Haz
09

Ayrılan

aşkı doğuran şey nedir;
o yakınlığı, iki can arasında?
ve kopuÅŸ ne zaman baslar?
ne zaman biter bir sevda?

bir kurt gibi içten içe
gelişip büyür çürüme
bir an gelir ki aynı mekandasınızdır
ayrı duygusal zamanlarda

Haz
09

Sana seslenmek için

gece sesizce başlıyor ve ırmağın-
Öte yakasına geçiyor atlılar.
bir papatyanın acısını dinliyorum.
gökyüzü gitgide genişliyor.
islak yaprakların derin yeşilliği
islak dağların uyandırdığı keder.
kendime bir demet çicek topluyorum
Öğretmenimin iliklediği göğsüm
ne kadar genç
ağzımda taptaze bir tütün kokusu
ve taze ceviz kabuklarının kararttığı parmaklarımda
bir ağız mızıkası.
Öğrendiğim ilk şarkılar
yollar yollar yollar boyunca
söylediğim ilk şarkılar
sevgilim olan bütün kızlar
siyah önlükleri ve
kaçamak bakışlarıyla geçip gittiler
İlk fotoÄŸraflarımdaki yakışıklı saçım…
ey akşam, ey bir aşkın
başlaması ve bitmesi
ey turuncu akşam, bütün akşamların akşamı
ey mor akşam, dudaklarım gibi moraran.
gece evleri sardığında
ve bahçeleri
işıklar içinde kaçıp giden
bir tavşan gibi yalnızım.
yolun iki yanında kalan
karanlık dağların ötesinde
neler olup biter
ve girdiÄŸimiz uykulu kasabada
lokantadaki uykulu çocuk
olgun ışıklı lokantada
olgun patatesler.
bir adamın
doğmasi ve ölmesi
ve bazı işlemeler yapması hayatında
bazı bağlardan
Üzüm toplaması
bazı sinamalara gitmesi
bazı kızları sevmesi
ve ölesiye yalnızlık çekmesi
bazı şehirlerde.
ey akÅŸam, turuncu ve mor akÅŸam
ey gökyüzü, ey benim
gittikçe esmerleşen kalbim.
Şimdi beyaz bir kızın
yanında olabilmek için
bazı çılgınlıklar yapabilirim
onu boynundan öpsem ve onunla
dünyada olup bitenleri konuşsak
İngiliz birahanelerinde
damalı kasketleri
ve şaşılacak kadar yorgun yüzleriyle
ve bütün emekçiler gibi
Çocuksu gözleri
partal elleriyle oturan
İşçilerden konuşsak
zencilerden konuÅŸsak sonra
gülünce bütün yüzleriyle gülen
yakışıklı ve hazin
zencilerden.
gece dünyanın her yerinde
geliyor ve her yerde
aynı duygu uyanıyor kalbimizde.
sen ÅŸimdi
duvarına bir şiirimi asmışsındır
uyuyorsundur
belki düşünüyorsundur
sonuncu kattaki odandan
yıldızlara bakarak.
ve yıldızlar her zaman
eski ve tanıdıktır.
Özellikle bir tren penceresinden bakıldığında.
İçimiz nedensiz bir hüzünle dolduğunda
sırt üstü uzanıp toprağa
baktığımız yıldızlar.
bir harman yerinde ya da.
düz bir damda.
uzaktan
bütün kürtçe türküler gibi
yanık bir türkü gelirken
sıcaktan bunalırken
evler ve yollar;
ve yaşlı kadınlar
uyuklar gibi büzülüp minderlerine
düşünürlerken eskisini
olağanüstü günlerini
gece sesizce başlıyor ve ırmağın
Öte yakasına geçiyor atlılar
Çalıların hışırtısını dinliyorum.
sana seslenmek için
yeni şiirler tasarlıyorum..

Haz
09

Bu AÅŸk Burada Biter

bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
ve ben çekip giderem bir nehir akıp gider

bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
solarken albümlerde çocuklar ve askerler
yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Haz
09

Karşılama

geldi gonderdiÄŸin ÅŸiirden mektup
arada bir böyle yaz balabanım
zaman siciminin ucundan tutup
bazen bağla, bazen çöz balabanım

fikir gölü derinleşir girdikçe
dostluk gülü gümrah açar derdikçe
sıhhat, zaman, mekan, imkan verdikçe
cevapsız bırakmam, söz balabanım

ahval- i aleme kafayı takma
allah kerim, sabrı elden bırakma
İlmi düstur eyle, imanı sakla
gayrisi savrulan toz balabanım

huzur içte gerek, kabukta değil
vuslat acelede, çabukta değil
akıl da baştadır, topukta değil
Çile yemekteki tuz balabanım

ahlakı, töreyi kenara atan
dine ” afyon” diyen, vatanı satan
müslüman olamaz, türk değil zaten
dayanmaz görmeye göz balabanım

demiÅŸler ya ” kuvvet birlikten doÄŸar”
kar, yağmur zamanı gelince yağar
nasihatım o ki dinlersen eğer
İşaret ” ben” deÄŸil ” biz” balabanım

Çevremizi saran türlü ihanet
gün geçtikçe görünüyor daha net
başlangıçta bilmek değil kehanet
bağrımıza girmiş köz balabanım

zaman geldi esir olduk maddeye
zaman geldi hasır olduk caddeye
zaman geldi küsur olduk şetteye
daha bunlar bize az balabanım

dört yanımı gurbet yazmış kaderim
dosttan mektup gelir, biter kederim
gözlerinden öper, selam ederim
aydınlık günlerde gez balabanım

Haz
09

Cevapsız kalan sualler

yürü: duvar beton, otur yer beton
tavana bakarsın ” bakma der” beton
- yağmur kokan toprakların nerede?

ne çiçekler açar, ne kuşlar öter
yolların on adım ötede biter
- serbest gezen ayakların nerede?

her günü hasrettir haftanın ayın
hani ya bayramın, düğünün, toyun?
- İlin, yurdun, konakların nerede?

gönlün gamdan göçer, gama taşınır
boş direkler boynu bükük düşünür
- dalga dalga bayrakların nerede?

deprem mi geçirdin, talan mı gördün?
kanlı haydutlara haraç mı verdin?
- obaların ocakların nerede?

İnancın cezalı, yüreğin tutsak
konuşacak yerde çaresiz susmak
- dudakların, dudakların nerede?

Haz
09

Aynaların ötesi

her ne kusur varsa geçen zamanda;
suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar
mecnunlar mevlayı bulursa canda,
el olur leylalar ela gözlü yar

güzel açar güzelliğin sergisin
gün aÄŸartır kara saçın örgüsün…
muhabbet faslında ölüm türküsün
kim söyler, kim çalar ela gözlü yar

estikçe iş çıkar işin içinde;
gençliğin hasret yer sevda göçünde
bilmez misin, dört mevsimin üçünde
kar olur yaylalar, ela gözlü yar

alı al, yeşili yeşilde ara;
ahirete gider kalbdeki yara…
ne yapsan bir daha çıkmaz dallara,
dökülen ayvalar ela gözlü yar

vakit dolar, nakit biter kasanda…
sevda bir kitaptır gönül masanda;
okusan da olur, okumasan da…
kapanır sayfalar ela gözlü yar

Haz
09

Akbabalar Kelebekler

yüreği ağzında bir çocuk
gibi alırken kalemi elime
beceriksiz, acemi ve olasıya
yapayalnızım her defasında

bu sonuncu olsun diyorum
Ömrümün eksiksiz tek şiiri
yazılsın artık kırk yaşımın
ve bir aşkın bittiği bu gece

akbabalar bin yıl kelebekler
bir mevsim yaşarlarmış ki aşk
da kısa ömürlüdür, başlar
gibi biter yaşanmışsa eğer

yaşanan ne varsa hoşgörünün
bir parçasıdır artık ama ben
yine de yakabilirim bu gece
bütün anılarımı bir şiir için

sonra irkiliyorum, anılarım yoksa
dostlarım da terkedilmiştir yangın
sürüp dururken yurdumda ki o zaman
kıymeti harbiyesi nedir bu şiirin

sabaha karşı dilim paslı
beynim keçeleşmiştir ve yangın
yalnızlığıma sıçrarken üşüyor
bütün sözcükler. umut yoktur

yüreğim diyorum, kekeme
alıngan, serseri yüreğim
sen nerden bilebilirsin
bir şiirin nasıl yazıldığını


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini