Nis
11

Deniz dibi gözlem evi ile Marmara’nın kalbi dinlenecek

Deniz dibi gözlem evi ile Marmara’nın kalbi dinlenecek
Deniz dibi gözlem evi ile Marmaranın kalbi dinlenecekBugüne kadar yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleri ile eÄŸitimden çevreye birçok alana destek saÄŸlayan Türk Telekom, günümüzün en acil ve hayati konularından deprem hazılıklarında da rol üstlenmek üzere önemli bir adım attı. Türk Telekom desteÄŸi ile BoÄŸaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem AraÅŸtırma Enstitüsü tarafından hayata geçirilen proje ile Marmara Denizi’ne yerleÅŸtirilen beÅŸ deniz dibi deprem izleme istasyonu, gerçekleÅŸen çok küçük kırılmalar dahil olmak üzere tüm yer hareketlerinin gerçek zamanlı ve kesintisiz olarak izlenmesini saÄŸlayacak.
Okumaya devam et »

Haz
09

Fırtınadan sonra

-niyazi nihata-

gökyüzü bulutsuz mavi bir ülke
Çırpınır köpükle lacivert deniz
karşıki sahiller bir renksiz gölge
her taraf uyuyor her taraf sessiz

siyah kayalarda bükülmüş beli
ak saçlı ana gözleri nemli
ufukta bir küçük beyaz yelkenli
görünce semaya açıldı eli

tam bugünle dört gün oldu gideli
oÄŸlum hasan daha hala gelmedi
poyraz vardı deniz olmuştu deli
gitme dedim gitme o dinlemedi

anne bu poyrazın üç gün elinden
aç yattık katıksız ekmek yedin sen
südünü hiç helal eder mi ana
onu aç yatıran nankör oğluna

kocamı da yediydi aç gözlü deniz
kundakta oğluma ağladım sessiz
oğlumu ayırma benden allahım
“hasan”ı isterim senden allahım

duası bitmişti indi kayadan
dedi: acır bana elbet yaradan

günler böyle geçti gelmedi oğlu
matemli gözleri yaş ile dolu
bir sabah ayşeyi buldular ölü
kınalı saçları köpük örtülü

Haz
09

Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-4

sıcaklar bildiğin gibi değil
ve ben ki yalı uşağıyım,
deniz ne kadar uzak…

İkiyle beş arası
cibinliğin altına uzanarak
ter içinde
kımıldanmadan
gözlerim açık
dinliyorum sineklerin uÄŸultusunu.
biliyorum :
ÅŸimdi avluda
duvarlara çarpıyorlardır suyu,
kızgın, kırmızı taşlar tütüyordur.
ve dışarda, otları yanmış kalenin eteğinde
bir kezzap aydınlığı içindedir
simsiyah kiremitleriyle ÅŸehir…

geceleri birdenbire rüzgâr çıkıyor.
sonra kayboluyor birdenbire.
ve karanlıkta canlı bir mahluk gibi soluyup,
yumuşak, tüylü ayaklarıyla dolaşarak
bizi bir şeylerle tehdit ediyor sıcak.
ve zaman zaman
ürpermelerle duyuyoruz derimizin üstünde
bir korku halinde tabiatı…

bir zelzele olabilir.
zaten üç günlük yere geldi,
salladı çapanoğlu yozgadı.
ve yerlilerin kavlince :
altı tekmil tuz madeni olduğundan
yıkılacak Çankırı şehri
kıyametten kırk gün önce.
yatıp bir gece
başın bir kalasla ezilmiş,
çıkmamak sabaha…
Ölümün bu kadar körü ve mendeburu…
ben yaÅŸamak istiyorum biraz daha,
daha bir hayli yaÅŸamak.
bunu birçok şey için istiyorum,
birçok
çok mühim şeyler.

Haz
09

O gece deniz

birden rüzgar hayat gibi esince
karanlıklar ağır ağır gerindi
denizdeki içli hayat bu gece
sonu gelmez ölümden de derindi

bu ilahi büyüklüğün nefesi
doldurmuÅŸtu nihayetsiz boÅŸluÄŸu
andırırdı hayattaki son sesi
dalgaların sahildeki soluğu

Haz
09

Üzere

diyelimki yağmura tutuldun bir gün
bardaktan boşalırcasına yağıyor mübarek,
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
ne de olsa yaz yaÄŸmuru
pırıl pırıl düşüyor damlalar
eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
dar attın kendini karşı evin sundurmasına
işte o evin kapısında bulacaksın beni

diyelim için çekti bir sabah vakti
erkenden denize gireyim dedin
kulaç attıkça sen
patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
ege denizi bu efendi deniz
seslenmiyor
derken bi dibe dalayım diyorsun
İçine çil çil koşuşan balıklar
lapinalar gümüşler var ya
eylim eylim salınan yosunlar
onların arasında bulacaksın beni

diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
meydan ya taksim ya beyazıt meydanı
herkes orda sen ordasın
herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
her işin başında sevgi diyor
gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
bi de başını çeviriyorsun ki
ben varım

Haz
09

Ellerimde Bir Göztaşı

ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu
Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde
giritli bir ölümüm varmiş, bir balıkçı fitil gibi
patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim
Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mı
ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç
kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış
ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık
sabahcı kahvelerde bir çiroz ötüyordu
ve dalgalarımı geçen o deniz söförleri
böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler
uyuklar gibi üstünde mermer masaların
bir tahta parcasıydım, osmanlı bir kazadan kalmış
yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında
Öbür tahtalara öbür insanlara doğru
cumhurdu murekkep balığı, simsiyah yüzüyordum
ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu
ağardım, nisanlayınca gece, ve yavrulayan yalnızlık
ya da ilk insanın doğduğu, öldüğü dağdi moby dick
nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan
Çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu
alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri
dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde
ellerimde bir göztasi, gözlerim boş gidiyordum
ne bileyim, bir türkünün böyle veysel olduğunu
açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde.

Haz
09

O Sözler Ki

o sozler ki acidir
mapusane avlularinda
demirli kirbaclar gibi saklar
o sozler ki sirasinda
cicek acmis bir nar agacidir
dag ufkuna vuran deniz aydinligi
sirasinda gizemli bicaklar

o sozler ki
imgelem sonsuzlugunun
atesten guludurler
kelebek carpintilariyla dogarlar olurler
o sozler ki kalbimizin ustunde
dolu bir tabanca gibi
olup olesiye tasiriz
o sozler ki bir kere cikmistir agzimizdan
ugrunda asiliriz


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini