Haz
09

Sanırsın

saplanti sanirsin bakislarimi,
âmâ gözlerim medet beklerken.
akinti sanirsin gözyaslarimi,
veda sözlerim sitem eylerken.

efkârini maziye mâl etme,
bu yagmur da birgün diner.
anilari kendine yük etme,
gün gelir hepsi üstüste biner.

sanirsin, zenginler oldu fakir.
krallar görüldü hor ve hâkir.
kan revana dönen aleminde,
hayalin gitti, geriye kaldi kir.

ideoloji öldü, diyor bir bay.
artik beni ne sayarsan say!
aydinlik karanliga maglup,
bende siyah ellerinde kobay!

Haz
09

Çocuksun sen /I

dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
kum taneleri var ya onlardan birindeyim
yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil

Haz
09

Hepsi bu

değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey

bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değisen ben değilim
dönüşen savaş
artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımız sanmaya
yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri…

geceler
yani
ahmet hasimin kafiyeleri….

seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus

bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var…

iste hepsi bu kadar…

Haz
09

İşsiz Şiir

bu imkansızlıklar
bu yaralar
hepsi,
hepsi insan işi

sevda diye bağıran yüzün,
bir kitabın en sır satırını
okuyan sesin,
beni bana düşman eden,
ağlamaklı gecelerimin
tek temsilcisi
ve hiçbir yerde şubesi
olmayan yüzün
yani baştan ayağa sen…

bu bakışlar
bu bakır tadı
hepsi,
hepsi insan işi
ve insanın insana ettiği
en yalan yemin: aşk!
hepsi,
hepsi insan işi….

Haz
09

Hoş Bir Dünyam Vardı

hoş bir dünyam vardı
gönlüm hoş başım hoş
hele bir tek attımmı
herşeyim bir hoş
hoş bir dünyam vardı
sevgi hoş sevgili hoş
hele iki tek attımmı
sevgilerin hepsi hoş.
hoş bir dünyam vardı
eğriside hoş,çirkinide hoş
hele üç tek attımmı
cümle alem hoş


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini