Haz
09

Fırtınadan sonra

-niyazi nihata-

gökyüzü bulutsuz mavi bir ülke
Çırpınır köpükle lacivert deniz
karşıki sahiller bir renksiz gölge
her taraf uyuyor her taraf sessiz

siyah kayalarda bükülmüş beli
ak saçlı ana gözleri nemli
ufukta bir küçük beyaz yelkenli
görünce semaya açıldı eli

tam bugünle dört gün oldu gideli
oÄŸlum hasan daha hala gelmedi
poyraz vardı deniz olmuştu deli
gitme dedim gitme o dinlemedi

anne bu poyrazın üç gün elinden
aç yattık katıksız ekmek yedin sen
südünü hiç helal eder mi ana
onu aç yatıran nankör oğluna

kocamı da yediydi aç gözlü deniz
kundakta oğluma ağladım sessiz
oğlumu ayırma benden allahım
“hasan”ı isterim senden allahım

duası bitmişti indi kayadan
dedi: acır bana elbet yaradan

günler böyle geçti gelmedi oğlu
matemli gözleri yaş ile dolu
bir sabah ayşeyi buldular ölü
kınalı saçları köpük örtülü

Haz
09

Vasiyet

yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
anadoluda bi köy mezarlığına gömün beni,

hasan beyin vurdurduÄŸu
ırgat osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit ayşe öbür yanımda.

traktörle türküler geçsin alt başından mezarlığın
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar ortamalı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
ama bu türküleri söylemişim ben,
daha onlar düzülmeden
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

komÅŸulara gelince,
şehit ayşeyle ırgat osman,
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki farkında bile olmadan.

yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
öyle gibi de görünüyor
anadoluda bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
tepemde bir de çınar olursa
taÅŸ maÅŸ da istemez hani.

Haz
09

Hasana mektup

Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,
aha bu mektubu alınca hasan.
manalar iplikten incedir amma,
kelimeler biraz kalınca hasan.

gene ağzımızı açmıyor bıçak,
huzur size ömür….. dert salkım saçak.
oyuna kalkıyor yüzlerce köçek,
batıdan bir hava çalınca hasan.

kök saldı bahçede ayrık otları,
yemler pay edildi, sattık atları.
biz kovalım derken baştan bitleri,
sülükler yapıştı, kulunca hasan.

süt dolu güğümü çalarız taşa,
kutsal görevimiz “saÄŸol çok yaÅŸa !”
mülkte hakikati aramak boşa,
tüm suçlular güçlü olunca hasan.

derisini yüzdük demokrasinin,
İşi iştir imtiyazlı asinin.
hakikatte vahÅŸi, sözde “vasinin”
dörtnala gidilir yolunca hasan.

canım hürriyeti koydunsa ara,
ekmek yalınayak kaçtı dağlara.
Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,
haber ver, izini bulunca hasan.

soysuzlar taÅŸ atar mukaddesata
karşı duramazsak bizdedir hata.
tahammül teşviktir, böyle hayata,
Öl..İnsan küçülmez ölünce hasan.

Haz
09

Hasana mektup -II-

göz değdi köyümün güzellerine,
elİf, yadellere göçtü be hasan
sevgİ size ömür dört kulaç önce,
ecel çorbasını içti be hasan

asalet babasız çocuk doğurdu;
hazlı hÜrrİyeti haydutlar vurdu
viraneye döndü tÜrkhanın yurdu,
köyün tadı tuzu kaçtı be hasan

adalet felç oldu, yürür değnekle,
neÅže ne haltetsin soÄŸan ekmekle…
gÖnÜl delirdi de yol beklemekle,
İsyan bayrağını açtı be hasan

saadetin adı hÜlyadır şimdi;
hergün birimizi aldatır şimdi
umutlar rüyada, faldadır şimdi
unut, eski günler geçti be hasan

fazİleti gelin ettik gurbete,
kimbilir… belki de gurbetten öte
yağlı servet garaz eder Ülfete
ara yere nifak saçar be hasan

zeynep bize küskün, İffet sürgünde;
rezalet, felaket yaÄŸar her günde…
yedi haslet verem olur bir günde,
ÜlkÜ kötü yolu seçti be hasan

burada ne düğün ne bayram kaldı…
en güzel umutlar dalda ham kaldı!
korku, hasret, isyan, keder, gam kaldı;
binalar temelden uçtu be hasan

İşte böyle… malum ola halimiz;
naçar böğrümüze düştü elimiz
güven duyduğumuz her güzelimiz,
bizlere bir kefen biçti be hasan


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini