öznesiz.. umursayan yok kanlıcadaki
yoÄŸurdu…

ve eşikteki öpücük, tarih bilinci olmayan bir aşkın
mührüdür artık…..


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini