her şey yerli yerinde; havuz başında servi
bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan,
eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan,
sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi
her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak,
serpilen aydınlıkta dalların arasından
büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman
sessizlik dokunuyor bir yerde yaprak yaprak?
biliyorum gölgede senin uyudugunu
bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin
hazların aleminde yumulmus kirpiklerin
yüzünde bir tebessüm bu ağır ögle sonu.
belki rüyalarındır bu taze açmıs güller,
bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde,
bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde,
rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.
her ÅŸey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda
azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan,
bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan
kuru güz yaprakları ucusuyor rüzgarda.
Etiketler: bir, ceylan, deniz, ey, havuz, masa, senin, yerli, zaman
bilir misin hancı bugüne kadar
hanından kaç yolcu çıktı bu yola?
sıladan gurbete giden yolcular
kaç damla gözyaşı döktü bu yola?
getirmeden bu yolların sonunu
kaç yolcu durak yaptı hanını
kacçyolcu bu yolda verdi canını
ecel kaç yolcuyu çekti bu yola
akar bir oluktan beş dağın karı
demişler adına hasret pınarı
Şu mezarı gölgeleyen çınarı
kimin için kimler dikti bu yola?
kaç aşık bu yolda zaman eritti
kaç yorgun hanında terin kuruttu
bu taşlı yol kaç çarığı çürüttü
kaç topuğun kanı aktı bu yola?
yollar kıvrım kıvrım dağlar sıralı
düşünürüm yollar beni yoralı
kaç ceylan iniyor böğrü yaralı
her gecenin seher vakti bu yola?
ben bilmedim gitti nolur sen söyle
bu yollar kararsız uzar mı böyle?
yar için çekip karşıki köyde
hangi göz kaç sene baktı bu yola?
Etiketler: bir, bu, ceylan, damla, gitti, hasret, kar, kimler, sene, sonu, yar, yola
gidersen yıkılır bu kent, kuşlarda gider
bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı
Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken
gidersen kim sular fesleÄŸenleri
kuşlar nereye sığınır akşam olunca
sessizliÄŸi dinliyorum ÅŸimdi ve soluÄŸunu
sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
birde seni ekliyorum susuşlarıma
selamsız saygısız yürüyelim sokakları
belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
yüreğimize alırız onları, ısıtırız
gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam
gidersen kar yağar avuçlarıma
bir ceylan sessizliÄŸi olur burada aÅŸklar
fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
bir su sesi bir fesleÄŸen kokusu ÅŸimdi uzak
yangınları anımsatıyor genç ölülere artık
bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
sis ve intihar çöküyor bütün birhanelere
bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
devriyeler basıyor karartılmış evleri yine
gidersen yıkılır bu kent kuşlarda ölür
bir tufan olurum sustuÄŸun her yerde
Etiketler: belki, bir, bu, bulvar, burada, ceylan, faili, intihar, isyan, kendi, kere, nar, sular, tufan, uzak, ya, yan
sedef, safir ve kör uyku, dünden
kalan bir aynaya vuruyor düş gibi
ve kâhinin her remil atışında ölüm
kara deÄŸil, karada havada ve suda
ağlayan narım da çatladı çünkü ben
Çocuklarımı kaybediyorum dağlarda
dağlar ki ceylan yurdu, bir gülistan
olsun içindi düşerse yolu Şahmaran?ın
ve anılardır diye bilinen Şahmaran
belleÄŸin derin kuyusundaki uykusunu
bir hançerle kesip çıkmalıdır günyüzüne
ve bırakarak derisini çöl iklimlerine
tozlaÅŸan ve durmadan tozlanan keder
sedef, safir ve kör bir uykuya dönerken
Çöl hep çöldür, daima çöl, gri söylence
ve buhurun incelttiği ölümcül bir büyü
gülen ayvamı soruyorum ağlayan kızımı
nerdesin bunca zaman ey Åžahmaran
dağlar ceylan yurdudur, bir gülistan
düş yollara, keder öcünü almalıdır çünkü
Etiketler: bir, ceylan, daima, ey, kalan, kara, keder, ki, nerdesin, remil, sedef
yenildik;
Åžimdi kim bilebilir zakkumun
o kekre tadını bizim kadar
tenimize sinmiş sülfür kokusunu
soluğumuzdaki cıvayı kim duyar
İntikamcıydı bilim, sezgimizse
gölgesi sulara vuran bir ceylan
neyi yaşamışsak ömrümüz diye
derimize yazdı o vak?anüvis
kehribar saplı bir hançerle
kehânet kuyularında sınandık
terkettiğimiz her şehir yakıldı
anıtlar dikildi kahhar ve kutsal
zamansa bir karadeliğe dönüştü
belleğimizin oksitlenen çöllerinde
Çöl ve moraran cesetler, rüya
kâbusa dönüyor cinnet saatidir
coğrafyanın bu yakasında bir halk
kendi oğullarını boğazlıyor artık
kûfi bir cesaret oluyor cinnet
biz keder diyorduk, tarihmiÅŸ
dilimizde işte o kil ve kül tadı
Åžimdi kim bilebilir yenilginin
o kekre kokusunu bizim kadar
soluğumuzdaki cıvayı kim duyabilir
Etiketler: bilim, bir, bizim, ceylan, diye, kehribar, kendi, tad, ya
İsmail?in kitabını okuyorum üç gecedir
ateşler içindeki dünyada bir neferin
ölüme at koşturan rüzgârını duyuyorum
managua yanıyor, her yanım ateşler içinde
yanıyor bir çocuk sevgiyle okşanmaktan
ve temkinli olmak yakışmazdı sana zaten augusto
ve sen ey idris
ismail?in ölümü küçümseyen dostu
“yediÄŸin kurÅŸundan
bir gümbürtü kaldı ki bana!..”
roma?da navona alanında bırakıp ismail?i
telzaatar?a dönüyorum gecikmiş bir martı gibi
yurdum diyebileceÄŸim
her yer kan-revan içinde, görüyorum
ve boğazlanmış bir ceylan gibi
serilivermiş denizler ortasına
Önce ismail orda, ne zaman gelmiştir
“gümbür gümbür ve sonuna kadar, taa-sonuna
sonuna kadar sevdaya, sonuna kadar kavgaya
çatlayacak kadar sabırsızlıkla…”
İsmail1in kitabını okuyorum üç gecedir
ve alnımı seher rüzgârına dayayıp
sesleniyorum
“-ey usta
nerde benim payım içtiÄŸin baldırandan!.”
Etiketler: bana, benim, bir, ceylan, denizler, ey, ismail, ki, navona, orda, revan, roma, yan
karacadaÄŸ
yamaçlarında kardelen çiçekleri
her bahar umuda rengini verir
ve her bahar
dicle?de ak köpüklere üşüşür papatyalar
siverek düzü
hayata vurgun yürekli yiğitleri
ve sabahın eteklerinde ter taneleriyle
“memleketimdir benim”
orada
tüfekler yağlanır kerpiç damlarda
türkü kaçak
tütün kaçak
kaçak çay buğulanır şavkı vurur mağlara
ve korku ve umut ve can pusuda
pusuda yalnızlık
karacadaÄŸ,
önü diyarbekir?dir
ben hüznü avuçlarken ora mahpuslarında
bulutlarla yalpalayan rüzgarları resmedip
bakıp bakıp iç çekerdim doruklarına
karacadaÄŸ,
patikalarında ceylan ölüleri
ve bakır renkli göğüslerimizde görkemli güneşiyle
sabıra tutunan sevdaların gönüllü erleriydik
ve yollarımızda ayaklarımıza batıp çıkan devedikenleri
özlemler biraz uzak biraz diri
bekleyişlerde alçalıp yükselirken köpük köpük yalnızlık
Etiketler: bahar, benim, ceylan, hayata, korku, ter, umut, uzak, vurgun