Bediüzzaman Said Nursî bir eserinde kendi hayat tarzını şöyle özetlemiÅŸtir: “Kur’ân-ı Hakîm mürÅŸidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, her bir âdabda rehberimizdir.” Buna göre insan, Allah’ı tanımak ve Ona iman ve ibadet etmek için yaratılmıştır. İlim, meÅŸruiyet, hürriyet, dürüstlük, ümit, çalışmak, sebat gibi faziletler ise, insanın hayatına anlam veren deÄŸerlerdir. Bunlar hem dünya, hem de âhiret saadeti açısından insanın olmazsa olmaz gerçekleridir. Bu sebeple 6000 sayfayı aÅŸan eserlerini iman ve fazilet üzerinde yoÄŸunlaÅŸtırmıştır.
Hayatının ilk dönemlerinde Bitlis ve Van yörelerinde yaÅŸamış olmasına raÄŸmen, Osmanlı yönetimini ve dünyayı yakından takip etmiÅŸtir. Hatta en temel mesele olan eÄŸitim konusundaki aksaklıkları Sultan Abdülhamid’e arz etmek üzere İstanbul’a gelmiÅŸ, fakat o günlerde onunla görüşmesi mümkün olmayınca, aynı teklifi daha sonra Sultan ReÅŸad’a götürmüş, DoÄŸu Anadolu’da Medresetü’z-Zehra adında bir üniversite kurmak için hazineden ödenek ayrılmasını saÄŸlamıştır. Ancak zamanın ÅŸartları gereÄŸi üniversite kurulmadan ülke savaÅŸ ortamına girmiÅŸtir.
“İstibdâdın her nevine karşıyım. Onu nerede görürsem tokadımı vururum. Bence istibdâdın en kötüsü ilme yapılan istibdattır. Ben ekmeksiz yaÅŸarım, hürriyetsiz yaÅŸayamam. İman ne kadar geliÅŸirse hürriyet de o kadar parlar. İşte asr-ı saadet!” sözleriyle hürriyete olan büyük sevdasını ifade etmiÅŸtir.
Birinci Dünya Savaşında milis kuvvetleri gönüllü komutanı olarak savaÅŸa katılmış ve esir düşerek iki buçuk yıl Rusya’da esaret hayatı yaÅŸamıştır.
Daha sonra İstanbul’un iÅŸgalinde iÅŸgalci güçlere karşı mücadele ederek ilim adamlarını ve halkı uyarmıştır. İstanbul âlimlerinin Kuva-yı Milliye ve KurtuluÅŸ Savaşı aleyhinde verdiÄŸi fetvayı, “İşgal altındaki bir yerde bulunan sorumluların verdiÄŸi fetva irade özgürlüğü bulunmadığı için mualleldir (sakat ve tutarsızdır)” gerekçesiyle karşı çıkmış ve çürütmüştür.
1922 yılının sonunda Ankara’ya davet edilmiÅŸ, TBMM’de merasimle karşılanmış ve daha sonra mebuslara hitaben bir beyanname yayınlayarak yeni Türkiye’nin ÅŸekillenmesinde mânevî dinamiklerin ihmal edilmemesi gerektiÄŸini ifade etmiÅŸtir.
Hayatını üç döneme ayırmıştır: DoÄŸumundan Risale-i Nur’u telif etmeye baÅŸlama tarihi olan 1926 yılına kadarki hayatını Eski Said, bu tarihten 1950′ye kadar olan kısmını Yeni Said, 1950′den sonraki hayatını da Üçüncü Said diye adlandırmıştır. Ancak bu ayırım fikrî bir deÄŸiÅŸiklikten ziyade bir metod ve tarz deÄŸiÅŸikliÄŸidir. Her üç dönemde de dine ve imana hizmet yönünde zamanın ve zeminin durumuna göre deÄŸiÅŸik metodlar uygulamıştır. (“Üç Said Dönemleri” için bk. Bilgiler, s. 263)
Risale-i Nur Külliyatı
Sözler
Allah, kâinat ve insan münasebetlerinin, çağımız anlayışına hitap eden bir üslupla ve Kur’an’ın dürbünüyle anlatıldığı, “insan neden ibadete muhtaçtır; kader nedir, insan kaderinin mahkumu mudur; kainat niçin yaratıldı; Kur’an neden mucizedir?” gibi bütün akılları hayrette bırakan ve hiçbir felsefenin halledemediÄŸi suallerin cevabını ve insanın imansız yaÅŸayamayacağı gerçeÄŸini ortaya koyan bu eser, Risale-i Nur Külliyatı’nın en mühim eserlerindendir.
Mektubat
Bu eserde günümüz insanına yol gösteren mektuplar bulunmaktadır. Kainattaki sürekli faaliyetin sırrı, Tek Allah’a inanç (Tevhid), Peygamber (a.s.m.) mucizeleri, İslamda reform, milliyetçilik, oruç gibi konularda zihinleri kurcalayan suallere verilen cevaplar ile Risale-I Nur Külliyatı’nın en mühim eserlerindendir.
Lem’alar
Gençlere, öğrencilere, hasta ve yaÅŸlılara, ilim adamlarına, hanımlara daha doÄŸru bir deyiÅŸle hepimize gerekli olan hayat ve iman prensiplerinin yer aldığı bu eserde Allah’ın varlığının kesin isbatı, Peygamberimizin (a.s.m.) bizzat yaÅŸayarak gösterdiÄŸi saadet yolu, aile hayatının huzur prensipleri, iman kardeÅŸliÄŸini pekiÅŸtiren esaslar, günahın psikolojik tahlili ve günahtan kurtuluÅŸ yolları gibi konular ele alınmaktadır.
Åžualar
Kainattan yaratıcısını soran bir seyyahın gözlemleri, bütün varlıkların dilinden tevhid delilleri; insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; ahirzamanda gelecek olan Deccal ve Süfyan gibi müthiş şahsiyetlerin mahiyetlerinin izahı ve bu konuda Hadis-i Şeriflerin açıklaması gibi çeşitli konuların yer aldığı mühim bir eserdir.
Asa-yı Musa
Kur’ani bir bakış açısı ile etrafımızdaki varlıkları inceleyen bir eser. Ayrıca, ibadet, gençlik, ölümden sonra diriliÅŸ ve âhiret inancı ile dünyadaki mutluluk arasındaki iliÅŸkiler de ele alınıyor.
Mesnevi-i Nuriye
Risale-i Nur Külliyatının bir çekirdeÄŸi, insana Rabbini tanıtan yolların, nefisle mücadelesinde takip edeceÄŸi esasların, iman hakikatlerinin açıklamalarının yer aldığı, Risale-i Nur Külliyatı’nın fihristesi ve bir nevî fideliÄŸi addedilen bu eser Bediüzzaman’ın ilk eserlerindendir.
İşaratü’l-İ’caz
Birinci dünya savaşı sırasında cephede yazılan olaÄŸanüstü bir eser çağımız insanının ihtiyacı olan Kur’an’ın yepyeni yorumları, ince manaları, ilimlerin keÅŸfiyle anlaşılan gerçekleri tesbit eden bu eser çeÅŸitli tefsirlerde dağınık bir ÅŸekilde iÅŸlenen sırları açığa çıkaran, Kur’an’ın mucize oluÅŸunu bütün yönleri ile anlatan, Kur’an’ın nazmındaki vecizliÄŸi ve mucizeliÄŸini ortaya koyan orjinal bir Kur’an tefsiridir.
Barla Lâhikası
Risale-i Nur’un Barla’da neÅŸre baÅŸladığı dönemde ilk talebelerinin samimî hissiyat, kalbî ve ruhî istifadelerini dile getirdikleri mektuplar ve Bediüzzaman’ın bunlara verdiÄŸi cevapları içine alan bu eser Risale-I Nur yoluyla yapılan iman ve Kur’an hizmetinin meslek ve metodunu belirlemektedir.
Kastamonu Lâhikası
Nur müellifinin, Kastamonu’da talebeleri ile Nur’un inkiÅŸafı, mahiyeti, iman hizmeti, talebelerin hizmet tarzları ve din düşmanları ile mücadele ÅŸekillerini konu edinen karşılıklı mektuplardan oluÅŸan bu eser bilhassa yazıldığı zaman itibariyle bir devrin iman ve Kur’an hizmetinin özeti ve içtimâî bir dersidir.
Emirdağ Lâhikası
Nur müellifinin, EmirdaÄŸ’da ikameti esnasında Isparta, Kastamonu, İstanbul, Ankara ve üniversite talebeleri ile Anadolu’ da ki talebelerine hizmetleri ve onların suallerine cevaben yazdığı mektuplar iman ve Kur’an hizmetinin günümüzdeki içtimâî vechesini ortaya koymaktadır.
Sikke-i Tasdik-i Gaybi
Kur’an-ı Kerim’in 33 âyetinin, Hazret-i Ali’nin (r.a.) ve Abdulkadir Geylani’nin Risale-i Nur’a gaybî iÅŸaretlerinin izahının yer aldığı bu eser Risale-i Nur Külliyatının mânâ alemindeki yerini ve ehemmiyetini ortaya koyan önemli bir eserdir.
Tarihçe-i Hayat
Risale-i Nur Müellifi Bediüzzaman Said Nursi’nin doÄŸumundan vefatına kadar olan yetiÅŸme tarzını, hizmetini, gayret, cehd ve fedakarlığını sade bir üslupla ortaya koyan; Bediüzzaman’ın yazı , mektup ve müdafaalarından derlenmiÅŸ ve bizzat kendisi tarafından tashih edilmiÅŸ çok kıymetli ve önemli bir eserdir.
Muhakemat
Her cümlesi bir kaide derinliÄŸini taşıyan eser Bediüzzaman’ın ilk eserlerindendir. Müslümanların geri kalış sebepleri, bu sebepleri gidermenin çareleri; teknik geliÅŸmelere İslâmiyet adına karşı çıkanların durumu; zorlukları akıl yoluyla çözmekten hoÅŸlananlar için bulunmaz bir kaynak olan Muhekemat, mantıklı ve saÄŸlam düşüncenin; doÄŸru konuÅŸup, doÄŸru yazmanın ölçüleri gibi orjinal konuları ihtiva etmektedir.
Nur’un İlk Kapısı
Nokta Risalesi
Şuâât
Rumûz
İşârât
Sünûhat
Tulûât
Hutuvât-ı Sitte
Divan-ı Harb-i Örfî
Münâzarat
Hutbe-i Şâmiye
Kaynak: bediuzzaman.net, sozler.com.tr ve sorularlarisaleinur.com