Haz
09

İki bıçak

iki bıçak seç kendine
biri yaralamak için
biri öldürmek
pusu kur gözlerinin
karanlık gölgesine
biri sevmek için
biri ihanet
İki yürek seç kendine
biri yaşamak için
biri gizlenmek
bir korkak,bir kaçak,bir firar
kaç kişisin sen sevdiğim çocuk
İçimdeki bıçak iki kere daha dönüyor
olduğu yerde
kalırsan sel basar yataklarımı
gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde
kimi zamanlar olur sevgilim
İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme

Haz
09

İlk Aşk

felek ne kadar kahretse kalbimize,
zaman zaman hatırladığımız olur,
hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize;
bir hatırayla yaşadığımız olur.

ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
balkonundan gül atan cömert sevgili!
aşkınla deli divane olduğumuz,
sarmaşığa tırmandığımızdan belli.

belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz,
İlk aşk gecesinin masum yeminleri,
fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz?
saadet bilmiyorum o hazdan gayri.

Haz
09

Pia

ne olur kim olduğunu bilsem pianın
ellerini bir tutsam ölsem
böyle uzak seslenmese
ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
otelleri bomboş bulmasam
içlenip buzlu bir kadeh gibi
buğulanıp buğulanıp durmasam
ne olur sabaha karşı rıhtımda
çocuklar piayı görseler

bana haber salsalar bilsem
içimi büsbütün yıldızlar basar
bir hançer gibi çıkıp giderdim

ben bir şehre geldiğim vakit
o başka bir şehre gitmese
singapur yolunda demeseler
bana bunu yapmasalar yorgunum
üstelik parasızım pasaportsuzum
ne olur sabaha karşı rıhtımda
seslendiğini duysam pianın
sırtında yoksul bir yağmurluk
çocuk gözleri büyük büyük
üşümüş ürpermiş soluk

ellerini tutabilsem pianın
ölsem eksiksiz ölürdüm.

Haz
09

Hacı Muradın Ölümü

hacı muradla öldük eski kafkasyada
ihtiyar çuvasgili santur calıyordu
ne çaldığı zaten anlaşılmıyordu
oğlu belki o saat asılıyordu
şarap patlak vermişti isyan masada

atlas gömlekleri boyundan ilikli
sabahlara kadar hançer dokuyanlar
mezmur okuyarak duvar duvar
dudaklarında karanlık ilkbahar
gözbebekleri çelik çekirdekli

çalarak getirdiği korkak tatarların
bakunin yazması kitaplarından
dinamitler yürür bakü sokaklarından
siyah bir toz olur doru kısraklarından
öfkeli kazakları iinci nikolanin

ölmek fısıldadıkça son semaveri
bulutlanır çay kristal fincanda
ışıklar gizlice bilenir zindanda
bir ustura çizgisi azerbeycanda
hacı muradın üzengileri

Haz
09

Ağustos Çıkmazı

beni koyup koyup gitme, nolursun
durduğun yerde dur
kendini martılarla bir tutma
senin kanatların yok
düşersin yorulursun
beni koyup koyup gitme, nolursun

bir deniz kıyısında otur
gemiler sensiz gitsin bırak
herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
evlenirsin, çocuğun olur
beni koyup koyup gitme, nolursun

Haz
09

Karışan saatler içinde

karışan saatler içinde hâtırana
bazı sabahlarla ikindiler yan yana,
değişik gülleri sanki tek bir baharın;
bâkir hülyasıyla beyaz ve ürkek yarın,
o sükût bahçesi, ufkunda kuş yerine
hasret kanat çırpar düşünen ellerine…

hep aynı nağmede çılgın dolaşan yaylar,
bir yıldız kervanı gibi haftalar, aylar
hep aynı hayalin peşinde bu yolculuk,
hep gül yangını ve bahar sıtması ufuk…

tenha bir ucunda gecenin bir sır gibi
fısıldanan adın kardeş, dost ve sevgili,
durgun havuzların süsü ten rengi çiçek
bir mevsim cümbüşü içinde süzülerek
Ömrün gecesinde ve kader rüzgârında
bir ürperme olur çıplak omuzlarında…

Haz
09

Bursada zaman

bursada eski bir cami avlusu,
küçük şadırvanda şakırdayan su.
orhan zamanından kalma bir duvar…
onunla bir yaşta ihtiyar çınar
eliyor dört yana sakin bir günü.
bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden.
yüzlerce çeşmenin serinliğinden
ovanın yeşili göğün mavisi
ve mimarilerin en ilahisi.

bir zafer müjdesi burda her isim:
sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
hala bu taşlarda gülen rüyanın
güvercin bakışlı sesszilik bile
Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
muradiye, sabrın acı meyvası,
Ömrünün timsali beyaz nilüfer,
türbeler, camileri eski bahçeler,
Şanlı hikayesi binlerce erin
sesi nabzım olmuş hengamelerin
nakleder yadını gelen geçene.

bu hayalde uyur bursa her gece,
her şafak onunla uyanır, güler
gümüş aydınlıkta serviler, güller
serin hülyasıyla çeşmelerinin.
başındayım sanki bir mucizenin,
su sesi ve kanat şakırtısından
billur bir avize bursada zaman,

yeşil türbesini gezdik dün akşam,
duyduk bir musikî gibi zamandan
Çinilere sinmiş kuran sesini.
fetih günlerinin saf neşesini
aydınlanmış buldum tebessümünle.

İsterdim bu eski yerde seninle
başbaşa uyumak son uykumuzu,
bu hayal içinde… ve ufkumuzu
Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
havayı dolduran uhrevi ahenk.
bir ilah uykusu olur elbette
Ölüm bu tılsımlı ebediyette
belki de rüyası büyük cetlerin,
beyaz bahçesinde su seslerinin.


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini