Tag Archives: eski

Ölümün sırrı

Ölümün sırrını sordum bir gencegüldü de bu ani suale önceÖlüm dedi, ölüm bir hiçtir bencegençliğimi yalnız aşk ile ördüm rast geldim ak saçlı bir ihtiyaralanetler ederdi bir eski yaresorunca ölümü dedi bir çareÇünkü rüya gibi bir hayat sürdüm bu sırrı sormağa karar verdim benhayatı hicranla dolu ölüdenbaktı boş gözlerle ayet okurkendedi ben hayatı ölümde gördüm

Ölüme Dair

buyrun, oturun dostlar, hoş gelip sefalar getirdiniz. biliyorum, ben uyurken hücreme pencereden girdiniz. ne ince boyunlu ilâç şişesini ne kırmızı kutuyu devirdiniz. yüzünüzde yıldızların aydınlığı başucumda durup el ele verdiniz. buyrun, oturun dostlar hoş gelip sefalar getirdiniz. neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor? osman oğlu hâşim. ne tuhaf şey, hani siz ölmüştünüz kardeşim. İstanbul limanında… Read More »

Karlı Kayın Ormanında

karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin. efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin? ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır. İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır? memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak. ben ordan geçerken biri : “amca, dese, gir içeri.” girip yerden selâmlasam hane içindekileri. eski takvim hesabıyle bu… Read More »

Yalniz Bir Opera

……. simdi biz neyiz biliyor musun akip giden zamana goz kirpan yorgun yildizlar gibiyiz birbirine uzanamayan boslukta iki yalniz yildiz gibi aci cekiyor ve kendimize gomuluyoruz bir zaman sonra batik bir asktan geriye kalan iki enkaz olacagiz yalnizca kendi denizlerimizde sessiz sedasiz bogulacagiz ne kalacak bizden bir mektup,bir kart,birkac satir ve benim su kirik dokuk… Read More »

Desem ki…

desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır, rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor, sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, ormanların en kuytusunu sende gezmekteim, senden kopardım çiçeklerin en solmazını, toprakların en bereketlisini sende sürdüm, sende tattım yemişlerin cümlesini. desem ki sen benim için, hava kadar lazım, ekmek kadar mübarek, su gibi aziz bir şeysin; nimettensin, nimettensin! desem ki…… Read More »

Emirganda Çay Saati

ceragan sarayindan buyukdereye usumek sonbaharinda eski cinarlarin uzadigi yerlerde gizlice aksamlarin baslayip adeta kendini dinlemeye kafeslerin ardinda bol gozlu bir kadin ansizin giydirilmis ipek feraceye bir cay yalnizligi emirgandan oteye degdikce isindigi yaldizli bardagin nedimden yansimasi tatyos efendiye tenha bir genc kiz sesiyle hicazkarin kuytularda curudugu bagdadi yalilarin yorgun sarmasiklariyla sarkmis bahceye soguk kuslar gibi… Read More »