Tag Archives: nerde

Yine Ölüme Dair

zevcem, ruhu revanım hatice pîrâyende, ölümü düşünüyorum, demek ki arteryo skleroz başlıyor bende… bir gün kar yağarken, yahut bir gece, yahut bir öğle sıcağında, hangimiz ilkönce, nasıl ve nerde öleceğiz? nasıl ve ne olacak ölenin son duyduğu ses, son gördüğü renk, kalanın ilk hareketi ilk sözü ilk yediği yemek? belki de birbirimizden uzakta öleceğiz. haber… Read More »

Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-1

saat dört, yoksun. saat beş, yok. altı, yedi, ertesi gün, daha ertesi ve belki kim bilir… hapisane avlusunda bir bahçemiz vardı. sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı. gelirdin, yan yana otururduk, kırmızı ve kocaman muşamba torban dizlerinde… kelleci memedi hatırlıyor musun? sübyan koğuşundan. başı dört köşe, bacakları kısa ve kalın ve elleri ayaklarından… Read More »

Yol Türküsü

alnımızda yanar gençliğin tacı yorgunluğun anasını satarız elimizde neşemizin kırbacı ufukları önümüze katarız göğsümüz kuvvetli , gönlümüz temiz tükenmez yolları tüketiriz biz ne saray,ne hamam,ne han isteriz nerde gün batarsa orda yatarız sabah burdaysak,akşam ordayız günlerin peşinde bir hovardayız bazı mısra gibi dudaklardayız bazı “kimsin” diye soran bulunmaz hey anam hey!yolcu yolunda gerek bazı altımızda… Read More »

Otuz Beş Yaş

yas otuz beş! yolun yarısı eder. dante gibi ortasındayız ömrün. delikanlı çağimızdaki cevher, yalvarmak, yakarmak nafile bugün, gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne? benim mi allahım bu çizgili yüz? ya gözler altındaki mor halkalar? neden böyle düşman görünüyorsunuz; yıllar yılı dost bildiğim aynalar? zamanla nasıl değişiyor insan! hangi resmime baksam ben değilim:… Read More »

Yağmur

uyu! gözlerinde renksiz bir perde, bir parça uzaklaş kederlerinden. bir ruh gülümsüyor gibi derinden, mehtabın ördüğü saatler nerde? varsın bahçelerde rüzgar gezinsin, yağmur ince ince toprağa sinsin, bir başka alemden gelmiş gibisin, dalmış gözlerinle pencerelerde.