Tem
09

Güneşten 500 kat büyük karadelik

Güneşten 500 kat büyük karadelik

Uzayda, GüneÅŸ’ten 500 kat daha fazla kütleye sahip bir karadelik bulundu.

Avrupa Uzay Ajansı uydusu XMM-Newton’ın tespit ettiÄŸi bu yeni tip karadelik ‘süperkütleye’ sahip oluÅŸumlar zincirinin ‘kayıp halkasını’ teÅŸkil ediyor.

HLX-1 adı verilen karadeliÄŸin parlaklığı ‘olaÄŸanüstü’ olarak nitelendirildi.

Parlaklığın GüneÅŸ’in parlaklığından 260 milyon kat daha fazla olduÄŸu belirtildi.

Fakat bu parlaklık, yaydığı ışık değildir, yaydığı alfa ve gama ışıkları olarak ele alınmıştır

unutmadan…
İnsan, maddî bir varlık olarak düşünülünce, kâinatın büyüklüğü yanında ne kadar küçük bir cismaniyete sahiptir. Manevî varlığı; akıl, his, tahayyül gibi kabiliyetleri ile gözönüne alındığında, kâinat yanında insanın ehemmiyeti daha iyi anlaşılabilmektedir. İnsan, bu özellikleriyle kâinatın misal-i musaggarı (küçültülmüş misali)dir. İnsanın tüm aklî aaliyetleri içerisinde en baÅŸta gelen en mühim ve en kıymetli aklî faaliyeti ise, kâinat kitabını okuyarak Allah’ı tanıması, O’na iman ve itaatidir.

Haber Kaynak: Haber7

Haz
09

Fırtınadan sonra

-niyazi nihata-

gökyüzü bulutsuz mavi bir ülke
Çırpınır köpükle lacivert deniz
karşıki sahiller bir renksiz gölge
her taraf uyuyor her taraf sessiz

siyah kayalarda bükülmüş beli
ak saçlı ana gözleri nemli
ufukta bir küçük beyaz yelkenli
görünce semaya açıldı eli

tam bugünle dört gün oldu gideli
oÄŸlum hasan daha hala gelmedi
poyraz vardı deniz olmuştu deli
gitme dedim gitme o dinlemedi

anne bu poyrazın üç gün elinden
aç yattık katıksız ekmek yedin sen
südünü hiç helal eder mi ana
onu aç yatıran nankör oğluna

kocamı da yediydi aç gözlü deniz
kundakta oğluma ağladım sessiz
oğlumu ayırma benden allahım
“hasan”ı isterim senden allahım

duası bitmişti indi kayadan
dedi: acır bana elbet yaradan

günler böyle geçti gelmedi oğlu
matemli gözleri yaş ile dolu
bir sabah ayşeyi buldular ölü
kınalı saçları köpük örtülü

Haz
09

Fiiliyattan Faaliyete

vehmin yaktı derdimin dermanını,
ateşe benzer aşamadığım mekan!
Şirin kaçtı bekleyemedi ferhadını,
düşe döner kavuşamadığım zaman!

ahirin okyanusunda fırtınalı gece,
yeniden mi doğuş, ezele mi dönüş?
zahirin otağında imtiyazlı hece,
vecizle mi boğuş, ecelle mi sönüş?

Çocukken de uzaktı yıldızlar.
hiç ulaşılamazdı onlara.
zamanları da kısacıktı, yılsızlar:
sükûta gömülürdü karanlıkta.

karamsar günlerin zinetli gözyaşı,
doruğa ulaştı tesirî hüzün.
anımsar ödünlerin ruhiyatı ya,
etkisi kalmadı musikî sözün.

bırak dağılsın arz-ı temel!
burukluğuna yer ve gök ağlasın.
günler hüzünlü ve tembel.
geceler matemle dağlansın!

İnkârda kalbim uğraşıp silemediğini.
kullanılmayan reçetenin faydası yok!
derman misali arıyorum ellerini.
arzulanan derdin dermanı yok.

bilinmez, vuslat ne zaman?
ya bugün, ya yarın, yahut hiç bir zaman.
zamanın ötesinde ve yaman,
kavuşulacağı bilinen o cevherimsi an.

su delil, hava delil, can delil.
Åžahit gerekmez bu davaya.
ahit var bu iÅŸin sonunda.
rabbim: allah, aziz ve celil.

Haz
09

Otuzüç Kurşun -2

yokuşun dibinden bir tavşan kalktı
sırtı alaçakır
karnı sütbeyat
garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı
yüreği ağzında öyle zavallı
tövbeye getirir insannı
tenhaydı, tenhaydı vakitler
kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı

baktı otuzüçten bire
karnında açlığın ağır boşluğu
saç, sakal bir karış
yakasında bit,
baktı kolları vurulu,
cehennem yürekli bir yiğit,
bir garip tavÅŸana,
bir gerilere.

düştü nazlı filintası aklına,
yastığı altında küsmüş.
düştü, harran ovasından getirdiği tay
perçemi mavi boncuklu,
alnında akıtma
Üç topuğu ak,
ekşini hovarda, kıvrak,
doru, seglavi kısrağı.
nasıl uçmuşlardı hozat önünde!

Şimdi, böye çaresiz ve bağlı,
böyle arkasında bir soğuk namlu
bulunmayaydı,
sığınabilirdi yüceltilere…
bu daÄŸlar, kardeÅŸ daÄŸlar, kadrini bilir,
evvel allah bu eller utandırmaz adamı,
yanan cıgaranın külünü,
güneşlerde çatal kıvılcımlanan
engereÄŸin dilini,
İlk atımda uçuran
usta elleri…

bu gözler, bir kere bile faka basmadı
Çığ bekleyen bogazların kıyametini
karlı, yumuşacık hıyanetini
uçurumların,
Önceden bilen gözleri…
Çaresiz
vurulacaktı,
buyruk kesindi,
gayrı gözlerini kör sürüngenler
yüreÄŸini leÅŸ kuÅŸları yesindi…

Haz
09

Karşılama

geldi gonderdiÄŸin ÅŸiirden mektup
arada bir böyle yaz balabanım
zaman siciminin ucundan tutup
bazen bağla, bazen çöz balabanım

fikir gölü derinleşir girdikçe
dostluk gülü gümrah açar derdikçe
sıhhat, zaman, mekan, imkan verdikçe
cevapsız bırakmam, söz balabanım

ahval- i aleme kafayı takma
allah kerim, sabrı elden bırakma
İlmi düstur eyle, imanı sakla
gayrisi savrulan toz balabanım

huzur içte gerek, kabukta değil
vuslat acelede, çabukta değil
akıl da baştadır, topukta değil
Çile yemekteki tuz balabanım

ahlakı, töreyi kenara atan
dine ” afyon” diyen, vatanı satan
müslüman olamaz, türk değil zaten
dayanmaz görmeye göz balabanım

demiÅŸler ya ” kuvvet birlikten doÄŸar”
kar, yağmur zamanı gelince yağar
nasihatım o ki dinlersen eğer
İşaret ” ben” deÄŸil ” biz” balabanım

Çevremizi saran türlü ihanet
gün geçtikçe görünüyor daha net
başlangıçta bilmek değil kehanet
bağrımıza girmiş köz balabanım

zaman geldi esir olduk maddeye
zaman geldi hasır olduk caddeye
zaman geldi küsur olduk şetteye
daha bunlar bize az balabanım

dört yanımı gurbet yazmış kaderim
dosttan mektup gelir, biter kederim
gözlerinden öper, selam ederim
aydınlık günlerde gez balabanım

Haz
09

50. yıl hesabı

bağladım nefsimi zincir yulara
dünyayı duvara astım gel de gör
rahatı huzuru attım kenara
Çileyi bağrıma bastım gel de gör

yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum
mazluma, mağdura kıvrak dil oldum
zulüm sıcağında serin yel oldum
yürekten yürege estim gel de gör.

sonu hatırladım, ilki duyunca,
kula kul olmadım ömür boyunca!
hakkın zehirini içtim doyunca
batılın balina kustum gel de gör.

Ülfetim olmadı iriler ile
ağıla girmedim sürüler ile;
Ölümden korkmayan diriler ile
selamı, sabahı kestim gel de gör.

aşk ceylanı emzirince sütünü
taşa çalıp, kırdım benlik putunu
düşmanımdır inkarcının bütünü
allah dostlarıdır dostum gel de gör.

bazı kötülüğü kovdum elimle
bazı kötülüğü yerdim dilimle
gücüm yetmeyince kendi halimle
haksıza buğzettim, küstüm gel de gör.

Çıkar için laf davulu çalmadım
hiçbir yerden makam, rutbe almadım
bildimse söyledim, korkak olmadım
bilmediğim yerde sustum gel de gör.

Haz
09

BirÅŸeyler Oluyor

neden bilmiyorum,birÅŸeyler oluyor bana,
kulağımda çınlayan o sesten sonra.
tesadüfler nereye götürüyor beni,
allahım artık merak ediyorum.
kulaklarım uğulduyor, beynim duruyor bazen,
onu arıyor onu düşünüyorum,olmadık yerlerde.
bana birÅŸeyler oluyor.
penceremden bakıyorum,rüzgar deli gibi esiyor,
karşı duramıyor, ağaçlar, yapraklar.
o deli rüzgar benide yakaladı,
fırtına koparıyor içimde, karşı duramıyorum.
korkuyorum allahım bu rüzgar benide götürüyor,
yakalandım kurtulamıyorum,
artık çarem kalmadı,fırtınanın dinmesin bekliyorum.
allahım yardım et,durdur şu yüreğimi delen rüzgarı,
yüreğim bende kalsın,sevgilerimi alsın.
gideceği yerde onu özgür bıraksın.


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini