Eyl
10

Kurtlar Vadisi – Gündüz Gece

Kurtlar Vadisi   Gündüz GeceAşık Veysel – Uzun İnce Bir Yoldayım: Uzun ince bir yoldayım, Gidiyorum gündüz gece, Bilmiyorum ne haldeyim, Gidiyorum gündüz gece, Dünyaya geldiÄŸim anda, Yürüdüm aynı zamanda, İki kapılı bir handa, Gidiyorum gündüz gece ,Uykuda dahi yürüyorum, Kalmaya sebeb arıyorum, Gidenleri hep görüyorum, Gidiyorum gündüz gece , Kırkdokuz yıl bu yollarda, Ovada daÄŸda çöllerde, Düşmüşüm gurbet ellerde, Gidiyorum gündüz gece, ÅžaÅŸar Veysel iÅŸbu hale, Gah aÄŸlaya gahi güle, EriÅŸmek için menzile, Gidiyorum gündüz gece Okumaya devam et »

Nis
10

İsrail, Gazze’yi gece boyu bombaladı

İsrail, Gazzeyi gece boyu bombaladıİsrail, Gazze’yi gece boyu bombaladı; İsrail savaÅŸ uçakları ve helikopterleri, bu gece Gazze Åžeridi’nde en az 7 farklı noktayı bombaladı. Cephalere yönelik olarak yapıldığı iddia edilen bombardıman sonucunda Gazze kentinde iki Filistinli çocuk hafif yaralandı.

Saldırıyı doğrulayan İsrail ordusu, Filistinlilere ait cephanelikleri vurduklarını öne sürdü. Hamas yetkilileri ve görgü tanıkları, Han Yunus kasabası civarına 4 füzenin isabet ettiğini, 2 karavanın havaya uçurulduğunu aktardı. Burada ölen ya da yaralanan olmadı.

Gazze kentine düşen 5. füze bir peynir fabrikasını vurdu. Hastane yetkilileri, fabrika enkazından fırlayan parçalar nedeniyle iki çocuğun hafif yaralandığını bildirdi. Hamas yetkilileri, burada bir film yapım merkezi ile eğitim amaçlı kullanılan açık arazilerin de vurulduğunu belirtti.

İsrail helikopterleri ise, Nuseyrat’taki merkez mülteci kampında bir metal dökümhanesini vurdu. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmadı. İsrail ordu sözcüsü, silah üreten fabrikaları ve cephane saklanılan yerleri vurduklarını iddia etti. Sözcü, hava saldırılarının, Filistin’den dün atılan kısa mesafeli bir füzeye “cevap” niteliÄŸinde olduÄŸunu kaydetti.

Han Yunus kasabasında, geçen hafta İsrail askerleri ile Filistinli silahlı kişiler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştı.

Kaynak: (CİHAN)

Haz
09

İntizar

(bir müteverrimenin başucunda)

Ölecek anladık artık iyice
kalbimiz ÅŸimdiden hicrile dolu
“her günün ufkunu sarınca gece”
“diyoruz belki son akÅŸamıdır bu”

hayata gözleri yorgun hümmalı
her yeni sabahtan ümit arayan
bu kadının ruhu çok muammalı
gülüyor ağzından boşandıkça kan

biz bugün en acı yarayı deştik
elemle inlerken ÅŸimdi kalbimiz
bilmem ki neden hiç düşünmemiştik
aynı uzun yolların yolcusuyuz biz

Haz
09

Yine Ölüme Dair

zevcem,
ruhu revanım
hatice pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
demek ki arteryo skleroz
baÅŸlıyor bende…
bir gün
kar yaÄŸarken,
yahut
bir gece,
yahut
bir öğle sıcağında,
hangimiz ilkönce,
nasıl
ve nerde öleceğiz?
nasıl
ve ne olacak
ölenin son duyduğu ses,
son gördüğü renk,
kalanın ilk hareketi
ilk sözü
ilk yediÄŸi yemek?
belki de birbirimizden uzakta öleceğiz.
haber
çığlıklarla gelecek,
yahut da ima edecekler,
ve kalanı yalnız bırakıp
gidecekler…
ve kalan
karışacak kalabalığa.

yani efendim, hayat…
ve bütün bu ihtimâlât
1900 kaç senesinin
kaçıncı ayı
kaçıncı günü
kaçıncı saatinde?

zevcem,
ruhu revanım
hatice pîrâyende,
ölümü düşünüyorum,
geçen ömrümüzü düşünüyorum.
kederli
rahat
ve hodbinim.
hangimiz ilkönce
nasıl
ve nerde ölürsek ölelim,
seninle biz
birbirimizi
ve insanların en büyük dâvasını sevebildik
– dövüştük onun uÄŸruna -,
«yaşadık»
diyebiliriz.

Haz
09

Karlı Kayın Ormanında

karlı kayın ormanında
yürüyorum geceleyin.
efkârlıyım, efkârlıyım,
elini ver, nerde elin?
ayışığı renginde kar,
keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık
beni nereye çağırır?

memleket mi, yıldızlar mı,
gençliğim mi daha uzak?
kayınların arasında
bir pencere, sarı, sıcak.

ben ordan geçerken biri :
“amca, dese, gir içeri.”
girip yerden selâmlasam
hane içindekileri.

eski takvim hesabıyle
bu sabah başladı bahar.
geri geldi memedime
yolladığım oyuncaklar.

kurulmamış zembereği
küskün duruyor kamyonet,
yüzdüremedi leğende
beyaz kotrasını memet.

kar tertemiz, kar kabarık,
yürüyorum yumuşacık.
dün gece on bir buçukta
ölmüş berut, tanışırdık.

bende boz bir halısı var
bir de kitabı, imzalı.
elden ele geçer kitap,
daha yüz yıl yaşar halı.

yedi tepeli ÅŸehrimde
bıraktım gonca gülümü.
ne ölümden korkmak ayıp,
ne de düşünmek ölümü.

en acayip gücümüzdür,
kahramanlıktır yaşamak :
Öleceğimizi bilip
öleceğimizi mutlak.

memleket mi, daha uzak,
gençliğim mi, yıldızlar mı?
bayramoÄŸlu, bayramoÄŸlu,
ölümden öte köy var mı?

geceleyin, karlı kayın
ormanında yürüyorum.
karanlıkta etrafımı
gündüz gibi görüyorum.

Şimdi şurdan saptım mıydı,
ÅŸose, tirenyolu, ova.
yirmi beÅŸ kilometreden
pırıl pırıldır moskova…

Haz
09

O gece deniz

birden rüzgar hayat gibi esince
karanlıklar ağır ağır gerindi
denizdeki içli hayat bu gece
sonu gelmez ölümden de derindi

bu ilahi büyüklüğün nefesi
doldurmuÅŸtu nihayetsiz boÅŸluÄŸu
andırırdı hayattaki son sesi
dalgaların sahildeki soluğu

Haz
09

Avare

anımsıyor musun?
bir çetemiz vardı: vahşi siyah atlar
ısmarlama serserilikler yaşardık
kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi
sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak
yabancıları mahalleye sokmamak gibi
ve bir gün gideceğimiz bir amerika vardı
herkesin bir amerikası vardı o zamanlar
herkes gece istasyonlarında
kendi amerikasını aradı

kısık ışıklı arkadaş odaları
plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar eşliğinde
kendi rüyalarımıza dalar, dağılırdık
okyanuslar, gemi yolculukları, kanayan ıslıklar
ve dunyanın bütün limanları
önümüzde sessizce uzardı

biterdi plak, disk boşa dönerdi.
düşlerimiz çarpıp geri dönen sulardı şimdi
böyle zamanlarda ilk sözü söylemekten
kaçınırdı herkes
sonra bir usulca kalkar, herkese çay koyardı
anımsıyor musun?

vahşi siyah atlardık
kentin ışıklı çöllerinde kendi izini arayan
deri ceketlerimize sığdıramadığımız düşlerimiz kadar
aşık ve düşmandık
dünya acıtırdı bizi. her şey kanatır, her şey yaralardı
sevişmek çekip çıkarmazdı bizi derinliğimizden
öfkemizi dindirmezdi hiçbir şey
geceleri uyuyamayan çocuklardık,
otobüs garlarında uzun maceralar umar
apansız yolculuklara çıkardık

uykulu kentlere girerdik gece yarıları
ıssız ağaçlar olurdu yol kenarlarında
gökyüzünde parlak yıldızlar, her yere aynı uzalıkta
sarhoş bindiğimiz otobüsün pencersinden
sanki bambaşka bir dünyaya bakardık
sonra saklayarak yüzümüzü birbirimizden
yumruklarımızı sıkar sessizce ağlardık
ışığı açık kalmış pencerelere, kepengi örtülü dükkanlara,
yaz bahçelerinden taşan çiceklere,
adını bile bilmediğimiz bu kente
neye olduÄŸunu bile bilmediÄŸimiz bir hasretle
uzun uzun bakardık
anımsıyor musun?

ahh o gece yolculukları
bir başka kentte, bir başka insan olmanın umutları
kaç yol arkadaşı kaldı şimdi geriye
gençliğin ilk acılarını birlikte keşfettiğimiz
kaç yol arkadaşı?
sürüyerek götürdüğümüz dargın beraberlikleri saymazsak
ne kalıyor elimizde?
ölenler,
terk edenler,
bir de telefonları, adresleri, kendileri değişenler

vahşi, siyah atlardık; yılkıya bırakıldık
içimizden kimse gidemedi amerikaya
kendi amerikası da olmadı hiçbirimizin
yağmur aldı
rüzgar aldı
zaman aldı
o vahşi siyah atları
herşey o eski rüya da kaldı

çarpıp geri dönen düşlerimizin üstünde
çürümüş cesetleri yüzüyor şimdi vahşi siyah atların
öldukleri sahilleri kendileri de bilmiyorlar
peki sen anımsıyor musun?


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini