Şafak Türküsü Ahmet Kaya
Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
AÄŸlama
Okumaya devam et »
Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
AÄŸlama
Okumaya devam et »
sen
benim
minare boyunda çam gövdeme,
yumuÅŸak
beyaz
bir kurt gibi girdin,
kemirdin!
ben
barsaklarında solucan makdonaldı besleyen
İngiliz amelesi gibi taşıyorum
seni içimde!
biliyorum
kabahat kimde!
ey ruhu lordlar kamarası kadın!
ey uzun entarili tüysüz puankare!
karşımda:
demirleri kıpkızıl
bir şimendifer ocağı gibi yanmak
senin en basit hünerin;
yine en basit hünerin senin
buzun üstünde bir paten gibi kıvranmak!
soÄŸuk!
sıcak!
kaltak!
dur!
yumuÅŸak
beyaz
kıvrılışlarınla
beynime giriyorsun
kemiriyorsun!
oraya giremezsin!
onu kemiremezsin!
yumuÅŸak
beyaz
kıvrılışlarıyla
beynime giren kurdu
çürük bir diş çeker gibi söktüm!
epeyce ter döktüm!
bu sonuncuydu
bir daha olmayacak!
bir akşamüstü
oturup
hapisane kapısında
rubailer okuduk gazalîden :
«gece :
büyük lâciverdî bahçe.
altın pırıltılarla devranı rakkaselerin.
ve tahta kutularda upuzun yatan ölüler.>
bir gün eğer,
benden uzak,
karanlık bir yağmur gibi,
canını sıkarsa yaşamak
tekrar gazalîyi oku.
ve pîrâyendem benim,
ben eminim
sen sadece merhamet duyacaksın
ölümün karşısında onun
ümitsiz yalnızlığı
ve muhteÅŸem korkusuna.
bir akar su getirsin gazalîyi sana :
«? toprak bir kâsedir
çömlekçinin rafında tâcidar,
ve zafer yazıları
yıkılmış duvarlarında keyhüsrevin…»
birikip sıçramalar.
soÄŸuk
sıcak
serin.
ve büyük lâciverdi bahçede
başsız ve sonsuz
ve durup dinlenmeden
devranı rakkaselerin…
bilmiyorum, neden
aklımda hep
ilkönce senden duyduğum
Çankırılı bir cümle var :
«pamukladı mıydı kavaklar
kiraz gelir ardından.»
kavaklar pamukluyor gazalîde,
fakat
görmüyor, üstat,
kirazın geldiğini.
Ölüme ibadeti bundandır.
Şeker ali yukarda, koğuşta bağlama çalıyor.
akÅŸam.
dışarda çocuklar bağrışıyorlar.
Çeşmeden akıyor su.
ve jandarma karakolunun ışığında
akasyalara bağlı üç kurt yavrusu.
açıldı demirlerin dışında
büyük, lâciverdî bahçem.
a s l o l a n h a y a t t ı r …
beni unutma hatçem…
kardeÅŸlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben afrikalıyım
ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
sizin ordakiler gibi tıpkı
benim orda arslanın ağzındadır ekmek
ejderler yatar başında çeşmelerin
ve ölünür benim orda ellisine basılmadan
sizin ordaki gibi tıpkı
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben afrikalıyım
okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin
şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek
ÅŸiirler bayraklaÅŸabilir benim orda
sizin ordaki gibi
kardeÅŸlerim
sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz
toprağı sürebilmeli
pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli
dizlerine kadar
bütün soruları sorabilmeli
bütün ışıkları derebilmeli
yol başlarında durabilmeli
kilometre taşları gibi şiirlerimiz
yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
cengelde tamtamlara vurabilmeli
ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli
büyük hürriyete şiirlerimiz
gelmediniz, ben hep sizi bekledim
eksilen yanlarımla
sizden saklı eskidim
her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
gün, ay, saat, hafta; takvimsi zaman yanı
aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey
yalnızca ufuklar yeniledim
kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk
her sevgiliyle biraz daha
biraz daha sizden saklı eskidim.
kolay gelsin vapurun dumanı!
İnersin sen de birgün yeryüzüne,
benim gibi yaÄŸmur diye!
İyi de edersin!
(sevgi duvarı)