Haz
10

Berdan’dan izdüşümü

Düşsel bir evrimin dönüşsel gerçekleri ile geride kalan, uzun namlulu silahların namlusundan çıkan ateÅŸ gibi kısa ve sert.. Düşüşlere düşense buÄŸulu izlenimlerde uzun soluklu terkediÅŸler…

Ayrılığa Dair Terkedişler. .

Not: Bundan sonra dilimin ucunda dönen, ÅŸiirimsi duygulara dönüşen kelimeleri toparlayım elimden geldiÄŸi kadar ÅŸiir tadinda, berdan’a dair cümlelerle buradan yayınlayacağım… Tüm sevdiklerimi çok içten seviyorum… umut’la kalın.

Åžub
10

Berdan.. Geriye kalan biraz umut, biraz da hüsran…

Berdan.. Geriye kalan biraz umut, biraz da hüsran…Berdan.. Geriye kalan biraz umut, biraz da hüsran… Biliyorum bu gün doÄŸum günün.. iÅŸlenmemiÅŸ duygularımın ayazında solan gülleremi, yeÅŸeren karanfilleremi uzansam, yoksa usulca oturup dokunmasam mı tedirginliÄŸindeyim… bu gün yaşım ömrümün yarısı… bu gün senin hala doÄŸum günün… iÅŸlenmemiÅŸ duygular dedim ya hani..! iÅŸte onlar var, içimde patlamaya hazır, içimde donmaya hazır iÅŸlenmemiÅŸ duygular.. yazsam kelimeler dünyasında bir deniz gibi dökülür belki kelimeler parmaklarımın arasından beynimin aktardığı nitelikte.. yazsam susa kalırım belki… Okumaya devam et »

Haz
09

Yine Ölüme Dair

zevcem,
ruhu revanım
hatice pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
demek ki arteryo skleroz
baÅŸlıyor bende…
bir gün
kar yaÄŸarken,
yahut
bir gece,
yahut
bir öğle sıcağında,
hangimiz ilkönce,
nasıl
ve nerde öleceğiz?
nasıl
ve ne olacak
ölenin son duyduğu ses,
son gördüğü renk,
kalanın ilk hareketi
ilk sözü
ilk yediÄŸi yemek?
belki de birbirimizden uzakta öleceğiz.
haber
çığlıklarla gelecek,
yahut da ima edecekler,
ve kalanı yalnız bırakıp
gidecekler…
ve kalan
karışacak kalabalığa.

yani efendim, hayat…
ve bütün bu ihtimâlât
1900 kaç senesinin
kaçıncı ayı
kaçıncı günü
kaçıncı saatinde?

zevcem,
ruhu revanım
hatice pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
geçen ömrümüzü düşünüyorum.
kederli
rahat
ve hodbinim.
hangimiz ilkönce
nasıl
ve nerde ölürsek ölelim,
seninle biz
birbirimizi
ve insanların en büyük dâvasını sevebildik
– dövüştük onun uÄŸruna -,
«yaşadık»
diyebiliriz.

Haz
09

Sana seslenmek için

gece sesizce başlıyor ve ırmağın-
Öte yakasına geçiyor atlılar.
bir papatyanın acısını dinliyorum.
gökyüzü gitgide genişliyor.
islak yaprakların derin yeşilliği
islak dağların uyandırdığı keder.
kendime bir demet çicek topluyorum
Öğretmenimin iliklediği göğsüm
ne kadar genç
ağzımda taptaze bir tütün kokusu
ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda
bir ağız mızıkası.
Öğrendiğim ilk şarkılar
yollar yollar yollar boyunca
söylediğim ilk şarkılar
sevgilim olan bütün kızlar
siyah önlükleri ve
kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler
İlk fotoÄŸraflarımdaki yakışıklı saçım…
ey akşam, ey bir aşkın
başlaması ve bitmesi
ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı
ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran.
gece evleri sardığında
ve bahçeleri
işıklar içinde kaçıp giden
bir tavşan gibi yalnızım.
yolun iki yanında kalan
karanlık dağların ötesinde
neler olup biter
ve girdiÄŸimiz uykulu kasabada
lokantadaki uykulu çocuk
olgun ışıklı lokantada
olgun patatesler.
bir adamın
doğmasi ve ölmesi
ve bazı işlemeler yapması hayatında
bazı bağlardan
Üzüm toplaması
bazı sinamalara gitmesi
bazı kızları sevmesi
ve ölesiye yalnızlık çekmesi
bazı şehirlerde.
ey akÅŸam, turuncu ve mor akÅŸam
ey gökyüzü, ey benim
gittikçe esmerleşen kalbim.
Şimdi beyaz bir kızın
yanında olabilmek için
bazı çılgınlıklar yapabilirim
onu boynundan öpsem ve onunla
dünyada olup bitenleri konuşsak
İngiliz birahanelerinde
damalı kasketleri
ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle
ve bütün emekçiler gibi
Çocuksu gözleri
partal elleriyle oturan
İşçilerden konuşsak
zencilerden konuÅŸsak sonra
gülünce bütün yüzleriyle gülen
yakışıklı ve hazin
zencilerden.
gece dünyanın her yerinde
geliyor ve her yerde
aynı duygu uyanıyor kalbimizde.
sen ÅŸimdi
duvarına bir şiirimi asmışsındır
uyuyorsundur
belki düşünüyorsundur
sonuncu kattaki odandan
yıldızlara bakarak.
ve yıldızlar her zaman
eski ve tanıdıktır.
Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.
İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda
sırt üstü uzanıp toprağa
baktığımız yıldızlar.
bir harman yerinde ya da.
düz bir damda.
uzaktan
bütün kürtçe türküler gibi
yanık bir türkü gelirken
sıcaktan bunalırken
evler ve yollar;
ve yaşlı kadınlar
uyuklar gibi büzülüp minderlerine
düşünürlerken eskisini
olağanüstü günlerini
gece sesizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar
Çalıların hışırtısını dinliyorum.
sana seslenmek için
yeni şiirler tasarlıyorum..

Haz
09

İsyan

yagmurda islanmayi bekledim,
öyle ki agladigimi görmeyesin, sezmeyesin.
buralardan kaçmayi denedim,
sevincine hüzün düsmesin istedim..
ve uzun yollar katettim.
ne olabilirdi ki, göremedigim, bilemedigim.
ne vardi düsünemedigim.
Öylece içimi kemirdim,
denedim, sana mektup yazmayi da denedim,
ama bir çeliskiye düstüm, bocaladim.
günler birbirini kovalarken, ben hâlâ kararimi veremedim.
ya ben yaniliyorsam,
ya asil suçlu ben isem?

gitmenle çaresiz kalan ben oldum.
ben oldum bir damla sevgiye muhtaç olan,
soldugunu hissettim rüyalarimin ve boguldum
girdaplarin derinliginde, anlamis olmaliydim çoktan,
masum hayallerimi yikan, duygularimi hafife alan,
ardimdan firtinalar kopartan bir hiç oldugunu.

Haz
09

Geriye Kalan

bir suçu bir defa islersin, bin defa ölürsün…
bu hayati bir defa yasarsin, bir defa ölürsün…

anilar unutulmaz gibi olur, sürer seni çikmaz sokaklara…
yalniz kalirsin, anlarsin çok geç oldugunu..
bakarsin bos gözlerle duvarlara,
ve bir endise kaplar yüregini,
girerken ölümün küçük ve penceresiz odasina.

Çocukluk günlerin gelir aklina, aglarsin.
bir salincakta sallandigin günleri hatirlarsin.
dün gibidir, yillar önce yasadiklarin.
bir defa daha unutmaya çalisirsin,
hiç yasanmamis gibi olmasini istedigin anilari.

yasadigin yillarin kaç gün ettigini hesaplarsin…
dakikalar yavas gelir, baslarsin saniyeleri saymaya.
los bir odada hareketsiz kalirsin.
bir fisiltidan, kulaklarinda yankilanan hisirtidan,
adeta korkarsin kimildamaktan.

kalp atislarin yavaslamis gibidir..
her atistan sonra daha da yavaslamis gibi gelir.
perdenin kösesinden bir isik sizar içeri..
mat gözlerinde oynasir, gözyasi gibi, serâp gibi..
Âhina izdirap katan korku misali…

tek arkadasin tavanda ki çizik olmustur…
sen ona bakarsin o da sana.
gözlerinin yorgunlugu tabiata siner.. birden kis olmustur…
iste bu halim senden geriye kalan, diye inlersin için için.
göz kapaklarin bir daha açilmazcasina kapani verdigi an.

Haz
09

Bir Yangının Enkazından…

Çile dolu hatiralar, senden kalan enkaz.
solugumda hararet, yüregimde yangina mecaz.

ismini her anisim çöllerin sicakliginda…
gözlerimden akan yaslar kutuplarin soguklugunda!

bekleyisindeyim bir umudun, ümidime can katan olgunun.
sabahinda yarinin, tesellisinde yangindan kurtulusun.

dünüm dünde kalsin, olmasin bugünüm.
feryadim içimde saklansin, duyulmasin hüznüm.

elbet bir bitisi vardir her sancinin.
dumanindan kaçmali sönüsünde yanginin.

odur beni alevlere atan, sen vesilesin, olsan da beni yakan.
bu esrarli yangini söndüren o, ister agla ister sizlan.

simdi ates benim elimde… yaktim senden kalan vecizeleri.
hayatimda bir o kaldi, hem geceleri, hemde gündüzleri…


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini
bu site sistemden silinmistir lutfen kodu kaldiriniz | backlink.r10.net