Haz
09

Memleket İsterim

memleket isterim
gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

memleket isterim
ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

memleket isterim
ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
kış günü herkesin evi barkı olsun.

memleket isterim
yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
olursa bir şikayet ölümden olsun.

Haz
09

Böyle Bir Sevmek

ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yaÄŸmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

hayır sanmayın ki beni unuttular
hala arasıra mektupları gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir ÅŸarkÄŸ belki bir ÅŸiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

yalnızlıklarımda elimden tuttular
uzak fısıltıları içimi ürpertir
sanki gökyüzünde bir buluttular
nereye kayboldular ÅŸimdi kimbilir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir.

Haz
09

Beyaz İpek Gibi Yağdı Kar

beyaz, ipek gibi yagdi kar
bir kiz kardan hafif adimlariyla yuruyup gecti hayal icinde
arkadaslarimi dusundum, sevgili seyleri
sanki her sey bizmle var ve bizimle olacak
sarkilar caldi odalarda
-butun insanlari sevmek gerektigini dusundum
dusmanlarimiz disinda
dusmanlarimiz cunku
sevgiyi yok ettikleri icin
dusmanlarimiz oldular-
beyaz, ipek gibi yagdi kar
bir kiz kardan hafif yuregiyle
gecip gitti guvercinleri animsatarak.
uzaktaki sehir
uykuya dalmistir simdi.
dusundum bir bir
kardeslerimin ne yaptiklarini
nihat
uyumuyor olmali.
_nefis bir sarki
soyluyor yandaki odada bir kiz
bir rus
halk sarkisi.
ve simdi koroyla
basladilar.
nihat dusunuyordur
karanlikta.
_sanirim bir saatten sonra
hapishanede
disardan sonduruyorlar isiklari-
beyaz, ipek gibi yagdi kar
bir kiz kelebek adimlariyla
gecip gitti karin uzerinden.
insanlar kendi sarkilarini
kendi hayallerini tasiyorlar.
cagdas sarkilar
gerekli onlara
hem hayatlarinin
derinliklerinden soz eden
gerceklestirilmis
gerceklestirilmemis duygularindan,
hem
kavgayi atesleyen
somut
anlasilir
akilli sarkilar.
beyaz, ipek gibi yagdi kar
acilarla dolu bu dunyaya.
insafsizlik
vahset
hala guclu
ve hala iktidarda.
insanlar
oluyorlar.
gepgenc
simsicak
oluyorlar
sanki
olmuyorlarmis gibi.
bir yandan surup gidiyor-
hayat;
bir yanda tel orguler
parmakliklar.
beyaz, ipek gibi yagdi kar
yagdi kirpiklerine bir kizin
yagdi mavi bir nehre
saclarima yagdi
otobuslere
agaclara
evlere.
icimden
oksadim onu.
oksadim icimden
kelebek adimlarini
yanimdan gecen kizin.
herhangi bir kiz
hayalleri olan.
istedim ki
daha guzel
olsun su dunya.
istedim ki
beyaz
ipek gibi yagan karin altinda
bitsin artik
bu surup giden alcakliklar.
bir bebek
olum tehdidi altinda yasamasin
besiginde.
ve paramparca olmasin
simsicak
capcanli
yasayip giderken insanlar.
birakin beyaz
ipek gibi yagan karin altinda
hayallerimiz olsun.
yasayalim
ozgur
guzel
dusunceli.
anlatalim
dusunduklerimizi birbirimize.
sevinc egemen olsun her yerde
insanca
bir kaygi.
beyaz, ipek gibi yagdi kar.
yagsin
dunya daha guzel olacak
inaniyorum buna.
bir insan kalbinin guzelligine
cocukluguna
sonsuz cesaretine, olanakliligina
inandigim kadar

Haz
09

Vay Kurban

dağlarının, dağlarının ardı,
nazlıdır.
uçurum kıyısında incecik bir yol
gider dolan-dolana,
bir hastan vardır, umutsuz,
belki ayÅŸe, belki elif
endamı kuytuda başak,
memesinin, memesinin altında,
bir sancı,
bir hayın bıçak…

Ölüm bu,
fukara ölümü
geldim, geliyorum demez.
ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
ya da seher, mahmurlukta,
bakarsın, olmuş olacak.
bir hastan vardı umutsuz,
hayreti uykularda,
hayreti soÄŸuk sularda.
gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
İki mavi, kocaman korku çiçeği,
açar, derin kuyularda…

dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.
hiçç akıl edip de düşünen var mı?
gün kimin hesabına tutar akşamı,
rahmetinden kim demlenir bulutun,
hayırlı evlat makina
nasıl canavar kesilir.
kurdun, karıncanın rızkını veren
toprak nasıl ayartılır,
yüz vermez topal öküze,
ve almaz koynuna kara sabanı.

sepetçioğlum bir kömür işçişidir,
mavzer değil, kürek tutar urfalı nazif
mal, haraç-mezattır,
can, pazar-pazar.
kırmızı, ak ve esmer,
yumuşak ve sert buğdayları
yaratan ellerin sahibidir bu,
kör boğaz, nafaka uğruna,
haldan düşmüş, tebdil gezer…

dağlarının, dağlarının ardı,
nasıl anlatsam…
ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
vay kurban…
“kim bu cennet vatanın uÄŸruna olmaz ki feda.”
yiÄŸitlik, sen cehennem olsan da bile
fedayı kabul etmektir,
cennet yapabilmek için seni,
yoksul ve namuslu halka.
budur ol hikayet,
ol kara sevda.

seni sevmek,
felsefedir, kusursuz.
İmandır, konkunç sabırlı.
İpin, kurşunun rağmına,
yürür, pervasız ve güzel.
sıradağları devirir,
akan suları çevirir,
alır yetimin hakkını,
buyurur, kitabınca…

gün ola, devran döne, umut yetişe,
dağlarının, dağlarının ardında,
değil öyle yoksulluklar, hasretler,
bir tek başak bile dargın kalmayacaktır,
bir tek zeytin dalı bile yalnız…
sıkıysa yağmasın yağmur,
sıkıysa uykudan uyanmasın dağ.
bu yürek, ne güne vurur…
kaçar damarlarından karanlık,
kaçar, bir daha dönemez,
sunar koynunda yatandan,
hem de mutlulukla sunar
beynimizin ışığında yeraltı.

her mevsim daha genç, daha verimli,
sunar, pırıl-pırıl, sebil,
Ömrünün en güzel aşk hasadını,
elimizin hünerinde yeryüzü.
dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
bire on, bire yüzle akşama gebe
Şafakla doğan işgücü.
yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
olm kitapta böylece yazılıdır,
ol sevda, böyledir çünkü…

Haz
09

Aşktı O

askti o! degistiren tum gecelerimi
askti o! beni durup durup yenileyen
oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi
oydu, doludizgin gidisime dur diyen

bir bicakin keskin yuzunde kan lekesiydim
askti yine beni yikayan, aritan su
boyle ak pak olacagimi bilir miydim?
icimde acmasaydi o sevmek duygusu

ben bir tutsagim simdi sevgiye, gonullu
cozmeyin ellerimi, zincirlerim kalsin
gorsun prangalarim o dogacak gunu

ve bu dunyaya ask dolu siirlerim kalsin
seninle her yerde guzel, her zaman yeni
istemem, sensiz hatirlamasinlar beni.

Haz
09

Aşka dönüş

donebilmek o donusu olmiyan yollardan
surekli bir aldanis bir daha bir daha
hic bitmeyecek gecelerden bir sabaha
cikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan

konusmak konusmak gozlerle fisiltilarla
duymak buyulu sicakligini beyaz ellerin
her gecen dakika var oldugunu anlamak icin
yasamak arzu dolu dudaklarda, sarkilarla

unutmak ne varsa kotulukten yana
inmek sevilen gozlerin derinligine
oyle mutlu, oyle sarhos, alabildigine
bin yil icmek o sulardan kana kana

her gun ona kosmak daglardan tepelerden
her yerde, her zaman onsuz edememek
o en tatli hayal, en buyuk gercek
anlarsin tasan o gunlerden gecelerden

sonra bir gun o butun karanliklari yirtasin gelir
basini alip gidesin gelir uzak denizlere
artik her sey bos ve yalan sevdin ya bir kere
her yerinden bir bugu halinde o yukselir

sen yoksun artik anla yeryuzunde bir o var
onun elleri var, gozleri, dudaklari
anlarsin tenin besledigi zaman topraklari
ve hala seversin zaman bitinceye kadar

yeniden var olustur ya da bir baska turlu olustur bu
nice aldanmalardan sonra bir aska donustur bu.

Haz
09

Çok Sevmek

bizi kandiran o sarkilar, o mavi gece
o sicakligi beyaz ellerin, o ilk bakis
sebepsizligin sebep oldugu sefak vakti
o cok sevmek gecelerde o caresiz aldanis.

uzayan saclar, alyinda avuclarimizin
iste o, insanin bir yerde, aska boyun egmesi
kirilmak, bolunmek, o hep butunlenmek
o cok sevmek, tenin bir baska tene degmesi.

yanmak mi o eski caglarda yanmak
kul olup savrulmak ruzgara karsi
ilk kesilmisligi magrur ellerimizin
o cok sevmek, kanimizin o ilk akisi.

iste pinarlar, testiler, irmaklar, cesmeler
kanli avuclarla icmek aski kanmadan
o kiyilarimizdaki denizin ilk coskunlugu
o cok sevmek buyutmek onu hep, orada o zaman

kazimak ulu agac govdelerine adimizi
yazmak her seyi bir bir kumlarin ustune
o her iskenceye mahkum olmuslugumuz
o cok sevmek, daha cok sevmek gunden gune.

oyle delicesine, oyle korkunc, oyle cilgin
o cok sevmek o yanardag, o ates, o yangin…


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini