Haz
09

Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası

demirhane bacası ki
yağmurda ümitsiz ve müntekim
dururdu.
ve rüzgâr ki kendini
kaldırıp kaldırıp demirhane bacasına vururdu.
ve siyah bir yelken gibi gece rüzgârdayken,
sahip değilken ağaçlar dallarına, kuşlar kanatlarına,
ve çekerken karanlıktan yıldırımları toprak,
insanlar ve âletler bırakıp kaldırımları
derin uykulardayken
bir zemin katında bir çocuk doğdu.
yıldızlar teker teker
deste deste yandılar.
yıldızlar, onun çocuk gözleri gibi aydınlık
ferah veren
kerim olandılar…
demirhane bacası
ışıyıp gülümsedi,
dedi :

« ? zemin katında doğan bil ki o dur.
rehber ve delil ki o dur.
fikri derin, şefkati gani, gazabı yamandır,
âletsizlerin oğlu,
âletsizlere âlet verecek olandır.
o, onların içinde, onların önünde o,
matem gecesinde, kavga yerinde, bayram gününde o.
ve o her yanından ana kucağı gibi
saracaktır onları.
ona ram olacak dört kadim unsur :
âteş ve toprak, rüzgâr ve yağmur.
ve körler hikâyesinin son babını
o, tekmil ettirecektir.
yazacaktır insanoğlu öz kitabını
bilerek
isteyerek.»

sustu demirhane bacası.
söküyor şafak.

Haz
09

Küçük kızım Suya

bir derin uykudaydım ölümün içinden
açtım ki gözlerimi
bir suyun gölgesi gibi
kendisi adeta bir suyun
ayakucumda sen oturuyorsun

Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum!

(Ölüm ve oğlum)

Haz
09

Ağlamayacağım

Çok derinden hayal etmisim ki, kendimi bir an yaninda saniyorum.
derin bir nefes alip kaliyorum, ah ne vardi simdi yaninda olsaydim.
ellerim ellerinde.
gözlerinin derinliklerinde, seninle iç içe.
biliyorum imkânsiz, ama düsüncesi bile güzel..

sensiz yarinlarda ne yaparim acaba?

hayatimin akisi degisiyor, üzüntülerim var.
sensiz yasamak da zormus. ne yapayim?

bol bol seni düsünürüm..

hatirlarmisin, agaçlara salincak kurardik.
uçar gibi agaçlarin içine dogru sallanirdik.
ayrilik vakti geldiginde, uçarcasina evlerimize kosardik.
rüyalarimizda da ayrilmazdik, öylece uyuyakalirdik..

baska ne yapardik?

seninle baliga giderdik.
oradan çay bahçesine gelirdik.

o günlerde çok erken kalkardik.
günes dogar dogmaz birbirimize kavusurduk.

seninle kirlara giderdik, kirçiçekleri koparirdik.
o temiz havalarda dertlesirdik, azigimizı paylasirdik.
mutlu yarinlardan bahseder, gelecegimizi kurardik..

olmadi, yapamadik…

bekle beni yanina geliyorum, diye avaz avaz bagirmak geliyorsa da içimden,
susuyorum..
Çünkü çaylarimizi yudumladigimiz o çay bahçesinde degiliz..
hatta su an nerede oldugunu bile bilmiyorum ki..
adama deli derler..
ve sana kavustugum gün, iste o gün bir daha aglamayacagim..

Haz
09

Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden

yiğit harmanları, yığınaklar,
kurulmuş çetin dağlarında vatanların.
dize getirilmiÅŸ haydutlar,
hayınlar, amana gelmiş,
yetim hakkı sorulmuş,
hesap görülmüş.
demdir bu…

demdir,
derya dibinde yangınlar,
kan kesmiÅŸ ovalar üstünde mayıs…
uçmuş, bir kuştüyü hafifliğinde,
Çelik kadavrası koruganların.
Ölünmüş, canım, ölünmüş,
murad alınmış…

gelgelelim,
beter, bize kısmetmiş.
Ölüm, böyle altı okka koymaz adama,
susmak ve beklemek, müthiş
genciz, namlu gibi,
ve çatal yürek,
barışa, bayrama hasret
uykulara, derin, kaygısız, rahat,
otuziki dişimizle gülmeğe,
doyasıya seviÅŸmeÄŸe, yemeÄŸe…
kaç yol, ağlamaklı olmuşum geceleri,
asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.

İçim, bir suskunsa tekin mi ola?
o malta bıçağı, kınsız uyanık,
ve genç bir mısradır
filinta endam…
neden, neden alnındaki yıkkınlık,
bakışlarındaki öldüren buğu?
kaç yol aÄŸlamaklı oluyorum geceleri…
nasıl da almış aklımı,
sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
dost, düşman söz eder kendi kavlince,
kınanmak, yiğit başına.
bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
belki, yaÅŸamama sebep…

evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
anlatamam, nasıl ıssız, karanlık…
ve zehir-zıkkım cıgaram.
gene bir cehennem var yastığımda,
gel artık…

Haz
09

Gitmek

bu vadideki karanlığı
ve büyük soğuğu düşün
b. brecht

gitmek. bir hançeri inceltip
okyanusa daldırmak isteği
ya da düşebilmek atlasların
dışına ki ey kalbim
yalnızsın bu yolculukta da

gitmek. o kaos duygusu, aklın
sarsıntılarla yorgun düşüşü
bilincin kamaşması belki de.
rehin bırakılacak bir şey yok
unuttuklarından başka.

gitmek. bir büyü gibi saran
ağrılar yumağı, kışkırtılmış
düşlerdir ki sen şimdi
esirgeme kendini kalbim
kederin o derin yalnızlığından

Haz
09

Yalnız Kadınlar

kimbilir yalnızlığı kadınlar kadar
karlı dağların en yüksek tepeleri mi
terkedilmiÅŸ ehirlerin caddeleri
gökyüzünün yıldızsız geceleri mi

kadınlar bir ömür boyunca yalnız
ta dünya kurulduğundan beri
yalnızlık ışığını yakar her gece
sonsuz karanlığımızda elleri

nasıl yağmur yağarsa yalnızğına şehrin
Öyle mahzun ve yalnız kadınlar tanıdım
denizler ortasında geniş ve derin

bir dünyü gördüm kadınların gözlerinde kapkara
yalnızlık ne imi anladın
acıdım kadınlara


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini