Haz
09

Bir Acayip Duygu

“mürdüm eriÄŸi
çiçek açmıştır.
- ilkönce zerdali çiçek açar
mürdüm en sonra “

sevgilim,
çimenin üzerine
diz üstü oturalım
karşı-be-karşı.
hava lezzetli ve aydınlık
? fakat iyice ısınmadı daha ?
çağlanın kabuğu
yemyeşil tüylüdür
henüz yumuÅŸacık…
bahtiyarız
yaşayabildiğimiz için.
herhalde çoktan öldürülmüştük
sen londrada olsaydın
ben tobrukta olsaydım, bir İngiliz ÅŸilebinde yahut…

sevgilim,
ellerini koy dizlerine
? bileklerin kalın ve beyaz ?
sol avucunu çevir :
gün ışığı avucunun içindedir
kayısı gibi…

dünkü hava akınında ölenlerin
yüz kadarı beş yaşından aşağı,
yirmi dördü emzikte…

sevgilim,
nar tanesinin rengine bayılırım
? nar tanesi, nur tanesi ?
kavunda ıtrı severim
mayhoÅŸluÄŸu erikte ……….»

………. yaÄŸmurlu bir gün
yemiÅŸlerden ve senden uzak
? daha bir tek ağaç bahar açmadı
kar yağması ihtimali bile var ?
bursa cezaevinde
acayip bir duyguya kapılarak
ve kahredici bir öfke içinde
inadıma yazıyorum bunları,
kendime ve sevgili insanlarıma inat.

Haz
09

Yeniden Hüzünle…

İşte yine can sıkıntısı
bana bir şiir yazdıracak.
tırnaklarım uzamış,
içimde yaralı bir aşk.

İçimde yaralı bir aşk
ve birkaç piyes ölüsü,
birkaç gözyaşı kırıntısı,
inthar gelgii birkaç.

sırtüstü uzandım dünyaya,
odamın ampulüne bakıyordum,
ampulün bağlı olduğu borunun
tavanda kıvrılışına.

tavanda kıvrılışına
birkaç damla gözyaşının,
birkaç damla tentürdiyot,
kalbim ağrıyordu, bir yaz-
günü düştüm sokaklara,
karanlık sokaklara düştüm,
bir yaz gecesiydi galiba,
ürpererek indikçe bayırlardan,
kimsesiz ve loÅŸ alanlara,
çaresiz, bomboş bir cesettim,
bir yangın kulesi gibi uğuldayan.
kirli, bayat, karanlık-
bir suyla dolu bir kova,
olarak kalmıştım dünyada.

herkes kim bilir nerdedir-
ÅŸimdi? sevgilim… kim bilir-
nerdesin?
kalbim-ki bir gün durur-
var mıydı acaba?

Ölümü ve tuzlu
fıstıkları unutmadım.
hayat tuzlu fıstıkları.
sarhoşlar kusardı bir de
ben varken orda. dünyada
1965 yılında.
bir savaş ve hüzün korkusuyla
kahvelere dolardı insanlar.
sevgilim! sevglim!
“kanayan yerim benim”
çürük yumurta, bayat pastırma
ve
bamya yenilen bir lokantada
mareşal fevzi çakmak, koca yusuf
dünya güzeli fatma
dostumdular.
ben o şehirde yalnızdım
bunu kimseler bilmez
gidip gidip ruhtıma
dururdum.
kör bir dilenci vardı, o da-
dostumdu, beni-
evlendirmek isterdi kızıyla.
ben içimde bir acıyla
boyna bir resim yapardım.
sarı kurdeleli kızlara-
hikayeler anlatırdım hatta
uzak dünyalar ve
albert aynştayn hakkında.
onlar
uzun uzun susarlardı.
güzelim kızlar, hürriyet-
gaztesi okurlardı
ses ve hafta

her ÅŸey o kadar birbirinin
aynıydı, hayat-
akıp gidiyordu sıkıntıyla.
domino taşlarına ve
bir nehrin akışına benzeyen
cesur ve genç hayat. akıp giden.
kitapçı vitrinlerini
ve
alanları hızla eskiten-
hayat, bazen-
beni heyecanlandırırdı.
yağmurlu, ıhlamur ağaçlı bir yolda
kocaman eflatun bir güneş
tıkanırdı gırtlağıma
onu karnıma sokardım.
güneşi, göğsüme ve karnıma.
akÅŸam-
beni bulurdu bir koyda.
kırlara doğru
koşardım ber bağırtıyla.
az önce ıslanmış kırlara,
serin ve bereketli,
her zaman bağışlayan,
o taze ve hüzün-
anası kırlara…

sevgilim! sevgilim!
gece-
yürüyor.
dünya-
yürüyor ordularla.
kitaplara ve matbaacı-
çıraklarıyla. İçimde-
bir daÄŸ çeÅŸmesi akıyor…
sabah oldu oluyor anında-
eski, külüstür, kömür-
yüklü sarı bir kamyonla
yanında durmuştuk, orman-
battaniyeliydi hala.
bir hastane odasında-
sabaha karşı, yaralı-
bir onbaşı gibi uyuyordu.
sabaha-
karşı bir hastane odasında-
aklıma çanlar geliyor.
bir adam-
kesik çocuk başları satıyor.
yeniden
hüzünle başlıyorum bir-
romana…

Haz
09

Bu AÅŸk Burada Biter

bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
ve ben çekip giderem bir nehir akıp gider

bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
solarken albümlerde çocuklar ve askerler
yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Haz
09

Uy Havar

yangınlar,
kahpe fakları,
korku çığları
ve irin selleri, aç yırtıcılar,
suyu zehir bıcaklar ortasındasın.
bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
pusatsız, duldasız, üryan
bir cana bir de baÅŸa
seher vakti leylim -leylim
cellat nişangahlar aynasındasın.
oy sevmiÅŸim ben seni…

Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
he canım…
Çiçekdağı kıtlık, kıran,
gül eçmaz, çağla dökmez.
vurur alnım şakına
vurur çakmaktaşı kayalarıyla
küfrünü, medetsiz, munzur.
Åžahmurat suyu kan akar
ve ben ÅŸairim.

namus işçisiyim yani
yürek içisi.
korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
ne salkım bir bakış
resmin çekeyim,
ne kınsız bir rüzgar
mısra dökeyim.
oy sevmiÅŸem ben seni…

ve sen daha demincek,
yıllar da geçse demincek,
bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
yaran derine gitmiÅŸ,
fitil tutmaz, bilirim.
ama hesap dağlarladır,
umut, daÄŸlarla.

düşün, uzay çağında bir ayağımız,
ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
düşün, olasılık, atom fiziği
ve bizi biz eden amansız sevda,
atıp bir kıyıya iki zamın
yarının çocukları, gülleri için
herbirinin ayvatüyü, çilleri için,
koymuş postasını,
görmüş restini.
he canım,
sen getir üstünü.

uy havar!
muhammed, İsa aşkına,
yattığın ranza aşkına,
deeey, dağları un eder ferhadın gürzü!
benim de boş yanım hançer yalımı
ve zulamda kan-ter içinde, asi,
he desem, koparacak dizginlerini
yediveren gül kardeşi bir arzu
oy sevmiÅŸem ben seni…

Haz
09

Bu Zindan, Bu Kırgın, Bu Can Pazarı

gördüler
yedi cihan,
İn, cin, kaf dağının ardındakiler,
kıtlık da kıran da olsa
gördüler analar neler doğurur
aman aman hey…

dünyalar vardır elvan,
bir su damlasında, bir kıl ucunda,
meyvalar vardır, meyvalar,
ağacı, omcası yok,
sana vurgun, sana dost.
beride kabilin murdar baltası
ve kan deÄŸirmenleri,
kader kahpesi.
beride borazancıları o puşt ölümün,
hazır, zilzurna keyfinden,
hazır ırzını vermeğe
yiğitler vuruldukça.
timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
akarsu duruldukça.
cadı, yalan hamurunu dağ-dağ yoğurur
aman aman hey…

bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı,
macera deÄŸil.
yaÅŸamak, sade “yaÅŸamak”
yosun, solucan harcıdır.
Öyle açar ki murat.
susuz, güneşsiz de kalsa, koparılsa da
Şavkı, bulut güllerinden daha bir suna,
daha bir burcu-burcudur.

bu zindan, bu kırgın, bu can pazarı
macera deÄŸil
sardığım toprağımın altın sabrıdır.
o sert, erkek hüznüdür lahza başında
cıgara değil.
ve sevgilim uykusunda bağrır
aman aman hey…

meltemin bir tadı, ustura ağzı
biri, kız memesi, tılsım,
yağmurun bir damlası süzülmüş küfür,
bir damlası, aşk.
senin uykuların hayın,
düşlerin kardeş.
duyar mısın, anlayıp sızlar mısın ki?
gece, samanyollarında rüzgar çıkıncayadek,
mısralarım kardeş-kardeş çağırır
aman aman hey…

serabın bir sonu vardır,
ufkun, sıradağın sonu.
uçarın, kaçırın bir sonu vardır
senin sonun yok.
mandaların, kavakların pazarı olur,
senin pazarın olamaz.
sensiz nar çatlamaz, bebek gııı demez.
beni böyle şair, divane etmez,
kızımın çatal göğsü.
senin yüzün suyu hürmetinedir
bugdalara, cevizlere yürüyen
kara toprağın ak südü…

bir bilsen kimlere tasa, kedersin,
anlar mısın, şaşırıp ağlar mısın ki?
bir bilsen kardeşlerim ne can çocuklar
ve bilsen nasıl vurur beni bu duvar.
akşam-akşam, kara sevdam ağırır
aman, aman hey…

Haz
09

İmlasız

- hep denedin, hep yenildin.
olsun. gene dene, gene yenil
s.beckett –

ayağı kayan bir çocuk
kadar şaşkınım, bilemedim
düz yolda yürümenin imlasını
kanayan dizlerime bakıp da
ağlamayı ögrenemediğim gibi

sevgilisi değildim kadınlarımın
bir papağan tüneğiydim belki
ama birkaç sözcük öğrendiysem
kadınlardan öğrendim, yine de
bilemedim sevgilim diyebilmeyi

büyülendim ama büyüyemedim
aklım ermedi aynalara ve suya
yüzümü gösterip kalbimi neden
sakladıklarını öğrenemedim
Şaşkınım, cahilim ben bu dünyada

Haz
09

Sığınak

sözün yine hep aşktan yanaysa
sevgilim sen sakla bir kaçağı
belki yorgun ve yaralıdır hâlâ
ölüm basmıştır son sığınağı

sus ve sadece dinle sessizliÄŸi
perdeleri çek ışıkları söndür
bir selam bir haber gönderir belki
sesleri hiç duyulmayan dostlar

bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın
bekle başında onun sabahadek

belki benim sana böyle sığınan
yapayalnız ve öylesine yorgun
kimliği duvarlarda kalan bir kaçak


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini