May
11

Fransa’da askerî yargı tarihe karıştı

Fransa’da askerî yargı tarihe karıştı
Fransada askerî yargı tarihe karıştıFransa’da zorunlu askerliÄŸin kaldırılması ve ordunun profesyonelleÅŸmesinin ardından iÅŸ yükü azalan askerî mahkemeler, iÅŸlemez hale geldiÄŸi gerekçesiyle kapatıldı. Bundan sonra, Fransız askerleri Fransa ve dışında iÅŸledikleri tüm suçlardan sivil mahkemelere karşı sorumlu olacak. Fransız askerî mahkemeleri, son yıllarda insan hakları örgütlerince eleÅŸtiriliyordu.
Okumaya devam et »

Ara
09

Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Bediüzzaman Said Nursî bir eserinde kendi hayat tarzını şöyle özetlemiÅŸtir: “Kur’ân-ı Hakîm mürÅŸidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, her bir âdabda rehberimizdir.” Buna göre insan, Allah’ı tanımak ve Ona iman ve ibadet etmek için yaratılmıştır. İlim, meÅŸruiyet, hürriyet, dürüstlük, ümit, çalışmak, sebat gibi faziletler ise, insanın hayatına anlam veren deÄŸerlerdir. Bunlar hem dünya, hem de âhiret saadeti açısından insanın olmazsa olmaz gerçekleridir. Bu sebeple 6000 sayfayı aÅŸan eserlerini iman ve fazilet üzerinde yoÄŸunlaÅŸtırmıştır.

Hayatının ilk dönemlerinde Bitlis ve Van yörelerinde yaÅŸamış olmasına raÄŸmen, Osmanlı yönetimini ve dünyayı yakından takip etmiÅŸtir. Hatta en temel mesele olan eÄŸitim konusundaki aksaklıkları Sultan Abdülhamid’e arz etmek üzere İstanbul’a gelmiÅŸ, fakat o günlerde onunla görüşmesi mümkün olmayınca, aynı teklifi daha sonra Sultan ReÅŸad’a götürmüş, DoÄŸu Anadolu’da Medresetü’z-Zehra adında bir üniversite kurmak için hazineden ödenek ayrılmasını saÄŸlamıştır. Ancak zamanın ÅŸartları gereÄŸi üniversite kurulmadan ülke savaÅŸ ortamına girmiÅŸtir.

“İstibdâdın her nevine karşıyım. Onu nerede görürsem tokadımı vururum. Bence istibdâdın en kötüsü ilme yapılan istibdattır. Ben ekmeksiz yaÅŸarım, hürriyetsiz yaÅŸayamam. İman ne kadar geliÅŸirse hürriyet de o kadar parlar. İşte asr-ı saadet!” sözleriyle hürriyete olan büyük sevdasını ifade etmiÅŸtir.
Birinci Dünya Savaşında milis kuvvetleri gönüllü komutanı olarak savaÅŸa katılmış ve esir düşerek iki buçuk yıl Rusya’da esaret hayatı yaÅŸamıştır.
Daha sonra İstanbul’un iÅŸgalinde iÅŸgalci güçlere karşı mücadele ederek ilim adamlarını ve halkı uyarmıştır. İstanbul âlimlerinin Kuva-yı Milliye ve KurtuluÅŸ Savaşı aleyhinde verdiÄŸi fetvayı, “İşgal altındaki bir yerde bulunan sorumluların verdiÄŸi fetva irade özgürlüğü bulunmadığı için mualleldir (sakat ve tutarsızdır)” gerekçesiyle karşı çıkmış ve çürütmüştür.

1922 yılının sonunda Ankara’ya davet edilmiÅŸ, TBMM’de merasimle karşılanmış ve daha sonra mebuslara hitaben bir beyanname yayınlayarak yeni Türkiye’nin ÅŸekillenmesinde mânevî dinamiklerin ihmal edilmemesi gerektiÄŸini ifade etmiÅŸtir.

Hayatını üç döneme ayırmıştır: DoÄŸumundan Risale-i Nur’u telif etmeye baÅŸlama tarihi olan 1926 yılına kadarki hayatını Eski Said, bu tarihten 1950′ye kadar olan kısmını Yeni Said, 1950′den sonraki hayatını da Üçüncü Said diye adlandırmıştır. Ancak bu ayırım fikrî bir deÄŸiÅŸiklikten ziyade bir metod ve tarz deÄŸiÅŸikliÄŸidir. Her üç dönemde de dine ve imana hizmet yönünde zamanın ve zeminin durumuna göre deÄŸiÅŸik metodlar uygulamıştır. (“Üç Said Dönemleri” için bk. Bilgiler, s. 263)

Risale-i Nur Külliyatı

Sözler

Allah, kâinat ve insan münasebetlerinin, çağımız anlayışına hitap eden bir üslupla ve Kur’an’ın dürbünüyle anlatıldığı, “insan neden ibadete muhtaçtır; kader nedir, insan kaderinin mahkumu mudur; kainat niçin yaratıldı; Kur’an neden mucizedir?” gibi bütün akılları hayrette bırakan ve hiçbir felsefenin halledemediÄŸi suallerin cevabını ve insanın imansız yaÅŸayamayacağı gerçeÄŸini ortaya koyan bu eser, Risale-i Nur Külliyatı’nın en mühim eserlerindendir.

Mektubat

Bu eserde günümüz insanına yol gösteren mektuplar bulunmaktadır. Kainattaki sürekli faaliyetin sırrı, Tek Allah’a inanç (Tevhid), Peygamber (a.s.m.) mucizeleri, İslamda reform, milliyetçilik, oruç gibi konularda zihinleri kurcalayan suallere verilen cevaplar ile Risale-I Nur Külliyatı’nın en mühim eserlerindendir.

Lem’alar

Gençlere, öğrencilere, hasta ve yaÅŸlılara, ilim adamlarına, hanımlara daha doÄŸru bir deyiÅŸle hepimize gerekli olan hayat ve iman prensiplerinin yer aldığı bu eserde Allah’ın varlığının kesin isbatı, Peygamberimizin (a.s.m.) bizzat yaÅŸayarak gösterdiÄŸi saadet yolu, aile hayatının huzur prensipleri, iman kardeÅŸliÄŸini pekiÅŸtiren esaslar, günahın psikolojik tahlili ve günahtan kurtuluÅŸ yolları gibi konular ele alınmaktadır.

Åžualar

Kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri, bütün varlıkların dilinden tevhid delilleri; insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; ahirzamanda gelecek olan Deccal ve Süfyan gibi müthiş şahsiyetlerin mahiyetlerinin izahı ve bu konuda Hadis-i Şeriflerin açıklaması gibi çeşitli konuların yer aldığı mühim bir eserdir.

Asa-yı Musa

Kur’ani bir bakış açısı ile etrafımızdaki varlıkları inceleyen bir eser. Ayrıca, ibadet, gençlik, ölümden sonra diriliÅŸ ve âhiret inancı ile dünyadaki mutluluk arasındaki iliÅŸkiler de ele alınıyor.

Mesnevi-i Nuriye

Risale-i Nur Külliyatının bir çekirdeÄŸi, insana Rabbini tanıtan yolların, nefisle mücadelesinde takip edeceÄŸi esasların, iman hakikatlerinin açıklamalarının yer aldığı, Risale-i Nur Külliyatı’nın fihristesi ve bir nevî fideliÄŸi addedilen bu eser Bediüzzaman’ın ilk eserlerindendir.

İşaratü’l-İ’caz

Birinci dünya savaşı sırasında cephede yazılan olaÄŸanüstü bir eser çağımız insanının ihtiyacı olan Kur’an’ın yepyeni yorumları, ince manaları, ilimlerin keÅŸfiyle anlaşılan gerçekleri tesbit eden bu eser çeÅŸitli tefsirlerde dağınık bir ÅŸekilde iÅŸlenen sırları açığa çıkaran, Kur’an’ın mucize oluÅŸunu bütün yönleri ile anlatan, Kur’an’ın nazmındaki vecizliÄŸi ve mucizeliÄŸini ortaya koyan orjinal bir Kur’an tefsiridir.

Barla Lâhikası

Risale-i Nur’un Barla’da neÅŸre baÅŸladığı dönemde ilk talebelerinin samimî hissiyat, kalbî ve ruhî istifadelerini dile getirdikleri mektuplar ve Bediüzzaman’ın bunlara verdiÄŸi cevapları içine alan bu eser Risale-I Nur yoluyla yapılan iman ve Kur’an hizmetinin meslek ve metodunu belirlemektedir.

Kastamonu Lâhikası

Nur müellifinin, Kastamonu’da talebeleri ile Nur’un inkiÅŸafı, mahiyeti, iman hizmeti, talebelerin hizmet tarzları ve din düşmanları ile mücadele ÅŸekillerini konu edinen karşılıklı mektuplardan oluÅŸan bu eser bilhassa yazıldığı zaman itibariyle bir devrin iman ve Kur’an hizmetinin özeti ve içtimâî bir dersidir.

Emirdağ Lâhikası

Nur müellifinin, EmirdaÄŸ’da ikameti esnasında Isparta, Kastamonu, İstanbul, Ankara ve üniversite talebeleri ile Anadolu’ da ki talebelerine hizmetleri ve onların suallerine cevaben yazdığı mektuplar iman ve Kur’an hizmetinin günümüzdeki içtimâî vechesini ortaya koymaktadır.

Sikke-i Tasdik-i Gaybi

Kur’an-ı Kerim’in 33 âyetinin, Hazret-i Ali’nin (r.a.) ve Abdulkadir Geylani’nin Risale-i Nur’a gaybî iÅŸaretlerinin izahının yer aldığı bu eser Risale-i Nur Külliyatının mânâ alemindeki yerini ve ehemmiyetini ortaya koyan önemli bir eserdir.

Tarihçe-i Hayat

Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nursi’nin doÄŸumundan vefatına kadar olan yetiÅŸme tarzını, hizmetini, gayret, cehd ve fedakarlığını sade bir üslupla ortaya koyan; Bediüzzaman’ın yazı , mektup ve müdafaalarından derlenmiÅŸ ve bizzat kendisi tarafından tashih edilmiÅŸ çok kıymetli ve önemli bir eserdir.

Muhakemat

Her cümlesi bir kaide derinliÄŸini taşıyan eser Bediüzzaman’ın ilk eserlerindendir. Müslümanların geri kalış sebepleri, bu sebepleri gidermenin çareleri; teknik geliÅŸmelere İslâmiyet adına karşı çıkanların durumu; zorlukları akıl yoluyla çözmekten hoÅŸlananlar için bulunmaz bir kaynak olan Muhekemat, mantıklı ve saÄŸlam düşüncenin; doÄŸru konuÅŸup, doÄŸru yazmanın ölçüleri gibi orjinal konuları ihtiva etmektedir.

Nur’un İlk Kapısı
Nokta Risalesi
Şuâât
Rumûz
İşârât
Sünûhat
Tulûât
Hutuvât-ı Sitte
Divan-ı Harb-i Örfî
Münâzarat
Hutbe-i Şâmiye

Kaynak: bediuzzaman.net, sozler.com.tr ve sorularlarisaleinur.com

Tem
09

Güneşten 500 kat büyük karadelik

Güneşten 500 kat büyük karadelik

Uzayda, GüneÅŸ’ten 500 kat daha fazla kütleye sahip bir karadelik bulundu.

Avrupa Uzay Ajansı uydusu XMM-Newton’ın tespit ettiÄŸi bu yeni tip karadelik ‘süperkütleye’ sahip oluÅŸumlar zincirinin ‘kayıp halkasını’ teÅŸkil ediyor.

HLX-1 adı verilen karadeliÄŸin parlaklığı ‘olaÄŸanüstü’ olarak nitelendirildi.

Parlaklığın GüneÅŸ’in parlaklığından 260 milyon kat daha fazla olduÄŸu belirtildi.

Fakat bu parlaklık, yaydığı ışık değildir, yaydığı alfa ve gama ışıkları olarak ele alınmıştır

unutmadan…
İnsan, maddî bir varlık olarak düşünülünce, kâinatın büyüklüğü yanında ne kadar küçük bir cismaniyete sahiptir. Manevî varlığı; akıl, his, tahayyül gibi kabiliyetleri ile gözönüne alındığında, kâinat yanında insanın ehemmiyeti daha iyi anlaşılabilmektedir. İnsan, bu özellikleriyle kâinatın misal-i musaggarı (küçültülmüş misali)dir. İnsanın tüm aklî aaliyetleri içerisinde en baÅŸta gelen en mühim ve en kıymetli aklî faaliyeti ise, kâinat kitabını okuyarak Allah’ı tanıması, O’na iman ve itaatidir.

Haber Kaynak: Haber7

Haz
09

Bir Hazin Hürriyet

satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan
yoÄŸurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı
karun etmek hürriyetiyle hürsün!

sen doÄŸar doÄŸmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
deÄŸirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan
hürriyetiyle hürsün!

başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!

en yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,
amerikaya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!

yapışır yakana kopası elleri valstritin, günün birinde, diyelim ki,
koreye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura
doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!

bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin,
büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,
yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle
hürsün

ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.

bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.

Haz
09

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

yaşadıklarımdan ögrendiğim bir şey var:
yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
kopmaz kökler salmaktır oraya

kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taÅŸ gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel muzikleri dinlemeli alabildiğine
hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Haz
09

Çelişki

düsünürken sirrini kalbden kalbe giden yolun.
kaybettim tilsimini manali manasiz her çogulun.
sonunu gördügümde bitmez sandigim uzun yolun.
kapildim heyecanina çolugun ve de çocugun.

Önce hiç yoktum, sonra bir tomurcuk oldum.
zaman denen ögüteçte bende yogruldum.
gün geldi yaprak açtim ve yine gün geldi soldum.
sonra kül oldum da yeni tomurcuklara kondum.

bir aydinliga baktim bir de karanliga.
hangi tarafi seçecegim bilinmeyen muammâ.
karanliga gitsem olacagim hebâ.
aydinliga gidecek kadar da yok bir zeka.

ben kül tanesiyim, degilim ki insan.
uçarim savurdugu yana rüzgarin, yorulmadan.
bir karanlikta, bir aydinlikta, manasini anlamadan.
dedim ya, yok aklim, ne bileyim, degilim ki insan.

Haz
09

Leylim Leylim

leylim leylim, dünyamızın yarısı
al-yeÅŸil bahar,
yarısı kar olanda,
gene kavim-kardaş, can-cana düşman,
gene yediboğum akrep, sarı engerek,
alnımızın aklığında puşt işi zulüm
ve canım yarı geceler,
Çift kanat kapılarına karşı darağaçları
mapushanede çeşme
yandan akar olanda,
gelmiş, yoklamış ecel,
kaburgam arasından,
yoklasın hele..

Çağıdır can dayanmaz,
Çağıdır, en çalat, en ası
cehennem koncası memelerinin.

Çağıdır, kırk gün kırk gece
kolların boynuma kemend
ne canım, kötüye inat.
vaaah ki ne desem?
kurşunları namluya sürülü,
İkelleri kan,
devriyeler uykumuzu yıkar olanda
alır yüreğim:

yankın yasak, aynalara.
İnemem, bahçanda talan,
tam, boş yanı bu derim, namussuzun
tam, bıçağım cehennem gibi güzelken
aklıma düşüyorsun,
ellerim arık..
bilmiş bütün zulalar
eğri hançer, kara mavzer, kan pusu
ve insan düşünün o en orospu,
o en ayıp, frengili yemişi
Çıldırtılmış uranyum,
bilmiÅŸ,
bilsinler,
sana nasıl yandığımı
uuuyyy gelin..
İşte kan tutmuş korsanlar,
haramla beslenmiş, azgın,
düzmece peygamberler
ve cüceleri,
ve iğdiş ve aptal kölelerine karşı
İşte bir kez daha, bu can bendeyken,
deli divanenim iÅŸte,
uuuyyy gelin..

bu yasaklar firavun kalıntısı,
yoksun akdan karadan,
gizline, canevine kurulu faklar,
gün ola, umut kesip korkunç yetinden
murdar tutkusuna dünyasızlığın,
gün ola, düşesin bekler.
düşme, ölürüm.
gözlerinden gözlerinden olurum
leylim leylim, ayvalar nar olanda,
sen bana yar olanda,
belalı başımıza
dünyalar dar olanda..


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini