Haz
09

Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm

ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Åžehre simsiyah bir kar yaÄŸar
yollar kalbimle örtülür
parmaklarımın arasından
gecenin geldiğini görürüm

ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Çocuklar sinemaya gider
yüzümü bir çiçeğe gömüp
aÄŸlamak gibi isterim
derinden bir tren geçer

ben ölürsem akşamüstü ölürüm
alıp başımı gitmek isterim
bir akam bir kente girerim
kayısı ağaçları arasından
gidip denize bakarım
bir tiyatro seyrederim

ben ölürsem akşamüstü ölürüm
uzaktan bir bulut geçer
karanlık bir çocukluk bulutu
gerçeküstü bir ressam
dünyayı değiştirmeye başlar
kuş sesleri, haykırışlar
denizin ve kırların
rengi birdenbire karışır

sana bir ÅŸiir getiririm
sözler rüyamdan fışkırır
dünya bölümlere ayrılır
birinde bir pazar sabahı
birinde sararmış yapraklar
birinde bir adam
her ÅŸeye yeniden baÅŸlar

Haz
09

Çığlık

bir adamı öldurmenin tam sırası kurşunlarla
Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında

ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü
birden bir çığlıkla kapatır yüzünü

ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi
boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini

kederli yağmur, usulca düşen akşama
Çığlık. bir çocuk yüzü. dayalı cama…

Haz
09

Anadolu Gezisi

ter kokuyordu Çukurova tarlaları,
irgat türküleri duyuluyordu uzaktan;
ekin biçiyordu yalınayaklı köy kızları
elleri kabarıyordu oraktan

gökbelen dağlarına yağmur yağıyordu;
yetimler mahallesinde bir çocuk ağlıyordu

kan kokuyordu doğunun çimenli yaylaları;
silah sesleri geliyordu Şırnaktan
oğulsuz koymuşlardı ak saçlı anaları;
tütünler tedirgin olmuştu ocaktan

cilo dağlarında kamalaklar üşüyordu;
garipler köyünde bir gelin düşünüyordu

yosun kokuyordu karadenizin mavnaları;
oynak havalar dökülüyordu parmaktan
buz gibi bir soğuk biçiyordu baharı;
dal boylu gençler gidiyordu bıçaktan

ilgaz dağlarında kurtlar uluyordu
bekarlar kahvesinde bir adam uyuyordu

Şehvet kokuyordu egenin bereketli ovaları;
körpe bedenler soyuluyordu ahlaktan
tedirgin etmişlerdi bizim havaları;
yadırgı sesler geliyordu plaktan

Çatalkaya dağında kartallar dönüyordu;
bir nesil yaşıyor, bir tarih ölüyordu.

Haz
09

Yoklukta Bir Adam

büyüdü gözleri büyüdü
yuvarlandı boşluktan
bir duvar çöktü ansızın
bir ayna parçalandı
bir adam çıldırdı yokluktan

elleri vardı damar damar
parmakları vardı ince uzun
saçları vardı okşanmamış
dudakları vardı öpülmemiş
gözleri vardı mahzun.

bir böcek girdi kafatasına
kemirdi ümitlerini bütün
beklemekten çatladı dudakları
uzattı ellerini var olmaktan öteye
duydu çağrışını ölümsüzlüğün.

nasırlı ayaklarına prangalar
ak ellerine zincirler vuruldu
bir rüzgar esti karlı dağlardan
Üç mızrak boyu yükseldi güneş
bir adam vardı aramızda, yok oldu.


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini