Haz
09

Karışan saatler içinde

karışan saatler içinde hâtırana
bazı sabahlarla ikindiler yan yana,
değişik gülleri sanki tek bir baharın;
bâkir hülyasıyla beyaz ve ürkek yarın,
o sükût bahçesi, ufkunda kuş yerine
hasret kanat çırpar düşünen ellerine…

hep aynı nağmede çılgın dolaşan yaylar,
bir yıldız kervanı gibi haftalar, aylar
hep aynı hayalin peşinde bu yolculuk,
hep gül yangını ve bahar sıtması ufuk…

tenha bir ucunda gecenin bir sır gibi
fısıldanan adın kardeş, dost ve sevgili,
durgun havuzların süsü ten rengi çiçek
bir mevsim cümbüşü içinde süzülerek
Ömrün gecesinde ve kader rüzgârında
bir ürperme olur çıplak omuzlarında…

Haz
09

Bir Yigit Öldü Desinler…

bir yigit öldü desinler….
adini heceledigimi, derdimi sevdigimi söylemesinler..
bulamadan kaybettigimi,
bir ihanet çemberinde eridigimi, söylemesinler..
gönlümdeki çileyi de söylemesinler..
sadece, dudaklarinda bir tebessüm vardi, desinler..

bir yigit öldü desinler…
sahlanirken daglarda, sessizce agladigimi, söylemesinler..
gözyaslariyla gülümseyisimi,
her gülüste hüzünlenisimi,
sevinçlerde bile, birseyleri eksik hissedisimi, söylemesinler..
yalnizca, gözlerinde bir parilti vardi, desinler.
ayaklarima pranga vuruldugunu,
bir arayisin içinde kayboldugumu,
serseri bir kursuna hedef oldugumu, söylemesinler..
hasretlere boyun egdigimide söylemesinler..
sadece, bir yigit öldü desinler..

dikensiz gül bulamadigimi, her sorduguna cevap olamadigimi,
yesermeden kuruyan ümitlerimi, sahte gülüsleri ve yalan sözleri, söylemesinler..
dünkü dostlarimi, birer birer kaybettigim arkadaslarimi,
ayri dünyalarda yasadigimizi, gönlümdeki günesin neden battigini,
söylemesinler..
sadece, yaninda olmayi istermis, desinler..

bir yigit öldü desinler..
geçit vermeyen sevda yollarinda savastigimi,
solgun çehrelerde, hasret kapisinin anahtarini aradigimi,
ve kalbimdeki feryadi söylemesinler..
ugrasipda çözemedigim dügümleride söylemesinler..
yalnizca, yagmurlarin artik beni islatmadigini söylesinler..

bir demet ölüm çiçegi, düslerimin uzaklara teslimi,
bir baskaldirisin temsili, tuzaklara meyledisim.
isyanimin, teferruatlara dalisimin, var bir sebebi,
bakamayisim düsüncelerine, sevgimi begenmeyisin.
begenmeyisin, gözlerindeki mânayi sevisimi, degil seni.
kaçsamda tufanlara, rüzgarlara kendimi hapsedisim.

bir yigit öldü desinler..
aklimdaki çeliskiyi, seni hatirlatan özlemimi,
darmadagin hayallerimi ve yikildigimi benimseyisimi, söylemesinler..
yokluguna alisamadigimi,
denesemde, karsina çikamayisimi,
bir inadin pesinden sürüklenisimi ve unutamayisimi, söylemesinler..
yalnizca, gözyaslariyla süsledigin yalanlara inanmamis, desinler..

denizdeki maviyi, hülyalarimdaki pembeyi ve daha bir çok rengi..
sevemedigimi, hissedemiyisimi ve bir daha asla göremeyecegimi, söylemesinler..
korktugumu baglanmaktan,
bu acilari bir daha yasamaktan,
ve zorlugunu tükenmis ufuklari tekrar filizlendirmenin.

bir yigit öldü desinler..
sessiz, gürültüsüz ama çalkantilar içinde,,
kursun yarasindan çok sevgimin yarasi bedenimde..
yinede, seni üzecek bir sey bile, söylemesinler..
sadece, sana söyleyecek birseyi kalmamis desinler..

Haz
09

Anladım Aşkın Sonunu

İlk önce bakışlarınla tanıştım.
gözlerindeki parıltıya alıştiı,
ve yalnızlığımı yenmeye çalıştım,
çalistim ama, aramıza koyduğun mesafelere takıldım.

senin buhranlı gecelerime ışık saçmanı ben mi istedim?
İkide bir karşıma çıkmanı, elimi tutmanı ben mi söyledim?
yoksa gönlümün her an seni anmasını ben mi arzuladım?
ben yalnız bir kuru ümide, bir sıcak sevgiye sarılmayı diledim.

bir hasret ki, günden güne vücudumu sarıyor,
sanki kör testereyle kalbim parçalanıyor.
umudunu yitirmiş ellerim tutunacak dal arıyor.
İdrak içinde bedenim hakka yöneliyor.

sende bir yıldız gibi kaymışsın ne çıkar?
sevginin kaynagi o, sevmemeye imkan mı var?
sahte sevgilere kanarak kalmışım bizâr…
yaradana bir gün dönmemeye çare mi var?

Haz
09

Åžimdilik yetiyor

telefon açtığımda “alo.” deyiÅŸini,
sesinde ki sevinci ve deÄŸiÅŸimi,
seni uzaktan sevebilme ihtimalini,
bilmek.
bana ÅŸimdilik yetiyor.

geceleri düşündüğünü, hüzünlenip,
ismimi tekrarladığını, heceleyip,
kalbini sardığımı, kelepçeleyip,
bilmek.
bana ÅŸimdilik yetiyor.

ağlayan gözlerinden damla damla,
titrek sesinden hasret hasret,
özleyen mektuplarında çağlayan,
olmak.
bana ÅŸimdilik yetiyor.

gönlünde filizlenen bir kırmızı gül,
üzerinde taşıdığın siyah beyaz resim,
hayalî filminde en kral oyuncu,
olmak.
bana ÅŸimdilik yetiyor.

bana ÅŸimdilik yetiyor.
ama sadece,
ÅŸimdilik.

Haz
09

Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden

yiğit harmanları, yığınaklar,
kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
dize getirilmiÅŸ haydutlar,
hayınlar, amana gelmiş,
yetim hakkı sorulmuş,
hesap görülmüş.
demdir bu…

demdir,
derya dibinde yangınlar,
kan kesmiÅŸ ovalar üstünde mayıs…
uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası koruganların.
Ölünmüş, canım, ölünmüş,
murad alınmış…

gelgelelim,
beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
susmak ve beklemek, müthiş
genciz, namlu gibi,
ve çatal yürek,
barışa, bayrama hasret
uykulara, derin, kaygısız, rahat,
otuziki dişimizle gülmeğe,
doyasıya seviÅŸmeÄŸe, yemeÄŸe…
kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
o malta bıçağı, kınsız uyanık,
ve genç bir mısradır
filinta endam…
neden, neden alnındaki yıkkınlık,
bakışlarındaki öldüren buğu?
kaç yol aÄŸlamaklı oluyorum geceleri…
nasıl da almış aklımı,
sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
dost, düşman söz eder kendi kavlince,
kınanmak, yiğit başına.
bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
belki, yaÅŸamama sebep…

evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, karanlık…
ve zehir-zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık…

Haz
09

Yolların sonu

bilir misin hancı bugüne kadar
hanından kaç yolcu çıktı bu yola?
sıladan gurbete giden yolcular
kaç damla gözyaşı döktü bu yola?

getirmeden bu yolların sonunu
kaç yolcu durak yaptı hanını
kacçyolcu bu yolda verdi canını
ecel kaç yolcuyu çekti bu yola

akar bir oluktan beş dağın karı
demişler adına hasret pınarı
Şu mezarı gölgeleyen çınarı
kimin için kimler dikti bu yola?

kaç aşık bu yolda zaman eritti
kaç yorgun hanında terin kuruttu
bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü
kaç topuğun kanı aktı bu yola?

yollar kıvrım kıvrım dağlar sıralı
düşünürüm yollar beni yoralı
kaç ceylan iniyor böğrü yaralı
her gecenin seher vakti bu yola?

ben bilmedim gitti nolur sen söyle
bu yollar kararsız uzar mı böyle?
yar için çekip karşıki köyde
hangi göz kaç sene baktı bu yola?

Haz
09

Hasana mektup -II-

göz değdi köyümün güzellerine,
elİf, yadellere göçtü be hasan
sevgİ size ömür dört kulaç önce,
ecel çorbasını içti be hasan

asalet babasız çocuk doğurdu;
hazlı hÜrrİyeti haydutlar vurdu
viraneye döndü tÜrkhanın yurdu,
köyün tadı tuzu kaçtı be hasan

adalet felç oldu, yürür değnekle,
neÅže ne haltetsin soÄŸan ekmekle…
gÖnÜl delirdi de yol beklemekle,
İsyan bayrağını açtı be hasan

saadetin adı hÜlyadır şimdi;
hergün birimizi aldatır şimdi
umutlar rüyada, faldadır şimdi
unut, eski günler geçti be hasan

fazİleti gelin ettik gurbete,
kimbilir… belki de gurbetten öte
yağlı servet garaz eder Ülfete
ara yere nifak saçar be hasan

zeynep bize küskün, İffet sürgünde;
rezalet, felaket yaÄŸar her günde…
yedi haslet verem olur bir günde,
ÜlkÜ kötü yolu seçti be hasan

burada ne düğün ne bayram kaldı…
en güzel umutlar dalda ham kaldı!
korku, hasret, isyan, keder, gam kaldı;
binalar temelden uçtu be hasan

İşte böyle… malum ola halimiz;
naçar böğrümüze düştü elimiz
güven duyduğumuz her güzelimiz,
bizlere bir kefen biçti be hasan


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini