Mar
10

4 aylık kardeşini kurtarmak için alevlerin arasına daldı

4 aylık kardeşini kurtarmak için alevlerin arasına daldıFilipinlerde 6 yaşındaki kız çocuğu henüz 4 aylık kardeşini yangından kurtarmak için ateşin içine girdi. Yerel gazetelerin haberine göre, bebek herhangi bir yara almadan kurtulurken, kardeşini alevlerden kurtarmak için bütün vücudu ile saran ablasında ağır yanık izleri oluştu.

Philippine Daily Inquirer gazetesinde bugün yer alan haberde, Virginia Rojo adlı kız çocuÄŸu 28 Åžubat’ta Filipinler’in Negros adasında çıkan yangında küçük kardeÅŸini baraka evlerinden alevlerin arasından kendi hayatını feda etme pahasına dışarı çıkarmayı baÅŸarmış.

Haberde, küçük kız evinde uyurken yangının ahÅŸap kulübelerini sardığı esnada rüyasında Hz. İsa’nın ona “uyan ve kardeÅŸini kurtar” demesi üzerine kalktığı ve yangından bebeÄŸi kurtardığın ifade ediliyor.

4 aylık bebek ateÅŸten hiçbir yara almadan kurtulurken, Virginia’nın yüzü ve elleri yanmış.

Yetkililere göre ahşap gecekondudaki yangına sigara izmariti sebep olmuş.

Haz
09

Sevgi Duvarı

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi
ardımızda görevliler, ekipler, hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri
Çipcülerin elleriyle okşardım seni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
dustuğum yer öyle açık seçik ki
başucumda bi sen varsın bi de evren
saymiyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnizlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Haz
09

Sevgili gençlik

Öyle parçalandım ki ömrümde segiyle öfke arasında
sevgimi öfke vurdu
Öfkemi sevgi kaçırdı
İçim parçalandı arada

bir de bigün baktım gökyüzüne, bir bayram gecesi
bir kestane fişeği açmış yedi rengimden
yağıyorum çocukların üstüne

(sevgi duvarı)

Haz
09

Unutursun (mihribanım)

“unutmak kolay mı?” deme,
unutursun mihribanım
oğlun kızın olsun hele,
unutursun mihribanım.

zaman erir kelep kelep.
meyve dalında kalmaz hep
unutturur bir çok sebep,
unutursun mihribanım.

yıllar sineye yaslanır;
hatıraların paslanır,
bu deli gönlün uslanır
unutursun mihribanım.

süt emerdin gündüz-gece,
unuttun ya, büyüyünce..
ha işte tıpkı öylece
unutursun mihribanım.

gün geçer, azalır sevgi;
deÄŸiÅŸir her ÅŸeyin rengi
bugün değil, yarın belki,
unutursun mihribanım

düzen böyle bu gemide;
eskiler yiter yenide
beni deÄŸil, sen seni de
unutursun mihribanım.

Haz
09

İstanbul Yoktu Sen Olmasan

ben nice İstanbul?lular gördüm sana gelinceye kadar
kirli paçavralara benzerdi insanları
dostluktan, vefadan yoksun.
bölünmüş, dağılmış, parçalanmış
ve herbiri kendi ağırlığıyla ezilmiş, yorgun.
yüzümde dolaşan birer iğrenç böcekti gözleri
bir tutsam
yapışır kalırdı ellerime en çirkin yerleri
evlerinde bulduğum yalnızlık
sokaklarında bulduğum upuzun bir kahırdı.
günler boyunca
bir başka karanlık gelirdi
karanlığın biri kaybolunca
güneşler doğardı görmezdim.
bir ses durmadan ölüme çağırırdı beni
bilmezdim bu şehirde senin yaşadığını.
bilmezdim…

zindandı bütün meyhaneler
duvarlar karaydı
köhne bir bizans eskisiydi İstanbul sensiz.
semt semt bir ağır yorgunluktu
sürekli bir aldanıştı sokak sokak
benden en uzak sevgilerde yaşadım yıllarca
o büyük yalanlarda yaşadım.
senden habersiz bir ölü gibi
senden uzak zamanlarda yaşadım.

mabetler yıkıldı içimde
umutlar hayaller yıkıldı
bir gün bütün İstanbul yıkıldı.
sokaklar kaydı ayaklarımın altında
gün oldu kalabalık meydanlarında inançlarım yıkıldı
gün oldu
gözlerime çiviler çakıldı merhametsiz.
toz toz oldum, duman duman oldum
aldığını geri vermedi yıllar
yitirdim kendimi bu rezil ÅŸehirde
seni buluncaya kadar.

eskiden bir lale hatırlardım
yada mavi mavi bir deniz İstanbul denince
serin rüzgarlar okşardı saçlarımı
rıhtımlar balık balık kokardı.
ne zaman
yumsam gözlerimi bir gemi kalkardı.
vapur düdükleri durmadan öterdi.
eskiden bir İstanbul vardı bilmediğim
bana yeterdi.

sonra kaç yıl yaralı bir hayvan gibi
gezdim sokaklarında
sonra kaç yıl bir sevgi aradım
İstanbul?u aradım.
belki de seni aradım bilmeden
ayaklarımın dibinde den,izler can çekişti
Şehirler parçalandı
bir çağ öldü gözlerimin önünde
benim en güzel çağım öldü.
bizi topraktan yarattılar
gel gör ki…
bu ÅŸehirde
benim toprağım öldü.

seni aradım bu şehirde yıllarca
yana yakıla seni..
sen kimdin, sen neredeydin kimbilir.
hep böyle sensizmiydi bu şehir.
bu şehir İstanbul?muydu ?
Öyleyse sensiz yaşanmazdı bu şehirde
gemiler demir almazdı
trenler iÅŸlemezdi
sen olmasaydın
bir ömür bitip
yepyeni bir ömür başlamazdı içimde
bahar gelmezdi
ağaçlar çiçek açmazdı
seni bulmasaydım
ve ben yoktum
İstanbul yoktu
sen olmasaydın.

Haz
09

Dağ Rüzgarı

kaderde senden ayrı düşmekte varmış
doğrusu bunu hiç düsünmemiştim
seni tanımadan
hele seni böyle deli divane sevmeden önce
yalnızlık güzeldir diyordum
al başını kaç bu şehirden
ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara
rüzgarın iyot kokularının karıştığı denizlere git
git gidebildiÄŸin yere diyordum
oysaki senden kaçılmazmış
bilmiyordum!
yine de dayanmaya çalışıyorum işte
bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen
gezen bulutlara sesleniyorum ellerin diye
rüzgar güzel bir koku getirmişse
saçlarını okşayıp getirmiştir diye avunuyorum
yaşamak seninle bir başka zamanı
bir baÅŸka zamanda seni yaÅŸamak
herşeyden önce sen
elbette sen
mutlaka sen
ister uzakta ol, ister yanıbaşımda dur
sen ol yeterki bu zaman icinde
ben olmasamda olur
seni bir yumağa sarıyorum yıllardır bitmiyorsun
çaresizliğim gün gibi aşikar
su olup çesmelerde akan güzelliğin
inceliğin ışık ışık yüzüme vuran
sen güneş kadar sıcak
tabiat kadar gerçek
sen bahcelerde cicek actiran
sudan havadan günesten yüce varlık
sen o tek sevgi içimde sen
görebildiğim o tek aydınlık
bir nefeste benim için al
havasızlıktan öldürme beni
bulutlara yildizlara benim için bak
susadım diyorsam bir yudum su işmelisin
ben yorulduysam sen oturmalısın
ellerim sevilmek istiyor
saçlarım okşanmak
dudaklarım öpülmek istiyor
anlamalısın
ağaçların yeşilliği kalmadı, gökyüzünün mavisi yok
kim bu çaresiz adam, bu kıpkırmızı gözler kimin
kaç gecedir uykusu yok
gündüzü yok, gecesi yok, yok, yok
anladım
sensiz yaşamanın dünyada imkani yok
beni bunca saracak ne vardı
kanıma girecek
gözbebeklerime oturacak
bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek
ne vardı
hiç karşıma çıkmasaydın
bu kör olası gözler görmeseydi seni
ne vardı
güzelliğini hiç bilmeseydim
bir dua gibi bellemeseydim adını
ne vardı bütün gece
gözlerimi tavana dikerek
seni düşünmeseydim…

Haz
09

Unutmayacağım

bir tesadüfmüydü ne o gece tanışmak,
ve gecenin karanlığında aydınlığı yaşamak
kalemim durmak bilmiyor boyna yazıyor
ayrılık zamanı
düşünmeden aklına geleni yazıyor,
ama ona yazdıranlar için yazıyor,
İçinden gelen sevgi dünyasını yazıyor
bir tesadüfmüydü ne o gece tanışmak
ve gecenin karanlığında sevgiyi yaşamak
kalemim durmak bilmiyor,boyna yazıyor
sevdiği şeyleri,sevdiklerine,dostlarına yazıyor
hayallerini sevgiye dönüştürenler için yazıyor
İçinden gelen sevgi dünyasını onlar için yazıyor
fakat bu kalem yazmaktan bitecek bir gün,
kalemim benden,ben kalemimden ayrılacağız
bir daha yazamazsam eÄŸer,
o ayrılık zamanı geldiği an,
kalemimden yaÅŸlar damlar.
ben ağlarım ,yüreğim ağlar,


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini