Haz
09

Davet

dörtnala gelip uzak asyadan
akdenize bir kisrak basi gibi uzanan
bu memleket bizim!
bilekler kan içinde, disler kenetli
ayaklar çiplak
ve ipek bir haliya benzeyen toprak
bu cehennem, bu cennet bizim!
kapansin el kapilari bir daha açilmasin
yok edin insanin insana kullugunu
bu davet bizim!
yasamak bir agaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardesçesine
bu hasret bizim!

Haz
09

Karanlıktaki Hazine

karanlığa sevgiyle baktığım gece gördüm
hala o güven sevinciyle uçmakta gönlüm
süründüğümüz bu çamur deryasından uzak
bu yerlere uğramamış bir bahar içinde
gerçekten cennet misali bir dünya kuracak
gürbüz nesiller büyüyor sağlıklar içinde

Çocuklarımız torunlarımız var içinde

Haz
09

Amcam Şair Ben Şair

gidip şarap almalı beş kuruşluk da fülüt
içip içip sonra da bir güzel ağlamalı
topal ulviye var ya, hani gecekondulu
genelevin üstüne şıp diye damlamalı

aktarın karısından umutlar kesik artık
beyaz bir laf söylense memeler otuz iki
ellerine mozarttan uzansam usulcacık
kolları bileklerden dirseğe bilezikli

bu dünyada ya adam olmalı ya da zengin
amcamsa sabah sabah burnu çay bardağında
ha babam şiir yazar şu cennet vatanına
tam gülesim gelecek, pırr… sekiz on güverci

Haz
09

Vay Kurban

dağlarının, dağlarının ardı,
nazlıdır.
uçurum kıyısında incecik bir yol
gider dolan-dolana,
bir hastan vardır, umutsuz,
belki ayşe, belki elif
endamı kuytuda başak,
memesinin, memesinin altında,
bir sancı,
bir hayın bıçak…

Ölüm bu,
fukara ölümü
geldim, geliyorum demez.
ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
ya da seher, mahmurlukta,
bakarsın, olmuş olacak.
bir hastan vardı umutsuz,
hayreti uykularda,
hayreti soğuk sularda.
gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
İki mavi, kocaman korku çiçeği,
açar, derin kuyularda…

dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.
hiçç akıl edip de düşünen var mı?
gün kimin hesabına tutar akşamı,
rahmetinden kim demlenir bulutun,
hayırlı evlat makina
nasıl canavar kesilir.
kurdun, karıncanın rızkını veren
toprak nasıl ayartılır,
yüz vermez topal öküze,
ve almaz koynuna kara sabanı.

sepetçioğlum bir kömür işçişidir,
mavzer değil, kürek tutar urfalı nazif
mal, haraç-mezattır,
can, pazar-pazar.
kırmızı, ak ve esmer,
yumuşak ve sert buğdayları
yaratan ellerin sahibidir bu,
kör boğaz, nafaka uğruna,
haldan düşmüş, tebdil gezer…

dağlarının, dağlarının ardı,
nasıl anlatsam…
ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
vay kurban…
“kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda.”
yiğitlik, sen cehennem olsan da bile
fedayı kabul etmektir,
cennet yapabilmek için seni,
yoksul ve namuslu halka.
budur ol hikayet,
ol kara sevda.

seni sevmek,
felsefedir, kusursuz.
İmandır, konkunç sabırlı.
İpin, kurşunun rağmına,
yürür, pervasız ve güzel.
sıradağları devirir,
akan suları çevirir,
alır yetimin hakkını,
buyurur, kitabınca…

gün ola, devran döne, umut yetişe,
dağlarının, dağlarının ardında,
değil öyle yoksulluklar, hasretler,
bir tek başak bile dargın kalmayacaktır,
bir tek zeytin dalı bile yalnız…
sıkıysa yağmasın yağmur,
sıkıysa uykudan uyanmasın dağ.
bu yürek, ne güne vurur…
kaçar damarlarından karanlık,
kaçar, bir daha dönemez,
sunar koynunda yatandan,
hem de mutlulukla sunar
beynimizin ışığında yeraltı.

her mevsim daha genç, daha verimli,
sunar, pırıl-pırıl, sebil,
Ömrünün en güzel aşk hasadını,
elimizin hünerinde yeryüzü.
dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
bire on, bire yüzle akşama gebe
Şafakla doğan işgücü.
yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
olm kitapta böylece yazılıdır,
ol sevda, böyledir çünkü…


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini