Ara
09

Bediüzzaman Said Nursi Kimdir?

Bediüzzaman Said Nursî bir eserinde kendi hayat tarzını şöyle özetlemiÅŸtir: “Kur’ân-ı Hakîm mürÅŸidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, her bir âdabda rehberimizdir.” Buna göre insan, Allah’ı tanımak ve Ona iman ve ibadet etmek için yaratılmıştır. İlim, meÅŸruiyet, hürriyet, dürüstlük, ümit, çalışmak, sebat gibi faziletler ise, insanın hayatına anlam veren deÄŸerlerdir. Bunlar hem dünya, hem de âhiret saadeti açısından insanın olmazsa olmaz gerçekleridir. Bu sebeple 6000 sayfayı aÅŸan eserlerini iman ve fazilet üzerinde yoÄŸunlaÅŸtırmıştır.

Hayatının ilk dönemlerinde Bitlis ve Van yörelerinde yaÅŸamış olmasına raÄŸmen, Osmanlı yönetimini ve dünyayı yakından takip etmiÅŸtir. Hatta en temel mesele olan eÄŸitim konusundaki aksaklıkları Sultan Abdülhamid’e arz etmek üzere İstanbul’a gelmiÅŸ, fakat o günlerde onunla görüşmesi mümkün olmayınca, aynı teklifi daha sonra Sultan ReÅŸad’a götürmüş, DoÄŸu Anadolu’da Medresetü’z-Zehra adında bir üniversite kurmak için hazineden ödenek ayrılmasını saÄŸlamıştır. Ancak zamanın ÅŸartları gereÄŸi üniversite kurulmadan ülke savaÅŸ ortamına girmiÅŸtir.

“İstibdâdın her nevine karşıyım. Onu nerede görürsem tokadımı vururum. Bence istibdâdın en kötüsü ilme yapılan istibdattır. Ben ekmeksiz yaÅŸarım, hürriyetsiz yaÅŸayamam. İman ne kadar geliÅŸirse hürriyet de o kadar parlar. İşte asr-ı saadet!” sözleriyle hürriyete olan büyük sevdasını ifade etmiÅŸtir.
Birinci Dünya Savaşında milis kuvvetleri gönüllü komutanı olarak savaÅŸa katılmış ve esir düşerek iki buçuk yıl Rusya’da esaret hayatı yaÅŸamıştır.
Daha sonra İstanbul’un iÅŸgalinde iÅŸgalci güçlere karşı mücadele ederek ilim adamlarını ve halkı uyarmıştır. İstanbul âlimlerinin Kuva-yı Milliye ve KurtuluÅŸ Savaşı aleyhinde verdiÄŸi fetvayı, “İşgal altındaki bir yerde bulunan sorumluların verdiÄŸi fetva irade özgürlüğü bulunmadığı için mualleldir (sakat ve tutarsızdır)” gerekçesiyle karşı çıkmış ve çürütmüştür.

1922 yılının sonunda Ankara’ya davet edilmiÅŸ, TBMM’de merasimle karşılanmış ve daha sonra mebuslara hitaben bir beyanname yayınlayarak yeni Türkiye’nin ÅŸekillenmesinde mânevî dinamiklerin ihmal edilmemesi gerektiÄŸini ifade etmiÅŸtir.

Hayatını üç döneme ayırmıştır: DoÄŸumundan Risale-i Nur’u telif etmeye baÅŸlama tarihi olan 1926 yılına kadarki hayatını Eski Said, bu tarihten 1950′ye kadar olan kısmını Yeni Said, 1950′den sonraki hayatını da Üçüncü Said diye adlandırmıştır. Ancak bu ayırım fikrî bir deÄŸiÅŸiklikten ziyade bir metod ve tarz deÄŸiÅŸikliÄŸidir. Her üç dönemde de dine ve imana hizmet yönünde zamanın ve zeminin durumuna göre deÄŸiÅŸik metodlar uygulamıştır. (“Üç Said Dönemleri” için bk. Bilgiler, s. 263)

Risale-i Nur Külliyatı

Sözler

Allah, kâinat ve insan münasebetlerinin, çağımız anlayışına hitap eden bir üslupla ve Kur’an’ın dürbünüyle anlatıldığı, “insan neden ibadete muhtaçtır; kader nedir, insan kaderinin mahkumu mudur; kainat niçin yaratıldı; Kur’an neden mucizedir?” gibi bütün akılları hayrette bırakan ve hiçbir felsefenin halledemediÄŸi suallerin cevabını ve insanın imansız yaÅŸayamayacağı gerçeÄŸini ortaya koyan bu eser, Risale-i Nur Külliyatı’nın en mühim eserlerindendir.

Mektubat

Bu eserde günümüz insanına yol gösteren mektuplar bulunmaktadır. Kainattaki sürekli faaliyetin sırrı, Tek Allah’a inanç (Tevhid), Peygamber (a.s.m.) mucizeleri, İslamda reform, milliyetçilik, oruç gibi konularda zihinleri kurcalayan suallere verilen cevaplar ile Risale-I Nur Külliyatı’nın en mühim eserlerindendir.

Lem’alar

Gençlere, öğrencilere, hasta ve yaÅŸlılara, ilim adamlarına, hanımlara daha doÄŸru bir deyiÅŸle hepimize gerekli olan hayat ve iman prensiplerinin yer aldığı bu eserde Allah’ın varlığının kesin isbatı, Peygamberimizin (a.s.m.) bizzat yaÅŸayarak gösterdiÄŸi saadet yolu, aile hayatının huzur prensipleri, iman kardeÅŸliÄŸini pekiÅŸtiren esaslar, günahın psikolojik tahlili ve günahtan kurtuluÅŸ yolları gibi konular ele alınmaktadır.

Åžualar

Kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri, bütün varlıkların dilinden tevhid delilleri; insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; ahirzamanda gelecek olan Deccal ve Süfyan gibi müthiş şahsiyetlerin mahiyetlerinin izahı ve bu konuda Hadis-i Şeriflerin açıklaması gibi çeşitli konuların yer aldığı mühim bir eserdir.

Asa-yı Musa

Kur’ani bir bakış açısı ile etrafımızdaki varlıkları inceleyen bir eser. Ayrıca, ibadet, gençlik, ölümden sonra diriliÅŸ ve âhiret inancı ile dünyadaki mutluluk arasındaki iliÅŸkiler de ele alınıyor.

Mesnevi-i Nuriye

Risale-i Nur Külliyatının bir çekirdeÄŸi, insana Rabbini tanıtan yolların, nefisle mücadelesinde takip edeceÄŸi esasların, iman hakikatlerinin açıklamalarının yer aldığı, Risale-i Nur Külliyatı’nın fihristesi ve bir nevî fideliÄŸi addedilen bu eser Bediüzzaman’ın ilk eserlerindendir.

İşaratü’l-İ’caz

Birinci dünya savaşı sırasında cephede yazılan olaÄŸanüstü bir eser çağımız insanının ihtiyacı olan Kur’an’ın yepyeni yorumları, ince manaları, ilimlerin keÅŸfiyle anlaşılan gerçekleri tesbit eden bu eser çeÅŸitli tefsirlerde dağınık bir ÅŸekilde iÅŸlenen sırları açığa çıkaran, Kur’an’ın mucize oluÅŸunu bütün yönleri ile anlatan, Kur’an’ın nazmındaki vecizliÄŸi ve mucizeliÄŸini ortaya koyan orjinal bir Kur’an tefsiridir.

Barla Lâhikası

Risale-i Nur’un Barla’da neÅŸre baÅŸladığı dönemde ilk talebelerinin samimî hissiyat, kalbî ve ruhî istifadelerini dile getirdikleri mektuplar ve Bediüzzaman’ın bunlara verdiÄŸi cevapları içine alan bu eser Risale-I Nur yoluyla yapılan iman ve Kur’an hizmetinin meslek ve metodunu belirlemektedir.

Kastamonu Lâhikası

Nur müellifinin, Kastamonu’da talebeleri ile Nur’un inkiÅŸafı, mahiyeti, iman hizmeti, talebelerin hizmet tarzları ve din düşmanları ile mücadele ÅŸekillerini konu edinen karşılıklı mektuplardan oluÅŸan bu eser bilhassa yazıldığı zaman itibariyle bir devrin iman ve Kur’an hizmetinin özeti ve içtimâî bir dersidir.

Emirdağ Lâhikası

Nur müellifinin, EmirdaÄŸ’da ikameti esnasında Isparta, Kastamonu, İstanbul, Ankara ve üniversite talebeleri ile Anadolu’ da ki talebelerine hizmetleri ve onların suallerine cevaben yazdığı mektuplar iman ve Kur’an hizmetinin günümüzdeki içtimâî vechesini ortaya koymaktadır.

Sikke-i Tasdik-i Gaybi

Kur’an-ı Kerim’in 33 âyetinin, Hazret-i Ali’nin (r.a.) ve Abdulkadir Geylani’nin Risale-i Nur’a gaybî iÅŸaretlerinin izahının yer aldığı bu eser Risale-i Nur Külliyatının mânâ alemindeki yerini ve ehemmiyetini ortaya koyan önemli bir eserdir.

Tarihçe-i Hayat

Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nursi’nin doÄŸumundan vefatına kadar olan yetiÅŸme tarzını, hizmetini, gayret, cehd ve fedakarlığını sade bir üslupla ortaya koyan; Bediüzzaman’ın yazı , mektup ve müdafaalarından derlenmiÅŸ ve bizzat kendisi tarafından tashih edilmiÅŸ çok kıymetli ve önemli bir eserdir.

Muhakemat

Her cümlesi bir kaide derinliÄŸini taşıyan eser Bediüzzaman’ın ilk eserlerindendir. Müslümanların geri kalış sebepleri, bu sebepleri gidermenin çareleri; teknik geliÅŸmelere İslâmiyet adına karşı çıkanların durumu; zorlukları akıl yoluyla çözmekten hoÅŸlananlar için bulunmaz bir kaynak olan Muhekemat, mantıklı ve saÄŸlam düşüncenin; doÄŸru konuÅŸup, doÄŸru yazmanın ölçüleri gibi orjinal konuları ihtiva etmektedir.

Nur’un İlk Kapısı
Nokta Risalesi
Şuâât
Rumûz
İşârât
Sünûhat
Tulûât
Hutuvât-ı Sitte
Divan-ı Harb-i Örfî
Münâzarat
Hutbe-i Şâmiye

Kaynak: bediuzzaman.net, sozler.com.tr ve sorularlarisaleinur.com

Haz
09

Nereden Gelip Nereye Gidiyoruz

başlangıç

nereden gelip nereye gidiyoruz?
belimizi doğrultup kalktığımızdan beri iki ayak üstüne,
kolumuzu bir sopa boyu uzattığımızdan beri,
taşı yonttuğumuzdan beri yıkan da yaratan da biziz
yıkan da yaratan da biziz bu güzelim, bu yaşanası dünyada.
nereden gelip nereye gidiyoruz?
arkamızda kalan yollarda ayak izlerimiz kanlı,
arkamızda kalan yollarda ulu uyumları ellerimizin, aklımızın,
yüreğimizin,
toprakta, taşta, tunçta, tuvalde, çelikte ve plastikte.
nereden gelip nereye gidiyoruz?
kanlı ayak izlerimiz midir önümüzdeki yollarda duran?
bir cehennem çıkmazında mı sona erecek önümüzdeki yollar?
nereden gelip nereye gidiyoruz?
Çocukların avuçlarında günlerimiz sıra bekler,
günlerimiz tohumlardır avuçlarında çocukların.
çocukların avuçlarında yeşerecekler.
Çocuklar ölebilir yarın,
hem de ne sıtmadan ne kuşpalazından,
düşerek de değil kuyulara filan;
çocuklar ölebilir yarın,
çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında,
ne bir santim kemik, ne bir damla kan,
çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında,
arkalarında bir avuç kül bile değil
arkalarında gölgelerinden başka bir şey bırakmadan.
negatif resimcikler boşluğun karanlığında
krematoryum, krematoryum, krematoryum.
bir deniz görüyorum
ölü balıklarla örtülü bir deniz.
negatif resimcikler boşluğun karanlığında;
yaşanmamış günlerimiz
çocukların avuçlarıyla birlikte yok olan.

bir şehir vardı.
yeller eser yerinde,
beş şehir vardı,
yeller eser yerinde,
yüz şehir vardı,
yeller eser yerinde,
Şiirler yazılmayacak yok olan şehirlere,
Åžiir kalmayacak ki.

pencerende bir sokak bulvarlı,
odan sıcak,
ak yastıkta üzüm karası, saçlar,
adamlar paltolu, ağaçlar karlı,
penceren kalmayacak,
ne bulvarlı sokak,
ne ak yastıkta üzüm karası saçlar,
ne paltolu adamlar, ne karlı ağaçlar.
Ölülere ağlanmayacak,
ölülere ağlayacak gözler kalmayacak ki.
eller kalmayacak.

negatif resimcikler dalların altındaki
yok olmuş olan dalların altındaki.
yok olmuş olan dalların üstünden
o bulutlardır geçen.
güneye götürmeyin beni,
ölmek istemiyorum.
Ölmek istemiyorum,
kuzeye götürmeyin beni.
doğuya götürmeyin beni,
ölmek istemiyorum.
Ölmek istemiyorum.
batıya götürmeyin beni.
beni burda bırakmayın,
götürün bir yerlere.
Ölmek istemiyorum,
ölmek istemiyorum.
o bulutlardır geçen
yok olmuş dallariı üstünden.
tahta, beton, teneke, toprak damlarımızla iki milyardan
artığız
kadın, erkek, çoluk, çocuk.
ekmek hepimize yetmiyor,
kitap ta yetmiyor,
ama keder
dilediÄŸin kadar,
yorgunlk da göz alabildiğine.
hürriyet hepimize yetmiyor.
hürriyet hepimize yetebilir
ve sevda kederi,
hastalık kederi,
ayrılık kederi,
kocalmak kederinden gayrısı ağmayabilir eşiğimizi.
kitap hepimize yetebilir.
ormanlarınkı kadar uzun olabilir ömrümüz.
yeter ki bırakmayalım
yaşanmamış günlerimiz yok olmasiı çocukların
avuçlarıyla birlikte,
boşluğun karanlığına çıkmasın negatif resimcikler,
yeter ki ekmek ve hürriyet yolunda dövüşebilmek için
yaÅŸayabilelim.

Haz
09

Sonbahar

durgun havuzları işlesin bırak
yaprakların güneş ve ölüm rengi,
sen kalbini dinle,ufuklara bak.

düşünme mevsimi inleten rengi
elemdir mest etsin ruhunu yeter
eser rüzgarların durgun ahengi.

yan yana sessizce mevsimle keder
hicrana aldanmış kalbimde gezin
esen rüzgarlara sen kendini ver.

Haz
09

Açık dilekçe

görmediğim bir bambaşka durum var
sizin şehrin kızlarında savcı bey
yaklaşanı ta yürekten vururlar
kan kokuyor gözlerinde savcı bey

gayeleri gönül kırmak dal gibi
bakışları çifte favül bal gibi
Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
gurur dolu pozlarında savcı bey

kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
Çok silahtan tesirlidir dilleri
hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
poyraz eser yüzlerinde savcı bey

derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
İlk görüşte avladılar habersiz
piÅŸirdiler beni tuzsuz, bibersiz
kebap oldum közlerinde savcı bey

bölüştüler gönlüm ile aklımı
davacıyım, ara benim hakkımı…
bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
yorulmayın izlerinde savcı bey.

Haz
09

Yitik

hep o kadındır düşündüğüm gecelerdeki
aklıma dudakları gelir durup dururken
girer yatağıma apansız bir meltem gibi
uzaklarda bir saat onikiyi vururken

ben bu kadını sevdim bir zaman, sırılsıklam
dolardı içime, ömrüm onunla uzardı
doymazdım ela gözlerine ne kadar baksam
küçücük, beyaz elleri, ayakları vardı

neydi o seviÅŸmelerimiz deli-divane?
bitmezdi o geceler, dinmezdi açlığımız
saatler durur muydu? zaman geçmez miydi ne?

bir şey var o geçmiş yıllarda bıraktığımız;
bulamaz gözlerimiz uzun uzun arar da
aksimizden bir eser kalmadı aynalarda.

Haz
09

Dost Bildiklerim

sanırım gündüzdü onlarla gecem
İçimde ümitti dost bildiklerim
ne zaman yıkılıp yere düştüysem
bırakıp da gitti dost bildiklerim

hepsi varken baharımda, yazımda;
kışın bir burukluk kaldı ağzımda
seneler senesi oysa gözümde
cihana eÅŸitti dost bildiklerim

nerde o sözlere kandığım günler?
her gülen yüzü dost sandığım günler
acıdan kahrolup yandığım günler
ta canıma yetti dost bildiklerim

meydana çıkalı asıl çehreler
aydınlanmaz oldu artık geceler
yalanlar tükendi, indi maskeler
birer birer bitti dost bildiklerim

korkar oldum bana “dostum” diyenden
yoksa yok olandan, varsa yiyenden
ne onlardan eser kaldı ne benden
beni benden etti dost bildiklerim


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini