Nis
11

Ve karşınızda Google’ın BEÄžEN tuÅŸu: +1

Ve karşınızda Google’ın BEÄžEN tuÅŸu: +1
Ve karşınızda Googleın BEÄžEN tuÅŸu: +1HoÅŸumuza giden bir mesaj iletisi, haber, müzik, video, resim vs. olduÄŸunda Facebook’un ‘beÄŸen’ (like) tuÅŸunu kullanıyoruz ki çevremizdeki insanlar da bizlerin neler beÄŸendiÄŸini görsün ve bu ÅŸekilde paylaşım artsın diye.
Okumaya devam et »

Haz
09

Güneşı içenlerın türküsü

bu bır turku:-
toprak canaklarda
gunesı ıcenlerın turkusu!
bu bir örgü:-
alev bir sac örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir mesale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları cıplak kahramanların!
ben de gordum o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
günese gıden
köprüden
gectım!
ben de ictim toprak canaklarda günesi.
ben de söyledim o türküyü!

yüregımız topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların agzını
yırtarak
gerindik!
sıcradık;
simsekli rüzgâra bindik!.
kayalardan
kayalarla kopan kartallar
cırpıyor ısıkta yaldızlanan kanatlarını.
alev bilekli süvariler kamçılıyor
saha kalkan atlarını!

akın var
günese akın!
günesı zaptedecegız
günesın zaptı yakın!

düsmesın bızımle yola:
evinde aglayanların
göz yaslarını
boynunda agır bir
zincir
gibi tasıyanlar!
bıraksın pesımızı
kendi yüreginin kabugunda yasayanlar!

İste:
su günesten
düsen
ateste
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

sen de cıkar
gögsünün kafesinden yüregını;
su günesten
dusen
atese fırlat;
yüregını yüreklerimizin yanına at!

akın var
günese akın!
günesi zaptedecegız
günesin zaptı yakın!

biz topraktan, atesten, sudan, demirden dogduk!
günesi emziriyor cocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
nesemiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
merdivenlerimizin cengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin baslarına basarak
yukselıyoruz
günese dogru!

Ölenler
dögüserek öldüler;
günese gömüldüler.
vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

akın var
günese akın!
günesı zaaaptedecegız
günesin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı baglar tütüyor!
kalın tugla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
haykırdı en önde giden,
emreden!
bu ses!
bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı ac kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölelim
emret!
günesı iciyoruz sesinde!
cosuyoruz,
cosuyor!..
yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları gögü yırtan atlılar kosuyor!

akın var
günese akın!
günesı zaaaaptedecegız
günesın zaptı yakın!

toprak bakır
gök bakır.
haykır günesı icenlerin türküsünü,
hay-kır
haykıralım!

Haz
09

Çocuklarımıza Nasihat

hakkındır yaramazlık.
dik duvarlara tırman
yüksek ağaçlara çık.
usta bir kaplan
gibi kullansın elin
yerde yıldırım gibi giden bisikletini..
ve din dersleri hocasının resmini yapan
kurşunkaleminle yık
mızraklı İlmihalin
yeşil sarıklı iskeletini..
sen kendi cennetini
kara toprağın üstünde kur.
coğrafya kitabıyla sustur,
seni «hilkati Âdem»le aldatanı..
sen sade toprağı tanı
topraÄŸa inan.
ayırdetme öz anandan
toprak ananı.
toprağı sev
anan kadar…

Haz
09

AÄŸustos konuÄŸu

odama bir an giren uçucu bir böcek
-arıdan irice, kanatları renkli-
dolaştı bir süre, vızıldamadan.
sonra bulup yolunu pencerenin
Çıkıp gitti

bir öykü çeviriyordum Çehovdan
masamda bira bardağı
-odam, kitaplarım,olağan dünyam-
tül perdede ağustos ışınları

tanık oldu yaşamıma
bu uçucu böcek, sadece bir an
Çıkıp gitti sonra
tıpkı yaşamıma bir an katılan
sonra yitip giden bir sevgili gibi

Haz
09

Yeniden Hüzünle…

İşte yine can sıkıntısı
bana bir şiir yazdıracak.
tırnaklarım uzamış,
içimde yaralı bir aşk.

İçimde yaralı bir aşk
ve birkaç piyes ölüsü,
birkaç gözyaşı kırıntısı,
inthar gelgii birkaç.

sırtüstü uzandım dünyaya,
odamın ampulüne bakıyordum,
ampulün bağlı olduğu borunun
tavanda kıvrılışına.

tavanda kıvrılışına
birkaç damla gözyaşının,
birkaç damla tentürdiyot,
kalbim ağrıyordu, bir yaz-
günü düştüm sokaklara,
karanlık sokaklara düştüm,
bir yaz gecesiydi galiba,
ürpererek indikçe bayırlardan,
kimsesiz ve loÅŸ alanlara,
çaresiz, bomboş bir cesettim,
bir yangın kulesi gibi uğuldayan.
kirli, bayat, karanlık-
bir suyla dolu bir kova,
olarak kalmıştım dünyada.

herkes kim bilir nerdedir-
ÅŸimdi? sevgilim… kim bilir-
nerdesin?
kalbim-ki bir gün durur-
var mıydı acaba?

Ölümü ve tuzlu
fıstıkları unutmadım.
hayat tuzlu fıstıkları.
sarhoşlar kusardı bir de
ben varken orda. dünyada
1965 yılında.
bir savaş ve hüzün korkusuyla
kahvelere dolardı insanlar.
sevgilim! sevglim!
“kanayan yerim benim”
çürük yumurta, bayat pastırma
ve
bamya yenilen bir lokantada
mareşal fevzi çakmak, koca yusuf
dünya güzeli fatma
dostumdular.
ben o şehirde yalnızdım
bunu kimseler bilmez
gidip gidip ruhtıma
dururdum.
kör bir dilenci vardı, o da-
dostumdu, beni-
evlendirmek isterdi kızıyla.
ben içimde bir acıyla
boyna bir resim yapardım.
sarı kurdeleli kızlara-
hikayeler anlatırdım hatta
uzak dünyalar ve
albert aynştayn hakkında.
onlar
uzun uzun susarlardı.
güzelim kızlar, hürriyet-
gaztesi okurlardı
ses ve hafta

her ÅŸey o kadar birbirinin
aynıydı, hayat-
akıp gidiyordu sıkıntıyla.
domino taşlarına ve
bir nehrin akışına benzeyen
cesur ve genç hayat. akıp giden.
kitapçı vitrinlerini
ve
alanları hızla eskiten-
hayat, bazen-
beni heyecanlandırırdı.
yağmurlu, ıhlamur ağaçlı bir yolda
kocaman eflatun bir güneş
tıkanırdı gırtlağıma
onu karnıma sokardım.
güneşi, göğsüme ve karnıma.
akÅŸam-
beni bulurdu bir koyda.
kırlara doğru
koşardım ber bağırtıyla.
az önce ıslanmış kırlara,
serin ve bereketli,
her zaman bağışlayan,
o taze ve hüzün-
anası kırlara…

sevgilim! sevgilim!
gece-
yürüyor.
dünya-
yürüyor ordularla.
kitaplara ve matbaacı-
çıraklarıyla. İçimde-
bir daÄŸ çeÅŸmesi akıyor…
sabah oldu oluyor anında-
eski, külüstür, kömür-
yüklü sarı bir kamyonla
yanında durmuştuk, orman-
battaniyeliydi hala.
bir hastane odasında-
sabaha karşı, yaralı-
bir onbaşı gibi uyuyordu.
sabaha-
karşı bir hastane odasında-
aklıma çanlar geliyor.
bir adam-
kesik çocuk başları satıyor.
yeniden
hüzünle başlıyorum bir-
romana…

Haz
09

Çelişki

düsünürken sirrini kalbden kalbe giden yolun.
kaybettim tilsimini manali manasiz her çogulun.
sonunu gördügümde bitmez sandigim uzun yolun.
kapildim heyecanina çolugun ve de çocugun.

Önce hiç yoktum, sonra bir tomurcuk oldum.
zaman denen ögüteçte bende yogruldum.
gün geldi yaprak açtim ve yine gün geldi soldum.
sonra kül oldum da yeni tomurcuklara kondum.

bir aydinliga baktim bir de karanliga.
hangi tarafi seçecegim bilinmeyen muammâ.
karanliga gitsem olacagim hebâ.
aydinliga gidecek kadar da yok bir zeka.

ben kül tanesiyim, degilim ki insan.
uçarim savurdugu yana rüzgarin, yorulmadan.
bir karanlikta, bir aydinlikta, manasini anlamadan.
dedim ya, yok aklim, ne bileyim, degilim ki insan.

Haz
09

Kaçış

hissiyatin temelinde yatan, aşk-ı cevher.
uzaklardan gönlüme düşen elem ve keder.
masumane bir görüntü, sevsemde eziyet eder.
bu ne zor kaçis! manayi maddeden ayirt mi eder?

uzaklarin salgini sararsa, tükenmeye yüz tutmus bedenimi.
gizlemeye çalisirim, kilit üstüne kilit vurdugum matemimi.
acilari kinle bastiririm, hemde sönmeye baslayan nefretimi.
siteme gerek yok, elimle hazirlamaliyim son kaçisa kendimi.

istemiyorum dönmek, asklarin içinde sevgiyi aradigim günlere.
ek hedefim yasamak ve bilmek, ögrenmek giden yolu gerçeklere.


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini