Haz
09

Kalbim

göğsümde 15 yara var!.
saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak!..
kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!
?

göğsümde 15 yara var!
sarıldı 15 yarama
kara kaygan yılanlar gibi karanlık sular!
karadeniz boÄŸmak istiyor beni,
boÄŸmak istiyor beni,
kanlı karanlık sular!!!

saplandı göğsüme 15 kara saplı bıçak.
kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!…

?

göğsümde 15 yara var!.
deldiler göğsümü 15 yerinden,
sandılar ki vurmaz artık kalbim kederinden!
kalbim yine çarpıyor,
kalbim yine çarpacak!!!

yandı 15 yaramdam 15 alev,
kırıldı göğsümde 15 kara saplı bıçak..
kalbim
kanlı bir bayrak gibi çarpıyor,
Çar-pa-cak!!

Haz
09

Sana seslenmek için

gece sesizce başlıyor ve ırmağın-
Öte yakasına geçiyor atlılar.
bir papatyanın acısını dinliyorum.
gökyüzü gitgide genişliyor.
islak yaprakların derin yeşilliği
islak dağların uyandırdığı keder.
kendime bir demet çicek topluyorum
Öğretmenimin iliklediği göğsüm
ne kadar genç
ağzımda taptaze bir tütün kokusu
ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda
bir ağız mızıkası.
Öğrendiğim ilk şarkılar
yollar yollar yollar boyunca
söylediğim ilk şarkılar
sevgilim olan bütün kızlar
siyah önlükleri ve
kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler
İlk fotoÄŸraflarımdaki yakışıklı saçım…
ey akşam, ey bir aşkın
başlaması ve bitmesi
ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı
ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran.
gece evleri sardığında
ve bahçeleri
işıklar içinde kaçıp giden
bir tavşan gibi yalnızım.
yolun iki yanında kalan
karanlık dağların ötesinde
neler olup biter
ve girdiÄŸimiz uykulu kasabada
lokantadaki uykulu çocuk
olgun ışıklı lokantada
olgun patatesler.
bir adamın
doğmasi ve ölmesi
ve bazı işlemeler yapması hayatında
bazı bağlardan
Üzüm toplaması
bazı sinamalara gitmesi
bazı kızları sevmesi
ve ölesiye yalnızlık çekmesi
bazı şehirlerde.
ey akÅŸam, turuncu ve mor akÅŸam
ey gökyüzü, ey benim
gittikçe esmerleşen kalbim.
Şimdi beyaz bir kızın
yanında olabilmek için
bazı çılgınlıklar yapabilirim
onu boynundan öpsem ve onunla
dünyada olup bitenleri konuşsak
İngiliz birahanelerinde
damalı kasketleri
ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle
ve bütün emekçiler gibi
Çocuksu gözleri
partal elleriyle oturan
İşçilerden konuşsak
zencilerden konuÅŸsak sonra
gülünce bütün yüzleriyle gülen
yakışıklı ve hazin
zencilerden.
gece dünyanın her yerinde
geliyor ve her yerde
aynı duygu uyanıyor kalbimizde.
sen ÅŸimdi
duvarına bir şiirimi asmışsındır
uyuyorsundur
belki düşünüyorsundur
sonuncu kattaki odandan
yıldızlara bakarak.
ve yıldızlar her zaman
eski ve tanıdıktır.
Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.
İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda
sırt üstü uzanıp toprağa
baktığımız yıldızlar.
bir harman yerinde ya da.
düz bir damda.
uzaktan
bütün kürtçe türküler gibi
yanık bir türkü gelirken
sıcaktan bunalırken
evler ve yollar;
ve yaşlı kadınlar
uyuklar gibi büzülüp minderlerine
düşünürlerken eskisini
olağanüstü günlerini
gece sesizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar
Çalıların hışırtısını dinliyorum.
sana seslenmek için
yeni şiirler tasarlıyorum..

Haz
09

Beklerken

agaçlar düsürmüs yapraklarini.
yollar tüketmis yolcularini.
ve aylar… ve aylar geçismis yillarini.
ben senden kalanla seni beklerken.

saçlar yitirmis siyahini.
gönül çogaltmis âhini.
ve kalbim… ve kalbim çekmis silahin.
ben son kursunla seni beklerken.

gözler akitmis yasini.
Ömür almis gitmis basini.
ve saatim… ve saatim sasirmis zamanini.
ben son nefesimle seni beklerken.

Haz
09

Bir Hüzün Mevsiminden Çıkarken Kalbim

ayrılıkların puslu aynasındadır
bekleyişlerin solgun yüzü
bekleyişler ki demlenişidir sabrın
damıtır sessizliği ve üzüncü
damıtır gurbetin kavruk memesinden
ve emzirir
hasretin yanık yüzlü çoçuğunu

sen ey sabrın ve üzüncün dervişi
başını zamanın göğsüne koy
ve dinle yalnızlığın iç çekişlerini
yalnızlıklar ki suskun bir akşam üstüdür
usulca örtülecektir gecenin sessiz tülünü
ve düşecektir ince bir rüzgarla
hüznün harmaniyesi

ey yenilgilerin bezgin kuÅŸu
suskunun sarı sıcağındasın bunca zaman
bataklıklardan sızan sinsi ve pis
bir kokudur içinde tortulaşan kuşku
ve bulutsu bir ağırlığın yüküdür
gittikçe ağırlaşan
gittikçe yüreğini zonklatan

sen ki şafağın göğü müsün
imbikle göğsünde göğün sütünü
ve emzir sönmekte olan yıldızları
sonra başını solgun bir demet gibi hasretin kuru dallarına koy
dinle köpüklü kıyıların çağlayanını
imbatın serin elidir yüzünü okşayan

güneşi kopar dalından ellerine al
ve durmadan canını yakan sözü
bitir ÅŸiirin kalbine
akıt artık umudun billur ırmağını
kavruk çölüne yüzümün
ve bir sevda gibi yanaÅŸ
hayatın kıyılarına

yoksa ey kalbim
tel bile olamazsın şiirin sazına

Haz
09

Gitmek

bu vadideki karanlığı
ve büyük soğuğu düşün
b. brecht

gitmek. bir hançeri inceltip
okyanusa daldırmak isteği
ya da düşebilmek atlasların
dışına ki ey kalbim
yalnızsın bu yolculukta da

gitmek. o kaos duygusu, aklın
sarsıntılarla yorgun düşüşü
bilincin kamaşması belki de.
rehin bırakılacak bir şey yok
unuttuklarından başka.

gitmek. bir büyü gibi saran
ağrılar yumağı, kışkırtılmış
düşlerdir ki sen şimdi
esirgeme kendini kalbim
kederin o derin yalnızlığından

Haz
09

DiÅŸi kuÅŸ

kuru bir ot
gibi yaşıyorum
gözlerden uzak
patika bir yolun
kıyısında

tek suçum
sap olmamak
baltanın
kanlı oyunlarına

ama yine de
umut dolu kalbim
belki bir diÅŸi kuÅŸ
taşır beni diye
daldaki yuvasına

Haz
09

Kardiyoloji

kalbim bir etten organ sadece
kalbim yüreğim olur,
sen gelince….


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini