akÅŸam erken iner mahpusaneye.
ejderha olsan kar etmez.
ne kavgada ustalığın,
ne de çatal yürek civan oluşun.
kar etmez, inceden içine dolan,
alıp götüren hasrete.
akÅŸam erken iner mahpusaneye.
İner, yedi kol demiri,
yedi kapıya.
birden, ağlamaklı olur bahçe.
karşıda, duvar dibinde,
Üç dal gece sefası,
Üç kök hercai menekÅŸe…
aynı korkunç sevdadadır
gökte bulut, dalda kaysı.
baÅŸlar koymaÄŸa hapislik.
karanlık can sıkıntısı…
“kürdün gelini”ni söyler maltada biri,
bense voltadayım ranza dibinde
ve hep olmayacak şeyler kurarım,
gülünç, acemi, çocuksu…
vurulsam kaybolsam derim,
Çırılçıplak, bir kavgada,
erkekçe olsun isterim,
dostluk da, düşmanlık da.
hiçbiri olmaz halbuki,
geçer süngüler namluya.
baÅŸlar gece devriyesi jandarmaların…
hırsla çakarım kibriti,
İlk nefeste yarılanır cıgaram,
bir duman, kendimi öldüresiye.
biliyorum, “sen de mi?” diyeceksin,
ama akÅŸam erken iniyor mahpusaneye.
ve dışarda delikanlı bir bahar,
seviyorum seni,
Çıldırasıya

