Haz
09

Vasiyet

yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
anadoluda bi köy mezarlığına gömün beni,

hasan beyin vurdurduÄŸu
ırgat osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit ayşe öbür yanımda.

traktörle türküler geçsin alt başından mezarlığın
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar ortamalı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
ama bu türküleri söylemişim ben,
daha onlar düzülmeden
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

komÅŸulara gelince,
şehit ayşeyle ırgat osman,
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki farkında bile olmadan.

yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
öyle gibi de görünüyor
anadoluda bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
tepemde bir de çınar olursa
taÅŸ maÅŸ da istemez hani.

Haz
09

Ölüme Dair

buyrun, oturun dostlar,
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz.
biliyorum, ben uyurken
hücreme pencereden girdiniz.
ne ince boyunlu ilâç şişesini
ne kırmızı kutuyu devirdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
baÅŸucumda durup el ele verdiniz.
buyrun, oturun dostlar
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz.

neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor?
osman oğlu hâşim.
ne tuhaf ÅŸey,
hani siz ölmüştünüz kardeşim.
İstanbul limanında
kömür yüklerken bir İngiliz şilebine,
kömür küfesiyle beraber
ambarın dibine…

Şilebin vinci çıkartmıştı nâşınızı
ve paydostan önce yıkamıştı kıpkırmızı kanınız
simsiyah başınızı.
kim bilir nasıl yanmıştır canınız…
ayakta durmayın, oturun,
ben sizi ölmüş zannediyordum,
hücreme pencereden girdiniz.
yüzünüzde yıldızların aydınlığı
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz…

yayalar-köylü yakup,
iki gözüm,
merhaba.
siz de ölmediniz miydi?
Çocuklara sıtmayı ve açlığı bırakıp
çok sıcak bir yaz günü
yapraksız kabristana gömülmediniz miydi?
demek ölmemişsiniz?

ya siz?
muharrir ahmet cemil?
gözümle gördüm
tabutunuzun
topraÄŸa indiÄŸini.

hem galiba
tabut biraz kısaydı boyunuzdan.
onu bırakın ahmet cemil,
vazgeçmemişsiniz eski huyunuzdan,
o ilâç şişesidir
rakı şişesi değil.
günde elli kuruşu tutabilmek için,
yapyalnız
dünyayı unutabilmek için
ne kadar çok içerdiniz…
ben sizi ölmüş zannediyordum.
baÅŸucumda durup el ele verdiniz,
buyrun, oturun dostlar,
hoÅŸ gelip sefalar getirdiniz…

bir eski acem ÅŸairi :
«Ölüm âdildir» ? diyor,?
«aynı haşmetle vurur şahı fakiri.»

hâşim,
neden şaşıyorsunuz?
hiç duymadınız mıydı kardeşim,
herhangi bir şahın bir gemi ambarında
bir kömür küfesiyle öldüğünü?…

bir eski acem ÅŸairi :
«Ölüm âdildir» ? diyor.
yakup,
ne güzel güldünüz, iki gözüm.
yaÅŸarken bir kerre olsun böyle gülmemiÅŸsinizdir…
fakat bekleyin, bitsin sözüm.
bir eski acem ÅŸairi :
«Ölüm âdil…»
Şişeyi bırakın ahmet cemil.
boÅŸuna hiddet ediyorsunuz.
biliyorum,
ölümün âdil olması için
hayatın âdil olması lâzım, diyorsunuz…

bir eski acem ÅŸairi…
dostlar beni bırakıp,
dostlar, böyle hışımla
nereye gidiyorsunuz?

Haz
09

Dünyanın En Tuhaf Mahluku

akrep gibisin kardeÅŸim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeÅŸim,
midye gibi kapalı rahat.
ve sönmüs bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir deÄŸil,
beÅŸ deÄŸil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeÅŸim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hala şarabımızı vermek
için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
-demeğe de dilim varmıyor ama-
kabahatin çogu senin, canim kardeşim

Haz
09

Her Şeyi Birden İstemek

o kitabı da okudum bitirdim
hani o genç kızın beni unuttuğu
bir ara fena halde fikrindeydim
dudağındaki nem gözündeki buğu
durmadan hayal deÄŸiÅŸtiriyorduk
cetrefil bir hayat herkesin koktuÄŸu
kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk
yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu
erteleyip durduk suç ortaklığımızı
asıl mutluluğun içinde bulunduğu
bazı ben yanlıştım o yanlıştı bazı
Çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu
yanlızlığımız herşeyi birden istemekti
İsteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
İhtiyaç başka bir boyuta geçmekti
devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu
tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
sararmış yaprakların usulca savrulduğu
köprüler yıkıldı artik kendimleyim
parmak uçlarımda ölümün soğukluğu

Haz
09

Amcam Åžair Ben Åžair

gidip şarap almalı beş kuruşluk da fülüt
içip içip sonra da bir güzel ağlamalı
topal ulviye var ya, hani gecekondulu
genelevin üstüne şıp diye damlamalı

aktarın karısından umutlar kesik artık
beyaz bir laf söylense memeler otuz iki
ellerine mozarttan uzansam usulcacık
kolları bileklerden dirseğe bilezikli

bu dünyada ya adam olmalı ya da zengin
amcamsa sabah sabah burnu çay bardağında
ha babam şiir yazar şu cennet vatanına
tam gülesim gelecek, pırr… sekiz on güverci

Haz
09

Nicedir özlemişim

nicedir özlemişim
bu rüzgarı
hani doÄŸudan eser
bahar akşamları

nicedir özlemişim
bir elma ağacının
dibine oturmayı

nicedir özlemişim
şoseleri,dağları

nicedir özlemişim
bir dosta sarılıp
ağlamayı

Haz
09

Unutamadığım

açardın,
yalnızlığımda
mavi ve yeÅŸil,
açardın,
tavşan kanı, kınalı-berrak.
yenerdim acıları, kahpelikleri…

gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne.
yatmak,
gözlerinde yatmak zindanı.
gözlerin hani?

“to be or not to be” deÄŸil.
“cogito ergo sum” hiç deÄŸil…
asıl iş, anlamak kaçınılmazı,
durdurulmaz çığı
sonsuz akımı.

İçmek,
gözlerinde içmek ayışığını.
varmak,
gözlerinde varmak can tılsımına.
gözlerin hani?

canımın gizlisinde bir can idin ki
kan değil,sevdamız akardı geceye,
sıktıkça cellad,
kemendi…

duymak,
gözlerinde duymak üç-ağaçları
susmak,
gözlerinde susmak,
ustura gibi…
gözlerin hani?


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini