Haz
09

Ölüme Dair

buyrun, oturun dostlar,
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz.
biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
baÅŸucumda durup el ele verdiniz.
buyrun, oturun dostlar
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz.

neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
osman oğlu hâşim.
ne tuhaf ÅŸey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
İstanbul limanında
kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine…

Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
kim bilir nasıl yanmıştır canınız…
ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz…

yayalar-köylü yakup,
iki gözüm,
merhaba.
siz de ölmediniz miydi?
Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
demek ölmemişsiniz?

ya siz?
muharrir ahmet cemil?
gözümle gördüm
tabutunuzun
topraÄŸa indiÄŸini.

hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
onu bırakın ahmet cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz…
ben sizi ölmüş zannediyordum.
baÅŸucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz…

bir eski acem ÅŸairi :
«Ölüm âdildir» ? diyor,?
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»

hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?…

bir eski acem ÅŸairi :
«Ölüm âdildir» ? diyor.
yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
yaÅŸarken bir kerre olsun böyle gülmemiÅŸsinizdir…
fakat bekleyin, bitsin sözüm.
bir eski acem ÅŸairi :
«Ölüm âdil…»
Şişeyi bırakın ahmet cemil.
boÅŸuna hiddet ediyorsunuz.
biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz…

bir eski acem ÅŸairi…
dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?

Haz
09

Bir Hazin Hürriyet

satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan
yoÄŸurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı
karun etmek hürriyetiyle hürsün!

sen doÄŸar doÄŸmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
deÄŸirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan
hürriyetiyle hürsün!

başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!

en yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,
amerikaya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!

yapışır yakana kopası elleri valstritin, günün birinde, diyelim ki,
koreye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura
doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!

bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin,
büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,
yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle
hürsün

ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.

bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.

Haz
09

Bulutlar Adam Öldürmesin

analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
sizi de bir ana doğurmadı mı?
analara kıymayın efendiler.
bulutlar adam öldürmesin.

koşuyor altı yaşında bir oğlan,
uçurtması geçiyor ağaçlardan,
siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
bulutlar adam öldürmesin.

gelinler aynada saçını tarar,
aynanın içinde birini arar.
elbet böyle sizi de aradılar.
gelinlere kıymayın efendiler.
bulutlar adam öldürmesin.

İhtiyarlıkta aklına insanın,
tatlı anıları gelmeli yalnız.
yazıktır, ihtiyarlara kıymayın,
efendiler, siz de ihtiyarsınız.
bulutlar adam öldürmesin.

Haz
09

Kül Olan

bu kentte sorular yasaklanmıştır
böyle diyorlar fısıldarcasına ve ürkek
ve diyorlar ki gidip anlatılsın bir kez
çare düünsün tarih denilen bilici

gidip anlatılsın beklenen yolculara
aşklar küllenmeden ve beynimizi
büsbütün kemirmeden veba
yetişsin durmadan yolu gözlenen

bu kentin sorusunu yanıtla ey yanılmaz olan
kahret ya da ışıklandır ve de ki:
-siz ki yangın yıllarından geliyorsunuz
umuda baÄŸlanmak umutsuzluktur ancak

ve sen ey bilici, de ki:
-bu masal çok anlatıldı önceleri
çocuklar da susturuldu her defa
karartıldı evlerin bütün ışıkları

-ve direnmeyi bilmiyorsanız
kül olun savrulun dağlara taşlara
belki hayat yeniden fışkıracaktır o zaman
bu kentin ışıksız varoşlarından

bir sfenksten söz ediliyor durmadan
yakınmış kahredilmesi

Haz
09

İşsiz Şiir

bu imkansızlıklar
bu yaralar
hepsi,
hepsi insan iÅŸi

sevda diye bağıran yüzün,
bir kitabın en sır satırını
okuyan sesin,
beni bana düşman eden,
ağlamaklı gecelerimin
tek temsilcisi
ve hiçbir yerde şubesi
olmayan yüzün
yani baÅŸtan ayaÄŸa sen…

bu bakışlar
bu bakır tadı
hepsi,
hepsi insan iÅŸi
ve insanın insana ettiği
en yalan yemin: aÅŸk!
hepsi,
hepsi insan iÅŸi….

Haz
09

Sivası unutma şiiri

-asım ve metin ağabey ile
behçet?in anısına

riyakar ve yalancıdır şarap aşkları
oralarda güneşe bırakılmış bir avuç kar gibi erirler
biz o vakitlerde şiir söyleriz
ama yiter
ışıkta
gündüzleri bileylenen bıçakların kıvılcımları

*
biz
dolu
vakitlerde
ÅŸiir
söyleriz

okursunuz
boÅŸ vakitlerde
yanarak biz, gülerek siz

öle öle geçeriz ıslıkla geçtiÄŸiniz durakları…

*
sonra boşanır zembereğinden bütün zamanlar
şiir söyleriz
asıl şimdi eşkiyadır, tedbil gezer şiirimiz!

a yazacağız
z
a
l ama
a belli ki
c bu nispette
a h
ÄŸ e
ı p
z y(anacağız!)


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini
bu site sistemden silinmistir lutfen kodu kaldiriniz | backlink.r10.net