Eyl
10

Ahmet Kaya – Şafak Türküsü

Ahmet Kaya – Şafak Türküsü

Şafak Türküsü Ahmet Kaya

Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
AÄŸlama
Okumaya devam et »

Haz
09

Mavi, Maviydi Gökyüzü

mavi, maviydi gökyüzü
bulutlar beyaz, beyazdı
boşluğu ve üzüntüsü
İçinde ne garip yazdı…

garip, güzel, sonra mahzun
iıkla yağmur beraber,
bir türkü ki gamlı, uzun,
ve sen gülünce açan güller.

beyaz, beyazdı bulutlar,
gölgeler buğulu, derin;
ah o hiç dinmeyen rüzgar
ve uykusu çiçeklerin.

mor aydınlıkta bir çınar
veya kestane dibinde;
mahmur süzülen bakışlar
İkindi saatlerinde….

birden gülümseyen yüzün
sabahların aynasında
ve beni çıldırtan hüzün
İki bakış arasında.

kim bilir imdi nerdesin?
senindir yine akÅŸamlar;
merdivende ayak sesin
rıhtım taşında gölgen var.

Haz
09

Anadolu

beÅŸikler vermiÅŸim nuha
salıncaklar, hamaklar,
havva anan dünkü çocuk sayılır,
anadoluyum ben,
tanıyor musun?

utanırım,
utanırım fukaralıktan,
ele, güne karşı çıplak…
Üşür fidelerim,
harmanım kesat.
kardeşliğin, çalışmanın,
beraberliÄŸin,
atom güllerinin katmer açtığı,
Şairlerin, bilginlerin dünyalarında,
kalmışım bir başıma,
bir başıma ve uzak.
biliyor musun?

binlerce yıl sağılmışım,
korkunç atlılarıyla parçalamışlar
nazlı, seher-sabah uykularımı
hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar,
haraç salmışlar üstüme.
ne iskender takmışım,
ne ÅŸah, ne sultan
göçüp gitmişler, gölgesiz!
selam etmiÅŸim dostuma
ve dayatmışım…
görüyor musun?

nasıl severim bir bilsen.
köroğluyu,
karayılanı,
meçhul askeri…
sonra pir sultanı ve bedrettini.
sonra kalem yazmaz,
bir nice sevda…
bir bilsen,
onlar beni nasıl severdi.
bir bilsen, urfada kurşun atanı,
minareden, barikattan,
selvi dalından,
Ölüme nasıl gülerdi.
bilmeni mutlak isterim,
duyuyor musun?

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
yürü üstüne-üstüne,
tükür yüzene celladın,
fırsatçının, fesatçının, hayının…
dayan kitap ile
dayan iÅŸ ile.
tırnak ile, diş ile,
umut ile, sevda ile, düş ile.
dayan rüsva etme beni.

gör, nasıl yeniden yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle.
kızlarım,
oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası.
kaç bin yıllık hasretimin koncası,
gözlerinden,
gözlerinden öperim.
bir umudum sende,
anlıyor musun?

Haz
09

Sevdan Beni

terketmedi sevdan beni,
aç kaldım, susuz kaldım,
hayın, karanlıktı gece,
can garip, can suskun,
can paramparça…
ve ellerim, kelepçede,
tütünsüz, uykusuz kaldım,
terketmedi sevdan beni…

Haz
09

Otuzüç Kurşun -2

yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
sırtı alaçakır
karnı sütbeyat
garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
yüreği ağzında öyle zavallı
tövbeye getirir insannı
tenhaydı, tenhaydı vakitler
kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

baktı otuzüçten bire
karnında açlığın ağır boşluğu
saç, sakal bir karış
yakasında bit,
baktı kolları vurulu,
cehennem yürekli bir yiğit,
bir garip tavÅŸana,
bir gerilere.

düştü nazlı filintası aklına,
yastığı altında küsmüş.
düştü, harran ovasından getirdiği tay
perçemi mavi boncuklu,
alnında akıtma
Üç topuğu ak,
ekşini hovarda, kıvrak,
doru, seglavi kısrağı.
nasıl uçmuşlardı hozat önünde!

Şimdi, böye çaresiz ve bağlı,
böyle arkasında bir soğuk namlu
bulunmayaydı,
sığınabilirdi yüceltilere…
bu daÄŸlar, kardeÅŸ daÄŸlar, kadrini bilir,
evvel allah bu eller utandırmaz adamı,
yanan cıgaranın külünü,
güneşlerde çatal kıvılcımlanan
engereÄŸin dilini,
İlk atımda uçuran
usta elleri…

bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen bogazların kıyametini
karlı, yumuşacık hıyanetini
uçurumların,
Önceden bilen gözleri…
Çaresiz
vurulacaktı,
buyruk kesindi,
gayrı gözlerini kör sürüngenler
yüreÄŸini leÅŸ kuÅŸları yesindi…

Haz
09

Mona Rosa

mona rosa. siyah güller, ak güller.
geyvenin gülleri ve beyaz yatak.
kanadı kırık kuş merhamet ister.
ah senin yüzünden kana batacak.
mona rosa. siyah güller, ak güller.

ulur aya karşı kirli çakallar,
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.
mona rosa bugün bende bir hal var.
yağmur iri iri düşer toprağa,
ulur aya karşı kirli çakallar.

açma pencereni perdeleri çek,
mona rosa seni görmemeliyim.
bir bakışın ölmem için yetecek.
anla mona rosa ben bir deliyim.
açma pencereni perdeleri çek.

zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,
bende çıkar güneş aydınlığına.
bir nişan yüzüğü bir kapı sesi.
seni hatırlatır her zaman bana.
zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

zambaklar en ıssız yerlerde açar
ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
işıksız ruhumu sallar da durur.
zambaklar en ıssız yerlerde açar.

ellerin, ellerin ve parmakların
bir nar çiçeğini eziyor gibi.
ellerinden belli olur bir kadın,
denizin dibinde geziyor gibi.
ellerin, ellerin ve parmakların.

zaman ne de çabuk geçiyor mona.
saat onikidir söndü lambalar
uyu da turnalar girsin rüyana,
bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.
zaman ne de çabuk geçiyor mona.

akşamları gelir incir kuşları,
konarlar bahçemin incirlerine.
kiminin rengi ak kiminin sarı.
ah beni vursalar bir kuÅŸ yerine.
akşamları gelir incir kuşları.

ki ben mona rosa bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
hayatla doldurur bu boÅŸ yelkeni.
o masum bakışların su kenarında.
ki ben mona rosa bulurum seni.

kırgın kırgın bakma yüzüme rosa.
henüz dinlemedin benden türküler.
benim aşkım uymaz öyle her saza.
en güzel şarkıyı bir kurşun söyler.
kırgın kırgın bakma yüzüme rosa.

artık inan bana muhacir kızı,
dinle ve kabul et itirafımı.
bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı
alev alev sardı her tarafımı.
artık inan bana muhacir kızı.

yağmurdan sonra büyürmüş başak,
meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
bir gün gözlerimin ta içine bak
anlarsın ölüler niçin yaşarmış.
yağmurdan sonra büyürmüş başak.

altın bilezikler o kokulu ten
cevap versin bu kuş tüyüne.
bir tüy ki can verir gülümsesen,
bir tüy ki kapalı geceye güne.
altın bilezikler o kokulu ten.

mona rosa. siyah güller, ak güller.
geyvenin gülleri ve beyaz yatak.
kanadı kırık kuş merhamet ister,
ah senin yüzünden kana batacak.
mona rosa. siyah güller, ak güller.

Haz
09

Kekeme

bir kekeme bilirim; dolaşır garip garip
bu şehrin daracık sokaklarında
kelimeler zincire vurulmuÅŸ gibidir
dudaklarında

ne ismini söyliyebilir doğru dürüst
ne sevdiğine ilanı-aşk edebilir.
sormayın neden yalnız yaşadığını
kusurunu bilir

o güzelim şiirleri hep içinden okur
bu dert de çekilmez doğrusu
güzel söylenilmiş cümlelerle doludur
bütün uykusu

günahsız harfler onun nazarında
birer siyah heyula gibidir
ay ışığında sevgiliye söylenen sözler
rüya gibidir

“İçince az kekelermiÅŸ” diyorlar
sarhoş gezdiği de hep bu yüzdenmiş
ama neye yarar? İsmine bir kerre
kekeme denmiÅŸ


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini