Ünlü sosyal paylaşım sitelerinden Twitter, ana sayfa tasarımında deÄŸiÅŸikliÄŸe gitti. Bu deÄŸiÅŸim ne anlama geliyor?Okumaya devam et »
Ünlü sosyal paylaşım sitelerinden Twitter, ana sayfa tasarımında değişikliğe gitti. Bu değişim ne anlama geliyor?sudra gömlekleri içindeyim
zaman tanrı hem erkek hem kadın
amcamoÄŸlu beni bul
mahpus deÄŸilim
bir mahpusun saydığı günlerdeyim
dağlanmış dövmelerim okunmaz etmiş izlerimi
yittim ben, bilmiyorum nerdeyim
İkindiyle akşam arasında
ne kadar taşıyabilir tebdilim beni
ben ki reddettim
mahpus, casus ve katilken
yıkanmamışların takdirini
İçimi öldürüyorum. kazıyorum içimi
Çoğalmasın diye ötekilerim
Çoğalmasın diye parçalandığı yerde
kaldı bedenim
gövdemi çoktan aştı gitti gövdemin tarihi
geçilmez yerinde karanlığın
başkasını denedim
bazen ıslığım çalınıyor kulaklarıma, bazen gelirken
düşündüğüm kelimeler
maden ocakları hatırlıyorum, demirci körükleri, kaçarken
değiştirdiğim sayısız kan, bir her konaklama yerinde
Ödediğim defterler
İçime attığım taşlar tıkadı sarnıcımı
tuzun ve kirecin ÅŸerbeti dindi
kuzey defterleri güney rüzgarları arasında
mühürlü mektuplar taşıdım
bozgun zamanlarının çarşılarında dağıldı
başka bir kader için sakladığım kıymetler
ey benim ateşler kitabındakı babam
nerde sazımın mızrabı
nerde kehribarım
amcamoÄŸlu beni bul
gidemem, bu yıl güney
zaman tanrı zurvanic
beni de ezberine aldı
resimde ellerin örtülü olması kaderin
esrarengiz karakterini simgeler
denedim kabartmaların hacminden öteye açılan bütün imkanlarını
ne yapsam gölgede kalıyordu
hem hürmüz hem ahriman
kendime dönecek bütün zamanı kılcala daraltmıştı
tasil katmanlar
Şimdiyse boşluğundayım
bir büyük kabartmanın
Örtülü ellerin arkasında
gömleğimi ilikleyen kopça
gövdemi yazılan esrar
karışır yazının gövdesine
başkaları okudukça
amcamoğlu buradayım
otların gürültüsüne, taşların tarihine bak
mezopotamyadayım..
desen ki denizin tuzu
çiğ düşmüş kadife donlu patlıcanlar
desen ki kendilerinden karga çığlılarıyla kaçanlar
en fakiri en zengini çirkini ve orospusu
seni unutmuÅŸ olsun
sen ki üşümüş gökte o yalnız bulutsun
kıskanmadığın cömert bir maviliğin ortasında o
bildiğin yalnızlığın ellerinden tutmuşsun
desen ki unutulmuÅŸsun
denizler kızılca kıyamet akıp geçiyor
zamana karşı geliyorsun
bir üç ve beş leylekler artık gitti
şimdi seni artık karanlıkta bir liman çekiyor
unutulduğun unutulmadığın bilinmediğin bir liman
bir üç ve beş derken şişede rom bitti
sen yaşamaya başladığın zaman
üşümüş gökte o yalnız bulut
kendini hic yerinde hissetmiyeceksin
keyif senin
istersen talihini billur akıntılarla bir tut
ellerini göğsüne kavuştur
doğu batı kuzey güney diyerek
koÅŸtur
bir üç ve beş istersen rom kadehleri gibi
nasıl ki unutulmuşsun
devril
ve bitir maceranı.
beyaz, ipek gibi yagdi kar
bir kiz kardan hafif adimlariyla yuruyup gecti hayal icinde
arkadaslarimi dusundum, sevgili seyleri
sanki her sey bizmle var ve bizimle olacak
sarkilar caldi odalarda
-butun insanlari sevmek gerektigini dusundum
dusmanlarimiz disinda
dusmanlarimiz cunku
sevgiyi yok ettikleri icin
dusmanlarimiz oldular-
beyaz, ipek gibi yagdi kar
bir kiz kardan hafif yuregiyle
gecip gitti guvercinleri animsatarak.
uzaktaki sehir
uykuya dalmistir simdi.
dusundum bir bir
kardeslerimin ne yaptiklarini
nihat
uyumuyor olmali.
_nefis bir sarki
soyluyor yandaki odada bir kiz
bir rus
halk sarkisi.
ve simdi koroyla
basladilar.
nihat dusunuyordur
karanlikta.
_sanirim bir saatten sonra
hapishanede
disardan sonduruyorlar isiklari-
beyaz, ipek gibi yagdi kar
bir kiz kelebek adimlariyla
gecip gitti karin uzerinden.
insanlar kendi sarkilarini
kendi hayallerini tasiyorlar.
cagdas sarkilar
gerekli onlara
hem hayatlarinin
derinliklerinden soz eden
gerceklestirilmis
gerceklestirilmemis duygularindan,
hem
kavgayi atesleyen
somut
anlasilir
akilli sarkilar.
beyaz, ipek gibi yagdi kar
acilarla dolu bu dunyaya.
insafsizlik
vahset
hala guclu
ve hala iktidarda.
insanlar
oluyorlar.
gepgenc
simsicak
oluyorlar
sanki
olmuyorlarmis gibi.
bir yandan surup gidiyor-
hayat;
bir yanda tel orguler
parmakliklar.
beyaz, ipek gibi yagdi kar
yagdi kirpiklerine bir kizin
yagdi mavi bir nehre
saclarima yagdi
otobuslere
agaclara
evlere.
icimden
oksadim onu.
oksadim icimden
kelebek adimlarini
yanimdan gecen kizin.
herhangi bir kiz
hayalleri olan.
istedim ki
daha guzel
olsun su dunya.
istedim ki
beyaz
ipek gibi yagan karin altinda
bitsin artik
bu surup giden alcakliklar.
bir bebek
olum tehdidi altinda yasamasin
besiginde.
ve paramparca olmasin
simsicak
capcanli
yasayip giderken insanlar.
birakin beyaz
ipek gibi yagan karin altinda
hayallerimiz olsun.
yasayalim
ozgur
guzel
dusunceli.
anlatalim
dusunduklerimizi birbirimize.
sevinc egemen olsun her yerde
insanca
bir kaygi.
beyaz, ipek gibi yagdi kar.
yagsin
dunya daha guzel olacak
inaniyorum buna.
bir insan kalbinin guzelligine
cocukluguna
sonsuz cesaretine, olanakliligina
inandigim kadar
saplanti sanirsin bakislarimi,
âmâ gözlerim medet beklerken.
akinti sanirsin gözyaslarimi,
veda sözlerim sitem eylerken.
efkârini maziye mâl etme,
bu yagmur da birgün diner.
anilari kendine yük etme,
gün gelir hepsi üstüste biner.
sanirsin, zenginler oldu fakir.
krallar görüldü hor ve hâkir.
kan revana dönen aleminde,
hayalin gitti, geriye kaldi kir.
ideoloji öldü, diyor bir bay.
artik beni ne sayarsan say!
aydinlik karanliga maglup,
bende siyah ellerinde kobay!
“tıpkı gözlerinden akan yaÅŸ gibi,
bir akÅŸam üstü aarhusda yürümek.”
aynı senin gidişinde olduğu gibi,
kâh doluyor, kâh boşalıyor sokaklar.
aldırmıyorum yağmura,
.ve rüzgara,
yürüyorum ardıma bakmadan.
hâlâ zamanında gelmiyor,
belediyenin sarı otobüsleri.
ve her zamankinden daha soÄŸuk,
güleç şehrin,
sonradan görmeleri..
bu arada hava da buz gibi,
3-5 derece sıcaklık vardı,
seninle birlikte o da gitti..
ve kıyılarını dantellediğin mendili,
yine evde unutmuÅŸum.
yine unutmuÅŸum gittiÄŸini..
sen varmışın gibi konuşuyorum
kuÅŸlarla,
ve sorularım yanıtsız
birer haykırış,
gün batımında yankılanan.
moesgaarda gittim geçen gün,
bulurum ümidiyle,
seninle kaybolan,
ve adını koyamadığım
duyguları..
gravballermanin yanında,
bir çeyrek saatte ben bekledim..
beklenilecekse onun gibi,
sırlara kapı açıp beklemeli,
gelmeyeceÄŸini bile bile.
bir hatıra bırakmadığın,
hiç uğramadığın,
bir yer bilsem,
gözyaşlarımı salıvereceğim..
biliyorum,
hıçkırıklara boğulacağım,
tren istasyonunda,
ve bir daha asla,
dönmemek üzere..
ayrılacağım senden,
ve aarhustan..
“tıpkı gözlerinden akan yaÅŸ gibi,
bir akÅŸam üstü aarhusda yürümek.”
ic3 treniyle son sürat kaçıyorum,
uzaklara..
ben mi kaçıyorum,
beni mi öldürüyorum?,
bilemiyorum..
bildiÄŸim bir ÅŸey varsa;
sahil ÅŸeridi boyunca
ayrılık şarkıları
söyleyen, martıları,
kıskanıyor olduğum.
hostes halimden anlar gibi..
bir ihtiyacımın olup
olmadığını soruyor..
tam martıları ağlatacağımı
düşünürken, ben ağlıyorum..
hayır, gazete almak istemiyorum,
meÅŸrubat da istemiyorum..
meyve suyuda..
hostes anlamsız bakmakta,
gözlerimin içine..
boşver hostes hanım,
seni sevenler de gitse,
boÅŸver.
doÄŸduÄŸun yerleri terketme,
yapma hostes, intihar etme..
avuntu olsaydı anılar,
ağlamazdım bu kadar..
bir hasret mehtabı süzülür düşümde,
aradığım gözlerinin resminde..
kalbimde sen, hayalinse.. ellerimde,
ellerim kanlı,
dokunamam artık sana.
haramsın bana, siyah geceler kadar..
rüyamda bile yasaksın.
bakamam sana..
nasıl unuturum seni,
nasıl unuturum gözlerini..
nasıl unuturum aarhusu?
nasıl?
nasıl?
“tıpkı gözlerinden akan yaÅŸ gibi,
bir akÅŸam üstü arhusda yürümek.”
bilir misin hancı bugüne kadar
hanından kaç yolcu çıktı bu yola?
sıladan gurbete giden yolcular
kaç damla gözyaşı döktü bu yola?
getirmeden bu yolların sonunu
kaç yolcu durak yaptı hanını
kacçyolcu bu yolda verdi canını
ecel kaç yolcuyu çekti bu yola
akar bir oluktan beş dağın karı
demişler adına hasret pınarı
Şu mezarı gölgeleyen çınarı
kimin için kimler dikti bu yola?
kaç aşık bu yolda zaman eritti
kaç yorgun hanında terin kuruttu
bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü
kaç topuğun kanı aktı bu yola?
yollar kıvrım kıvrım dağlar sıralı
düşünürüm yollar beni yoralı
kaç ceylan iniyor böğrü yaralı
her gecenin seher vakti bu yola?
ben bilmedim gitti nolur sen söyle
bu yollar kararsız uzar mı böyle?
yar için çekip karşıki köyde
hangi göz kaç sene baktı bu yola?