Haz
09

Ölümün sırrı

Ölümün sırrını sordum bir gence
güldü de bu ani suale önce
Ölüm dedi, ölüm bir hiçtir bence
gençliğimi yalnız aşk ile ördüm

rast geldim ak saçlı bir ihtiyara
lanetler ederdi bir eski yare
sorunca ölümü dedi bir çare
Çünkü rüya gibi bir hayat sürdüm

bu sırrı sormağa karar verdim ben
hayatı hicranla dolu ölüden
baktı boş gözlerle ayet okurken
dedi ben hayatı ölümde gördüm

Haz
09

Samiyenin kedisi

yeşil deniz gibi gözleri vardı
beyaz tüyleriyle bir küme kardı
ağzını süsleyen sedef dişlerdi
baygın nazarı ta ruha işlerdi

severken aldatıp birden kaçardı
okşarken apansız pençe açardı
onda bir kadının gururu vardı
sürmeli gözlerinden riya akardı

Haz
09

Güneşı içenlerın türküsü

bu bır turku:-
toprak canaklarda
gunesı ıcenlerın turkusu!
bu bir örgü:-
alev bir sac örgüsü!
kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir mesale gibi yanıyor
esmer alınlarında
bakır ayakları cıplak kahramanların!
ben de gordum o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla
günese gıden
köprüden
gectım!
ben de ictim toprak canaklarda günesi.
ben de söyledim o türküyü!

yüregımız topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların agzını
yırtarak
gerindik!
sıcradık;
simsekli rüzgâra bindik!.
kayalardan
kayalarla kopan kartallar
cırpıyor ısıkta yaldızlanan kanatlarını.
alev bilekli süvariler kamçılıyor
saha kalkan atlarını!

akın var
günese akın!
günesı zaptedecegız
günesın zaptı yakın!

düsmesın bızımle yola:
evinde aglayanların
göz yaslarını
boynunda agır bir
zincir
gibi tasıyanlar!
bıraksın pesımızı
kendi yüreginin kabugunda yasayanlar!

İste:
su günesten
düsen
ateste
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

sen de cıkar
gögsünün kafesinden yüregını;
su günesten
dusen
atese fırlat;
yüregını yüreklerimizin yanına at!

akın var
günese akın!
günesi zaptedecegız
günesin zaptı yakın!

biz topraktan, atesten, sudan, demirden dogduk!
günesi emziriyor cocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
nesemiz sıcak!
kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
o «an»
kadar sıcak!
merdivenlerimizin cengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin baslarına basarak
yukselıyoruz
günese dogru!

Ölenler
dögüserek öldüler;
günese gömüldüler.
vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

akın var
günese akın!
günesı zaaaptedecegız
günesin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı baglar tütüyor!
kalın tugla bacalar
kıvranarak
ötüyor!
haykırdı en önde giden,
emreden!
bu ses!
bu sesin kuvveti,
bu kuvvet
yaralı ac kurtların gözlerine perde
vuran,
onları oldukları yerde
durduran
kuvvet!
emret ki ölelim
emret!
günesı iciyoruz sesinde!
cosuyoruz,
cosuyor!..
yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları gögü yırtan atlılar kosuyor!

akın var
günese akın!
günesı zaaaaptedecegız
günesın zaptı yakın!

toprak bakır
gök bakır.
haykır günesı icenlerin türküsünü,
hay-kır
haykıralım!

Haz
09

Saat 21-22 Åžiirleri

ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken..

ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının..
İçimdeki ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti..
parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşi bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık..
ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair,
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi deÄŸil
edasındaki dünya..
ne güzel şey hatırlamak seni.
sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım
ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyat maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım..

ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken..

Haz
09

Dünyanın En Tuhaf Mahluku

akrep gibisin kardeÅŸim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
midye gibisin kardeÅŸim,
midye gibi kapalı rahat.
ve sönmüs bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
bir deÄŸil,
beÅŸ deÄŸil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
koyun gibisin kardeÅŸim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye.
dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hala şarabımızı vermek
için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
-demeğe de dilim varmıyor ama-
kabahatin çogu senin, canim kardeşim

Haz
09

Bir Acayip Duygu

“mürdüm eriÄŸi
çiçek açmıştır.
- ilkönce zerdali çiçek açar
mürdüm en sonra “

sevgilim,
çimenin üzerine
diz üstü oturalım
karşı-be-karşı.
hava lezzetli ve aydınlık
? fakat iyice ısınmadı daha ?
çağlanın kabuğu
yemyeşil tüylüdür
henüz yumuÅŸacık…
bahtiyarız
yaşayabildiğimiz için.
herhalde çoktan öldürülmüştük
sen londrada olsaydın
ben tobrukta olsaydım, bir İngiliz ÅŸilebinde yahut…

sevgilim,
ellerini koy dizlerine
? bileklerin kalın ve beyaz ?
sol avucunu çevir :
gün ışığı avucunun içindedir
kayısı gibi…

dünkü hava akınında ölenlerin
yüz kadarı beş yaşından aşağı,
yirmi dördü emzikte…

sevgilim,
nar tanesinin rengine bayılırım
? nar tanesi, nur tanesi ?
kavunda ıtrı severim
mayhoÅŸluÄŸu erikte ……….»

………. yaÄŸmurlu bir gün
yemiÅŸlerden ve senden uzak
? daha bir tek ağaç bahar açmadı
kar yağması ihtimali bile var ?
bursa cezaevinde
acayip bir duyguya kapılarak
ve kahredici bir öfke içinde
inadıma yazıyorum bunları,
kendime ve sevgili insanlarıma inat.

Haz
09

Bir Dakika

deniz durgun göl gibi, gitgide genişliyor
sular kayalıklarda nurdan izler işliyor,
engine sarkan gökler baştan başa yıldızlı..
Şimdi göğsümde kalbim çarpıyor hızlı hızlı.

göklerden bir yıldızın gölgesi düşmüş suya
dalmış suyun koynunda bir gecelik uykuya
bazan uzunlaşıyor, bazan da kıvranıyor
durgun suyun altında bir mum gibi yanıyor

yakın olayım diye bu gökten gelen ize
Öyle eğilmişim ki kayalardan denize
alnımdan düşen saçlar yorulmuş suya değdi
baktım geniş ufuklar başımın üstündeydi

bilemem nasıl oldu geldi ki öyle bir an
yenilmez bir haz duyup denize atılmaktan
kurtulmak ne kolaymış faniliğimden dedim
doğruldum atılırken bir dakika titredim

bir dakika sonsuzluk doldu taştı gönlümden
bir dakika bir ömrü kurtarmıştı ölümden.


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini